Enflasyon canavarı karşısında cüzdanları alev alev yanan emekliler, adaletin terazisinden çıkacak o müjdeli haberi bekliyordu. Ancak olmadı. 2023 yılında çalışan memurlara can suyu olarak verilen 8 bin 77 liralık ilave ek ödemenin (seyyanen zam) emekli maaşlarına da yansıtılması için başlatılan hukuk savaşında ilk büyük hayal kırıklığı yaşandı. Emekli kamu görevlisi Adnan Okur’un büyük umutlarla açtığı emsal dava, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi’nin duvarına çarptı.
Yerel mahkemenin "emekliye ödeme yapılmasına dair yasal bir düzenleme bulunmuyor" şeklindeki gerekçesini yerinde bulan istinaf, başvuruyu oy çokluğuyla geri çevirdi. Karar, maaş uçurumu altında ezilen milyonlarca emeklide soğuk duş etkisi yarattı.
Dava dosyası belki reddedilmişti ama o kararın altına atılan bir imza, Türkiye'deki tüm emekliler için yepyeni bir umut kapısını araladı. Oy çokluğuyla alınan karara itiraz eden ve muhalefet şerhi koyan Daire Başkanı, milyonların hislerine tercüman olan o çarpıcı tespitleri doğrudan resmi tutanaklara geçirdi.
Başkan, yapılan bu eşitsiz uygulamanın iptali için dosyanın acilen Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gönderilmesi gerektiğini savundu. O tarihi şerhte yer alan ifadeler, hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak cinstendi:
“Enflasyon hem çalışanı hem de emekliyi aynı oranda ve acımasızca vururken, iyileştirmenin sadece çalışana yapılması Anayasa’nın eşitlik ilkesini temelden zedeler. Emeklilerin bu ödemeden mahrum bırakılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki 'ayrımcılık yasağı'na açıkça aykırıdır. Anayasa’da yaşlılar için öngörülen pozitif ayrımcılık ilkesi resmen göz ardı edilmiştir.”
Daire Başkanı işin sadece kağıt üzerindeki anayasal boyutuyla kalmadı, sokağın gerçeğini de dosyaya yansıttı. Verilen 8 bin 77 liralık zammın; memurun fiili olarak fazladan çalışarak hak ettiği bir "ek ders" veya "döner sermaye" ödemesi olmadığını üstüne basa basa vurguladı.
Bu para, doğrudan hayat pahalılığına karşı verilmiş bir "iyileştirme" kalkanıydı. Yaşı ve bozulan sağlığı nedeniyle pazarda limon satma veya ek iş yapma ihtimali kalmayan emekli, enflasyon fırtınasının ortasında tamamen korumasız bırakılmıştı. Başkana göre, bu paranın emekliyi kapsamaması için hiçbir hukuki ve vicdani neden bulunmuyordu.
İstinaf kapısının bu ret kararıyla kapanması, aslında daha büyük bir hukuki savaşın da fitilini ateşledi. Davacı avukatı Tacettin Çolak, mahkemenin verdiği bu ret kararını "sosyal hukuk devleti ilkesine vurulmuş ağır bir darbe" olarak nitelendirerek geri adım atmayacaklarını ilan etti.