Küresel piyasalarda tam iki aydır kimsenin net bir şey söyleyemediği, adeta bıçak sırtı bir dönemden geçiyoruz. 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İran arasında gidip gelen, bir türlü net bir takvime oturmayan o müzakere süreçleri, yatırımcının risk iştahını adeta rehin aldı. Son bir haftadır ekranlarda gördüğümüz o yukarı yönlü hareketlenmenin gerçek bir "boğa piyasası" mı yoksa sadece geçici bir barış rüzgârı mı olduğu, milyonlarca yatırımcının aklındaki en can alıcı soru.
Piyasanın nabzını en iyi tutan isimlerden biri olan Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, bu kritik virajda yatırımcıyı ayakları yere basan bir stratejiye davet ediyor. Memiş'e göre; şu an piyasaya yön veren temel dinamik ekonomik veriler değil, tamamen Orta Doğu'daki o gri belirsizlik. Üstelik bu sisli havanın yıl sonuna kadar dağılması da pek beklenmiyor.
Ons altın tarafındaki o tehlikeli kırılma noktalarını tek tek sıralayan Memiş'in tablosu oldukça net. Eğer Washington ve Tahran arasında o beklenen barış çubuğu tüttürülürse, ons altının bir anda 5.100 ila 5.200 dolar bandına fırlaması içten bile değil. Ancak işler tersine döner ve o masadan savaş kararı çıkarsa; işte o zaman 4.650 dolarlık desteğe kadar çekilme, hatta 4.400 dolara kadar uzanan derin bir uçurum riski masada duruyor. Memiş, grafikteki o en can alıcı sınırı şu sözlerle özetliyor: "4.900 dolar çok kritik bir direnç. Bu seviye sağlam bir şekilde kırılmadan, yukarı yönlü kalıcı bir yükselişten bahsetmek gerçekten zor."
Dışarıdaki bu jeopolitik satranç elbette doğrudan Kapalıçarşı'nın tabelalarına yansıyor.
Eğer piyasadaki o barış ihtimali güçlenirse, gram altının kısa vadede 7.000 ile 7.500 TL arasına hızla tırmanması bekleniyor. Asıl büyük şok ise yaz aylarında! Memiş'in projeksiyonuna göre, yaz sıcaklarıyla birlikte gram altının 8 bin TL'nin üzerine çıkma ihtimali oldukça yüksek. Tam da bu yüzden usta isim yatırımcıya o altın değerindeki tavsiyesini yineliyor: “Fiyata değil, elinizdeki miktara odaklanın.”
Peki sokağın gerçek gündeminde ne var? Borcu olan, yazın evladını evlendirecek olan vatandaş bu fırtınada gemisini nasıl kurtaracak?
Memiş, altında işçilik farklarının kapanmasını mevcut dönemde ciddi bir alım fırsatı olarak değerlendiriyor. Ancak elindeki altını satıp borç kapatmayı veya faize yatırmayı düşünenler için çok net bir fren yapıyor: "Eğer borcun veya faizin büyük bir bölümü ödenmişse, o altını elden çıkarmaya hiç gerek olmayabilir. Ben şahsen böyle bir piyasada acele etmezdim."
Yönün böylesine belirsiz olduğu bir ortamda "Şu an tüm paramla altın alayım mı?" sorusuna verilecek en mantıklı cevabın dengede kalmak olduğunu belirten Memiş, riskin %50-%50 olduğunu vurgulayarak portföyleri yarı yarıya bölmenin (kademeli alım/satım) en güvenli liman olacağının altını çiziyor.