Türkiye’deki tarımsal alanda ilginç rakamlar var.
İklim değişikliği, su kıtlığı, artan üretim maliyetleri, dünyadaki savaşlar-jeopolitik gerilimler, dünya ekonomisindeki çalkantılar, yüksek enflasyon ve piyasa belirsizlikleri Türkiye'nin tarım politikasını da etkiliyor.
Bu durum yeni bir destekleme modelini zorunlu kılıyor.
Uzmanlara göre yeni dönemin temel sorusu artık “çiftçiye ne kadar destek veriyoruz?” değil, “verilen destek çiftçileri ve kırsalı geleceğin risklerine ne kadar hazırlıyor, verilen destekler üretim kadar kırsalda yaşayanların asgari yaşam ve refah gereksinimlerini karşılıyor mu?” olmalı”.
bu yıl Üretim fazla ama çiftçi mutsuz
Süreç içerisinde, Türkiye'de tarım politikalarının en önemli hedefinin üretim ve en önemli araçlarından birinin çiftçi destekleri olduğuna dikkat çekilirken, mazot, gübre, ürün ve prim destekleri ile sübvansiyonlu krediler üretimin sürdürülebilmesi açısından kuşkusuz önemini koruyor.
Yine de iklim değişikliğinin hızlanması, su kaynaklarının üzerindeki baskı, üretim maliyetlerinin yükselmesi ve piyasalardaki belirsizlikler, zayıf örgütlenme düzeyi destekleme politikasının kapsamının yeniden düşünülmesini gerektiği belirtiliyor.
Özellikle bu yıl üretimin genellikle fazla olmasına rağmen çiftçideki mutsuzluğun da model değişikliğini zorunlu kıldığını dile getiren uzmanlar, genel enflasyon ve tarımsal girdi fiyatlarındaki artışın çiftçilerin reel getiri elde etmelerini zorlaştırdığı görüşünde birleşiyorlar.
Artık güvenli gıda, kırsal istihdam, biyolojik çeşitlilik, genç nüfusu kırsalda tutmak ve sanayiye hammadde sağlamak durumunda olduğu için tarımın çok işlevli bir ekonomik sektöre dönüştüğünü ifade ediliyor.
Bu kapsamda geleneksel destekleme yaklaşımında üretim miktarı, maliyetler üzerinde olduğunu dile getiren uzmanlar, yeni sistemin odağının çiftçinin ekolojik, teknolojik ve hatta hedonik (psikolojik tatmin) dayanıklılığı olması gerektiğine işaret ediyorlar.
Bu kapsamda Türkiye'de hayvancılıktaki çelişkiye de dikkat çekiliyor.
SİGORTALI ÇİFTÇİ İLE SİGORTALI BÜYÜKBAŞ HAYVAN FARKI
Türkiye'deki büyükbaş hayvanların yaklaşık %56'sı sigortalı iken, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilerin %26'sı (2,363 milyon çiftçiden 616 bini) SGK kapsamında.
Yani SGK kapsamındaki çiftçi sayısı, sigortalı büyükbaş hayvan sayısının oransal yarısının da altındadır" dedi.
Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) kayıtlı (Bağ-Kur kapsamında) sigortalı çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyon 14 bin iken, 2026 yılı verilerine göre yaklaşık 616 bine geriledi.
ÇİFTÇİ GÜVENCESİZ Mİ?
Yani;
SGK Kayıtlı Çiftçi Sayısındaki Değişim: 2009 Yılı: 1 milyon 14 bin çiftçi; 2026 Yılı: 616 bin 244 çiftçi
Azalış Oranı: Son 15 yılda sigortalı çiftçi sayısı yarı yarıya düşmüş durumda.
Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan yaklaşık 2,363 milyon çiftçinin yalnızca yüzde 26'sı SGK güvencesine sahip.
Çiftçilerin prim ödemekte zorlanması ve ekonomik koşullar, kayıtlı sigortalı sayısının her geçen yıl azalmasında ana etken olarak gösterilmekte.
SİGORTALI BÜYÜKBAŞlar
Öte yandan Türkiye'de 2025 yılının ikinci döneminde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre hayat sigortası kapsamında 5.254.104 adet büyükbaş hayvan sigortalanmış durumda.
Türkiye genelindeki büyükbaş hayvanların yaklaşık %56'sı TARSİM kapsamında sigortalı bulunmakta.
2025 yılı verilerinde büyükbaş hayvanların yanı sıra 11.285.975 adet küçükbaş hayvan da hayat sigortasıyla güvence altına alınmıştı.