Mutfaktaki yangın her geçen gün büyürken, milyonlarca asgari ücretlinin gözü kulağı Temmuz ayına çevrilmiş durumda. Küresel gerilimlerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki %25’lik artış, gıdadan ulaşıma kadar her kalemi sarsmaya devam ediyor. Ocak ayında büyük umutlarla belirlenen 28.075 TL’lik net ücret, henüz yılın ilk yarısı dolmadan alım gücünü kaybetti. Türkiye Gazetesi Yazarı İsa Karakaş, asgari ücretin artık sadece bir başlangıç rakamı değil, milyonların hayata tutunmaya çalıştığı bir "yaşam destek ünitesi" haline geldiğinin altını çiziyor.
Rakamlar yalan söylemez; hele ki pazar arabasındaki eksilme bu kadar netken. Türk-İş’in Mart ayı için paylaştığı 32.793 TL’lik açlık sınırı verisi, Nisan ayı itibarıyla 34.000 TL barajını çoktan aştı. Bu tablo, asgari ücretli bir çalışanın sadece karnını doyurabilmesi için bile mevcut maaşının yaklaşık 6 bin TL üzerinde bir gelire ihtiyaç duyduğunu kanıtlıyor. Karakaş’ın deyimiyle; "Ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde". 2027 Şubat ayına kadar bu rakamla geçinmek, matematik kurallarını bile zorlayan bir imkansızlığa dönüşmüş vaziyette.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen "yılda bir kez zam yapılır" algısı, aslında tarihin gerçekleriyle uyuşmuyor. İsa Karakaş, asgari ücretin 90 yıllık mazisinde enflasyonun şahlandığı dönemlerde yılda 2, 3 hatta 4 kez güncelleme yapıldığını hatırlatıyor. Özellikle 2000-2002 yılları arasındaki "her mevsime bir zam" uygulaması bunun en somut örneği.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanması için yasada herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.
Bakanlık gerekli gördüğü her an komisyonu toplantıya çağırabiliyor.
Anayasa ve yasalara göre ücretin; gıda, konut, sağlık ve ulaşımı günün fiyatları üzerinden karşılaması devletin bir lütfu değil, ödevidir.
Asıl düğüm ise Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işleyişinde yatıyor. Komisyonda asgari ücretliyi temsil eden doğrudan bir tarafın olmaması, alınan kararların dengesini bozuyor. Hükümet ve işveren temsilcileri el ele verdiğinde, işçi tarafının 5 oyu demokratik birer sayıdan öteye geçemiyor. Karakaş, bu yapıyı "Tek kanatla kuş uçmuyor" sözleriyle eleştirerek, hükümetin iradesi olmadan rakamın değişmeyeceğine dikkat çekiyor.