Sistem acımasız işliyor. Hayatınızı tek başınıza idame ettirme kararı aldıysanız, piyasa kuralları sizi anında "dezavantajlı" gruba itiyor. Ekonominin tüm çarkları en az üç veya dört kişilik ailelere göre dönerken, yalnızlık sadece sosyolojik bir durum olmaktan çıkıp devasa bir finansal yüke dönüştü.
Alışveriş sepetinizi alıp reyonlar arasında dolaşmaya başladığınız an, o gizli verginin ilk taksidini ödüyorsunuz. Perakende sektörü, aile boyu devasa ürünleri cazip birim fiyatlarıyla sunarken, yalnız yaşayanların mecburen yöneldiği küçük gramajlı paketlerde kâr marjını adeta arşa çıkarıyor.
Durum özellikle şarküteri reyonunda içler acısı. Zincir marketlerde bir kilogramlık bütün bir salamı 1.000 TL’ye alabiliyorken, israf olmasın diye o küçük, ince dilimli paketlere yöneldiğinizde kilogram başına ödediğiniz rakam bir anda 1.250 TL’ye fırlıyor. Sadece gıda mı? 5 litrelik suyun litre maliyeti kuruşlarla ifade edilirken, küçük pet şişelerdeki suyun litre fiyatı adeta benzinle yarışıyor. Sonuç? Yalnız yaşayan tüketici ya fahiş fiyatı sineye çekecek ya da büyük boy alıp yarısını çöpe atacak.
Barınma krizi zaten başlı başına bir dert. Ancak yalnızsanız, emlak piyasasında yediğiniz darbe çok daha sert. Şehir merkezlerinde 2+1 ve 3+1 daireler ile o kutu gibi 1+1 daireler arasındaki fiyat makası tamamen kapanmış durumda.
Örneğin Beşiktaş'ı ele alalım: 100 metrekarelik geniş bir evin aylık kirası 40 bin TL seviyelerinde geziyor. Basit bir matematikle metrekaresi 400 TL. Peki, 50 metrekarelik bir 1+1 daire tutmak isterseniz ne oluyor? Fiyat yarıya düşmüyor! Aksine 25-30 bin TL bandında tıkılıp kalıyor.
Yani tek başınıza yaşamaya kalktığınızda, bir metrekareye 500 ile 600 TL arasında bir bedel ödüyorsunuz. Aile evinde kiralar ve aidatlar 2-3 maaşa bölünerek eritilirken, bekârlar tüm bu yükü tek bir omuzda taşımak zorunda.
Kira bitti, dert bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Evinize giren o sabit internet hattı için her ay ödediğiniz 500 TL'lik fatura, dört kişilik bir evde kişi başı 125 TL'ye denk gelirken, sizin cebinizden blok halinde çıkıyor. Elektrik, su, doğalgazdaki sabit kullanım bedelleri de cabası. Dijital yayın platformlarının o meşhur "Aile Paketleri" ile bireysel üyelikler arasındaki devasa uçurum da işin tuzu biberi.
Dışarıda Yemek ve Tatil: Yalnızlara Yasak Bölge!
Mutfak masraflarından kaçıp bir restorana sığınmak mı? Günümüzde ortalama bir esnaf lokantasında veya kafede tek bir öğün yemeğin faturası 500 TL'yi zorluyor. Oysa aynı öğünü evde hazırlamanın porsiyon maliyeti taş çatlasa 120-150 TL. Her gün dışarıdan beslenen bir bekâr ayda 15 bin TL'yi sadece yemeğe gömerken, evde pişen tencerenin maliyeti 4.500 TL'yi geçmiyor. Dışarısı tam üç kat daha pahalı.
Yıllık izne çıkıp biraz nefes almak istediğinizde de turizm sektörünün o soğuk yüzüyle çarpışıyorsunuz. Otel rezervasyonları kişiye değil, tamamen 'odaya' kesiliyor. İki kişi için geceliği 5.000 TL olan standart bir odayı tek başınıza tuttuğunuzda, fiyat 2.500 TL'ye düşmüyor. "Tek kişi konaklama farkı" adı altında sizden 4.000-4.500 TL talep ediliyor. Yanınızda olmayan hayali bir insanın tatil parasını ödüyorsunuz.