Piyasaların gözü kulağı haftalardır Orta Doğu'daki ateşkes haberlerinde ve petroldeki sert dalgalanmalardayken, yurt içindeki o meşhur "Paramı enflasyona karşı nasıl korurum?" sorusunun Mart ayındaki resmi cevabı belli oldu.
TÜİK'in açıkladığı taze verilere göre, geçtiğimiz ay tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde yatırımcısının yüzünü güldüren tek araç, yüzde 1,08'lik reel getiriyle mevduat faizi (brüt) oldu. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) baz alındığında da bu oran yüzde 0,72 olarak kayıtlara geçti. Kısacası, parasını bankada vadeli hesapta tutanlar Mart ayında risksiz bir şekilde enflasyonun bir adım önünde kalmayı başardı.
Mevduat faizi şov yaparken, döviz ve borsa tarafında esen soğuk rüzgarlar yatırımcıyı ciddi şekilde üşüttü. Mart ayında TÜFE ile indirgendiğinde tablo tam bir hayal kırıklığıydı.
Borsa Çakıldı: Küçük yatırımcının son dönemdeki gözdesi BIST 100 endeksi, yüzde 8,45'lik ağır kayıpla ayın en çok kan kaybeden aracı olarak dibe vurdu.
Dövizde Erime: Güvenli liman arayanların klasik tercihi dolar yatırımcısına yüzde 0,79 kaybettirirken, eurodaki erime yüzde 3,03'ü buldu. Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ise yüzde 3,53 eksi yazdı.
Altın Kısa Vadede Üzdü: Külçe altın bile aylık bazda yatırımcısını enflasyon karşısında yüzde 4,68 oranında içeriye soktu.
Aylık tabloda mevduat faizi zirveye otursa da, zaman çizelgesini genişlettiğimizde o sarsılmaz gerçek yine karşımıza devasa bir dağ gibi çıkıyor: Altın.
TÜİK verileri, "Altın uzun vadede asla kaybettirmez" diyen dedelerimizi ve ninelerimizi bir kez daha haklı çıkardı. Yıllıklandırılmış verilere baktığımızda külçe altın, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 51,1 gibi inanılmaz bir oranla yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağlayan araç oldu. Yİ-ÜFE ile hesaplandığında ise bu devasa getiri yüzde 54,39'a kadar çıkıyor. Yani tam bir yıl önce parasını fiziki altına bağlayanlar, enflasyonu adeta ezip geçti.
Yıllık tabloda altını uzaktan izleyen mevduat faizi yüzde 1,98 kazandırırken; uzun vadede en ağır darbeyi yüzde 9,02'lik devasa erimeyle dolar alanlar yedi. Euro'nun yıllık kaybı ise yüzde 2,64 oldu.
Görünen o ki, kısa vadede yüksek faizin o risksiz cazibesi korunmaya devam edecek. Ancak uzun vadeli yatırımcının o kadim "güvenli liman" sevdası kolay kolay tahtından inmeyecek gibi duruyor. Enflasyonist bir ortamda sepet yapmanın ve yumurtaları aynı kefeye koymamanın ne kadar hayati olduğu bu rakamlarla bir kez daha tescillendi.