Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalar sürerken, piyasaların yakından takip ettiği isimlerden Selçuk Geçer, katıldığı televizyon programında gündemi sarsacak açıklamalara imza attı. Mevcut para ve faiz politikalarının enflasyonu baskılamada yetersiz kaldığını dile getiren Geçer, özellikle "kur şoku" riskine karşı yatırımcıyı uyardı. Ekonomi yönetiminin sadece faiz ve finans hamleleriyle günü kurtarmaya çalıştığını belirten ünlü ekonomist, bu tablonun sürdürülebilir olmadığını savunuyor.
Döviz kurları üzerindeki baskılamanın Türkiye'nin stratejik sektörlerine darbe vurduğunu iddia eden Selçuk Geçer, kurun olması gereken seviyeye dair sert konuştu. İhracat ve turizmin bu durumdan doğrudan zarar gördüğünü belirten Geçer'in döviz piyasasına yönelik analizleri şu başlıklarla öne çıkıyor:
Kur tahmini yapmadığını, kurun halihazırdaki reel değerini paylaştığını belirten Geçer'e göre doların bugün gerçek yeri 90 liradır.
Kurun 45 lira seviyesinde tutulmasının piyasa dengelerini bozduğunu ifade ediyor.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch'in bile kur şoku riskinden bahsettiğine dikkat çekiyor.
Sadece faiz politikalarıyla çözüm aranmasının yanlış olduğunu, asıl çıkışın üretim odaklı kalkınma modelinde olduğunu vurguluyor.
Küresel ölçekteki savaş belirsizliklerinin güvenli liman olan altına talebi diri tuttuğunu hatırlatan Geçer, ons altın için uzun vadeli ve oldukça iddialı bir yol haritası çizdi. Kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde büyük bir yükseliş beklentisi içinde olan ekonomistin altın öngörüleri şöyle:
Ons altın için kısa vadeli ilk hedef aralığının 5.000 ile 5.500 dolar arası olduğunu öngörüyor.
5.500 dolar barajının aşılması durumunda fiyatların 7.000 dolara doğru evrileceği kanaatinde.
Bu devasa yükselişin gerçekleşmesi için en fazla 7-8 aylık bir zaman dilimine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor.
Ekonomik tablonun insani boyutuna da değinen Geçer, Türkiye’nin en temel meselesinin enflasyondan ziyade "fakirlik ve işsizlik" olduğunu savundu. TÜİK tarafından paylaşılan verilerin sokaktaki gerçeklikle örtüşmediğini belirten yazar, şu noktalara parmak bastı:
Türkiye'de her üç kişiden birinin işsiz olduğunu iddia ediyor.
Çalışan kesimin yoksul, çalışmayanların ise daha derin bir sefalet içinde olduğunu vurguluyor.
Halkın alım gücünün her geçen gün erimesinin toplumsal riskleri artırdığına dikkat çekiyor.
NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi değildir.