Elektrikli araçlar casusluk için mi kullanılıyor?
Özellikle son yıllarda üretilen modern elektrikli ve akıllı araçlar, barındırdıkları çok sayıda kamera, mikrofon, sensör, GPS ve sürekli aktif internet (SIM, Wi-Fi, Bluetooth) bağlantıları nedeniyle ulusal güvenlik ve veri mahremiyeti tartışmalarının odağında yer almakta.
Neden Casusluk ve Güvenlik Riski Olarak Görülüyorlar?
Bu araçlar casus araçlar olarak da ifade ediliyor. İşte nedenleri:
- Sürekli Veri Toplama: Araçlar çevrelerini anlık olarak tarar; kameralar ve sensörler görüntü, ses ve konum verilerini sürekli kaydeder.
- Özel Yazılımlar ve Teknolojiler: İsrailli firmaların geliştirdiği "araba istihbaratı" (CARINT) gibi teknolojiler veya çeşitli yazılımlar vasıtasıyla araç sistemlerinden (multimedya, mikrofon, lastik basınç sensörleri) veri sızdırılabildiği veya uzaktan erişim sağlanabildiği iddia edilmektedir.
- Kritik Tesis Yasakları: Artan siber güvenlik ve istihbarat endişeleri nedeniyle, stratejik ve hassas bölgelerde (örneğin savunma sanayii tesisleri) yabancı menşeli akıllı ve elektrikli araçların girişine kısıtlamalar ve yasaklar getirilmektedir.
ARAÇLAR AJAN OLARAK TANIMLANIYOR
Araçların tamamı doğrudan bir "ajan" olarak tasarlanmamış olsa da, topladıkları devasa veri yığını ve bu verilerin bulut sunuculara veya üretici ülkelerin merkezlerine aktarılabilme potansiyeli ciddi bir dijital izleme ve siber güvenlik riski oluşturmakta.
Bu durum, geleneksel otomobillerden farklı olarak modern elektrikli araçları hareketli birer veri toplama istasyonuna ve potansiyel bir siber tehdit unsuruna dönüştürmekted.
Elektrikli araç teknolojisi her geçen gün yeni bir seviyeye evriliyor
Bu arada otonom araç kavramı hayatımıza girerken gizlilik konusu tartışmaların odağında yer alıyor.
Bu kapsamda dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit, Denizli'de bulunan Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsünde düzenlenen "Gelişen dünyada değişen tehditler, yapay zeka, biyoloji ve genetik" adlı konferansa katıldı.
Burada bir konuşma gerçekleştiren Faruk Akşit, teknolojinin insanlığın yararına kullanılabileceği gibi kötü amaçlarla da kullanılabileceğini söyledi.
YAPAY ZEKA VE ALGORİTMA
Akşit, yapay zekanın öğrenen algoritmalar sayesinde geliştiğini ancak bu sistemlerin her zaman doğru bilgi üretmediğini dile getirdi.
Yapay zekanın yanlış veya uydurma bilgileri gerçekmiş gibi sunabildiğine dikkati çeken Akşit, bilimsel araştırmalarda gerçekte bulunmayan veriler ve kaynaklar üretebildiğini, bu nedenle elde edilen bilgilerin mutlaka doğrulanması gerektiğini ifade etti.
KİŞİSEL VERİLERİN ÖNEMİ
TEI Genel Müdürü ayrıca yapay zekanın ikna kabiliyetinin de önemli bir risk oluşturduğunu belirterek; kişisel verilerin analiz edilmesiyle insanların ilgi alanları, beklentileri ve hassasiyetlerinin tespit edilebildiğini, bu bilgilerin seçimler başta olmak üzere farklı alanlarda insanları yönlendirmek amacıyla kullanılabileceğini savundu.
Dijital platformlarda paylaşılan bilgilerin kişisel mahremiyet açısından doğurabileceği sonuçlara da değinen Akşit, kullanıcıların yapay zeka uygulamalarına ve çevrim içi hizmetlere aktardıkları veriler konusunda dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı.
AKILLI EV SİSTEMLERİ GÜVENLİK RİSKİ TAŞIYABİLİR
Akşit, internet bağlantılı cihazların ve akıllı ev sistemlerinin de güvenlik riski taşıyabildiğini belirterek robot süpürgeler, kameralar ve diğer akıllı cihazların kötü niyetli kişiler tarafından kontrol edilebileceğine ilişkin örnekler paylaştı.
Dijital sistemlerde güvenliğin yalnızca güçlü şifrelerle sağlanamayacağını ifade eden Akşit, internete bağlı sistemlerin siber saldırılara açık olabileceğine işaret etti.
Savunma sanayiinde bilgi güvenliğinin önemini de anlatan Akşit, TEI'de kritik bilgilerin korunması amacıyla internetten fiziksel olarak ayrılmış sistemler kullandıklarını aktardı.
ONLAR “ARABANIN KONTROLÜNÜ ELE GEÇİRİYOR”
Akşit, özellikle otonom ve elektrikli araçların sahip olduğu kamera, sensör ve yazılımların güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Yapay zekayla savaş simülasyonu yaparsanız, yapay zeka hemen her seferinde arabaları füze olarak kullanıyor. Ne demek o? Yerde yürüyen güdümlü füze olarak kullanıyor. Arabanın kontrolünü ele geçiriyor. Seni askeri birliğin kapısına çakıyor. İçinde sen varsın, yoksun; yapay zekayı pek ilgilendirmiyor o. Çok tehlikeli.
“YABANCI ELEKTRİKLİ ARABALARI KAMPÜSÜN İÇİNE SOKMUYORUZ”
Biz Türkiye olarak ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI olarak yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz. Çünkü çok fazla sensör var, kamera, bilmem ne... Haritasını çıkarıyor ve kontrolü bizde değil. Yerlilere izin veriyoruz; yazılımı da kontrolü de bizde.
TEHLİKE BÜYÜK MÜ?
Ama tehlike büyük. Allah korusun, bir savaş durumunda ne olacağını bilemezsiniz. Yazılımın kontrolü sizde ise şifreyi, yazılımı değiştirip tekrar güvence altına alabilirsiniz. Ama yazılım ve kontrol başka birindeyse, o ne istiyorsa onu yapar ne yazık ki."
Konuşmasının kişisel değerlendirmelerini içerdiğini belirten Akşit, dijital teknolojilerin sunduğu imkanlardan yararlanırken ortaya çıkabilecek risklere karşı toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğinin altını çizdi.