Dünya nüfusu yaşlanıyor… Dünya genelinde 65 yaş ve üzerindeki insanların sayısı, kayıtlara geçen tarihte ilk kez 5 yaş ve altındaki çocukların sayısını aştı. Düşen doğurganlık ve uzayan hayat süresi, nüfus dengesini kalıcı biçimde değiştiriyor.
Öyle ki bu değişim yalnızca Japonya, Güney Kore ve Avrupa ülkeleri gibi uzun süredir yaşlanan toplumlarla sınırlı değil. Düşük doğum oranları Asya’dan Latin Amerika’ya kadar yayılırken gelişmekte olan ülkelerin de çok daha hızlı bir yaşlanma sürecine girdiği görülüyor.
Dolayısıyla Birleşmiş Milletlerin (BM) projeksiyonlarına göre 65 yaş ve üzerindeki nüfusun 18 yaş altındaki çocukların tamamını geçmesi ancak 2070’lerin sonlarında gerçekleşebilir.
ARTIK YAŞLI NÜFUS 2060’TA 2 MİLYARA ULAŞACAK
Artık dünya genelindeki 65 yaş ve üzeri nüfusun 2025’te yaklaşık 852 milyondan 2060 yılında 2 milyara çıkacağı tahmin ediliyor. Aynı dönemde yaşlıların toplam nüfus içindeki payının yüzde 10,5’ten yüzde 19,6’ya yükselmesi bekleniyor.
Dolayısıyla 2060’a gelindiğinde dünyadaki yaklaşık her beş kişiden biri 65 yaş veya üzerinde olacak. Dünya nüfusunun ise aynı dönemde 8,13 milyardan 10,23 milyara ulaşacağı öngörülüyor.
Öyle ki bu 2 milyarlık artış çocuk ve gençlerden oluşmayacak. 0-19 yaş aralığının büyük ölçüde sabit kalması bekleniyor. Rapora göre söz konusu artışın 1,148 milyarının 65 yaş ve üzerindeki nüfusun büyümesinden kaynaklanması öngörülüyor.
OĞURGANLIK NÜFUS DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Bu kapsamda nüfusun yaşlanmasının arkasında iki temel etken bulunuyor. Sağlık hizmetleri, beslenme ve hayat koşullarındaki gelişmeler insanların daha uzun yaşamasını sağlarken doğum oranları giderek geriliyor.
Amerika Nüfus Sayım Bürosunun verilerine göre 2023 yılında dünya nüfusunun yüzde 71’inden fazlası, kadın başına yaklaşık 2,1 çocuk olarak kabul edilen nüfusun yenilenme seviyesinde veya bunun altında doğurganlığa sahip ülkelerde yaşıyordu. Bu oran 2013 yılında yüzde 45 seviyesindeydi.
Yine Çin ve Hindistan gibi dünyanın en kalabalık ülkeleri de yenilenme seviyesinin altına inmiş durumda. Bangladeş, Meksika ve Vietnam ise son yıllarda aynı eşiği geçen büyük ülkeler arasında bulunuyor.
Uzun süredir doğumlarındüşük kalması, küçük kuşakların kendilerinden önce gelen büyük kuşakların yerini dolduramamasına yol açıyor. Böylece yalnızca toplam nüfus artışı yavaşlamıyor; çalışanlar, çocuklar ve yaşlılar arasındaki denge de değişiyor.
NÜFUS TÜRKİYE'DE DE HIZLA YAŞLANIYOR
Öte yandan Türkiye, birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen aynı demografik dönüşümün içinde bulunuyor.
Bu kapsamda TÜİK verilerine göre Türkiye’deki 65 yaş ve üzeri nüfus, 2020-2025 döneminde yüzde 20,5 artarak 9 milyon 583 bin kişiye ulaştı. Yaşlıların toplam nüfus içindeki payı da yüzde 9,5’ten yüzde 11,1’e yükseldi. Türkiye’nin ortanca yaşı ise aynı dönemde 32,7’den 34,9’a çıktı.
Yanı sıra mevcut nüfus projeksiyonlarında 65 yaş ve üzerindeki kişilerin Türkiye nüfusundaki payının 2030’da yüzde 13,5’e, 2040’ta yüzde 17,9’a ve 2060’ta yüzde 27’ye ulaşabileceği hesaplanıyor.
Öyle ki doğurganlıktaki gerileme bu süreci hızlandırıyor. Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2025 yılında kadın başına 1,42 çocuğa kadar düştü. Aynı yıl 895 bin 374 canlı doğum gerçekleşti. Doğurganlık oranı, nüfusun kendisini yenileyebilmesi için gereken 2,1 seviyesinin dokuz yıldır altında bulunuyor.