Ekonomi yönetiminin tavizsiz bir şekilde sürdürdüğü kayıt dışı istihdamla mücadele, makroekonomik dengeler ve emekli refahı için hayati bir önem taşıyor. Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın verilerle ortaya koyduğu son analiz, sistem dışı kalan istihdamın faturasının ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serdi.
35 YILLIK MÜCADELEDE GELDİĞİMİZ NOKTA
Göstergelere bakıldığında Türkiye'nin kayıt dışı istihdamla mücadelesinde yıllar içinde önemli bir mesafe kat edildiği görülüyor. Son 35 yıllık süreçte Türkiye genelindeki kayıt dışı istihdam oranı yüzde 24,6 seviyelerine kadar geriledi. Özellikle tarım dışı sektörlerdeki kayıt dışılığın 2025 yılı itibarıyla yüzde 15,9’a düşmesi olumlu bir gelişme olarak kayıtlara geçse de, uzmanlar kat edilmesi gereken ciddi bir yol olduğunu vurguluyor.
FATURAYI HEM ÇALIŞAN HEM DE DEVLET ÖDÜYOR
Kayıt dışı çalışmanın en büyük mağduru, sosyal güvenlik haklarından ve güvenceden mahrum bırakılan çalışanlar oluyor. Ancak tablonun diğer tarafında, işverenler arasında haksız bir rekabet ortamı doğarken, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Hazine de milyarlarca liralık prim ve vergi kaybı yaşıyor.
SADECE ASGARİ ÜCRETTEN BİLE 654 MİLYAR TL KAZANÇ
Yapılan hesaplamalara göre, tarım dışı sektörde kayıt dışı olarak çalıştırılan kişilerin tamamının sadece "asgari ücretli" olarak resmi kayıtlara geçirilmesi bile devasa bir kaynak yaratıyor. Böyle bir senaryoda SGK'nın;
Aylık prim geliri 54,5 milyar lira,
Yıllık ilave prim kazancı ise 654,3 milyar lira artış gösteriyor.
ORTALAMA ÜCRET BAZ ALINIRSA 1,5 TRİLYON LİRALIK DEV GELİR
Eğer kayıt dışı çalışanlar asgari ücret üzerinden değil de, özel sektördeki prime esas "ortalama ücret" üzerinden sisteme dahil edilirse ortaya çıkan tablo çok daha çarpıcı bir hal alıyor.
Bu durumda kayıt dışı bir işçi için sisteme; işçi/işveren sosyal güvenlik primi, işsizlik sigortası, gelir ve damga vergisi dahil aylık yaklaşık 28 bin 744 TL ödenmesi gerekiyor. Tarım dışı sektörlerdeki tüm çalışanların bu ortalama ücretle kayıt altına alınması, devletin kasasına aylık 129,1 milyar TL, yıllık ise 1 trilyon 549,4 milyar TL (yaklaşık 1,5 trilyon TL) girmesi demek oluyor.
EMEKLİYE YÜZDE 31'LİK İLAVE ZAM FIRSATI
Ortaya çıkan bu devasa kaynağın SGK dengelerine etkisi ise muazzam. 2026 yılı için SGK'nın toplam 4 trilyon 968 milyar lira emekli aylığı ödemesi ve 43,7 milyar TL gelir-gider açığı vermesi öngörülüyor.
Ahmet Kıvanç'ın analizine göre; tarım dışı sektörlerdeki çalışanların tamamı kayda alınmış olsa, Hazine'den veya SGK'nın mevcut kasasından tek bir kuruş bile harcanmadan, 2026 yılında emekli aylıklarına mevcut zamlara ilaveten doğrudan yüzde 31 oranında ek zam yapılması mümkün olabilecekti.