Amerika-İran savaşında adeta bir taktik ve manevra alanına dönüşen Hürmüz Boğazı, dünyada büyük bir ekonomik krizi tetikleme aşamasında.
Hürmüz Boğazı çatışmanın merkezinde
Bilindiği gibi Basra Körfezi'nde bulunan ve çatışmalar öncesinde sivil deniz trafiğine açık olan Hürmüz Boğazı, ABD ile İran arasındaki gerilimin en kritik noktalarından biri haline geldi.
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ilk saldırılarının üzerinden yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen krizin sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerde henüz ilerleme sağlanamadı.
İran yönetimi Washington'dan çeşitli tavizler talep ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran üzerindeki baskıyı "ekonomik savaş" yoluyla artırmayı hedefliyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgedeki deniz trafiğine ilişkin çarpıcı bir açıklamayla krize dahil oldu.
6 Bİn DENİZCİ 400'E YAKIN GEmİ
Bu kapsamda IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık 6 bin denizciyi taşıyan 400'e yakın geminin güvenli şekilde Basra Körfezi'nden çıkamadığını bildirdi.
Genel Sekreter Dominguez, bazı gemi ve mürettebatın bölgeden ayrılmayı başardığını ancak çok sayıda geminin halen güvenli bir çıkış yolu beklediğini belirtti. Yaşanan durumun bölgedeki deniz taşımacılığı ve küresel tedarik zincirleri açısından ciddi risk oluşturduğu vurgulandı.
Büyük tedarik zincirleri için kritik uyarı
Hürmüz Boğazı artık büyük bir ekonomik krizin eminini oluşturmaşa başladı.
Bu kapsamda, krizin hem kısa hem de uzun vadede ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, yakıt, gübre ve diğer temel emtiaların taşınmasını sağlayan kritik tedarik zincirlerindeki aksamanın küresel ölçekte toplumlar ve ekonomiler üzerinde doğrudan etkiler oluşturabileceğini belirtti.
Karadeniz'den Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne tusinami etkisi
Dolayısıyla deniz güvenliğinin dünya genelinde giderek kötüleşmesinden duyduğu endişeyi de dile getiren Dominguez, Karadeniz'den Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne kadar uzanan bölgelerdeki risklerin tüm dünyayı etkilediğini ifade etti. Dominguez, özellikle çatışmalardan doğrudan etkilenen binlerce masum denizcinin durumunun büyük endişe yarattığını vurguladı.
“Seyrüsefer serbestisi yeniden sağlanmalı”
Dominguez, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konseyinin temmuz ayında hayati öneme sahip deniz yollarının korunmasına yönelik bir karar taslağını kabul ettiğini hatırlattı.
Artık uluslararası seyrüseferde kullanılan boğazlarda transit geçiş hakkının hiçbir koşulda tehdit edilmemesi, engellenmemesi veya askıya alınmaması gerektiğini vurgulayan Dominguez, Hürmüz Boğazı'nda engelsiz geçişin yeniden sağlanması için koordineli ve sürdürülebilir bir çözüm çağrısında bulundu.
Dominguez, bu hedefin hayata geçirilmesi için güçlü siyasi irade ve işbirliğine ihtiyaç olduğunu belirtirken, tüm üye devletler ile denizcilik sektörünü, boğazdaki seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis edecek somut çözümler geliştirmek üzere IMO ve Birleşmiş Milletler sistemiyle birlikte çalışmaya davet etti.