Kısa süre önce, üreticiden aldığı ürünün fiyatını sahte faturalarla katlayarak hem haksız kazanç sağlayan hem de vatandaşın ürünü pahalıya almasına sebep olan kesimlere yönelik operasyonun ardından gözler uzun süredir üzerinde çalışılan Hal Yasası’na çevrildi. Yeni Hal Yasası ile üreticiden rafa kadar uzanan zincirde gıda enflasyonunu tetikleyen unsurlara neşter vurulması hedefleniyor.
İlgili kanunun yeni yasama döneminde çıkması bekleniyor. Mevcut kanunda toptancı hallerindeki iş yerlerinin en az yüzde 20’si üretici örgütlerine ayrılıyor. Hazırlanan düzenlemede bu oranın yüzde 40’a çıkarılması öngörülüyor. Böylece kooperatif ve üretici birliklerinin ürünlerini pazara daha doğrudan ulaştırabilmelerinin önü açılacak.
DÜZENLEME RAF FİYATLARINA OLUMLU YANSIYACAK
Bu arada üretici birliklerine yönelik özel haller kurulması ve özel pazar yerleri ayrılması da hazırlanan hükümler arasında bulunuyor. Yeni Hal Yasası ile ürünün her el değiştirmesinde oluşan ilave maliyetlerin sınırlanması ve bunun raf fiyatlarına olumlu yansıması bekleniyor.
Yine yasanın bir diğer ayağını ürün kayıplarının azaltılması oluşturacak. Sebze ve meyvenin ambalajlanması, taşınması, depolanması ve perakende satışına ilişkin standartların daha etkin uygulanmasıyla tarladan rafa kadar oluşan kayıpların azaltılması hedefleniyor. Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Recai Kesimal, Hal Yasası’nın daha fazla gecikmeden çıkarılması gerektiğini söyledi.
HAL YASASI
Kesimal, “Bu yasanın işin ehli insanlar tarafından enine boyuna değerlendirilip, hem tüketicinin hem üreticinin hem de satıcının, menfaatlerine uygun şekilde ortak bir paydada buluşturulması lazım. Hal Yasası muhakkak çıkarılmalı” dedi. Tarladan rafa oluşan fiyat farkının yalnızca aracı veya perakendeci kârıyla açıklanamayacağını vurgulayan Kesimal, yaş sebze ve meyvede nakliye, akaryakıt, işçilik, fire, kasa ve ambalaj giderlerinin fiyat üzerinde önemli etkisi bulunduğunu söyledi.
“Tüketicinin ödediği fiyatı etkileyebilir”
Bu arada Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü, konuyla ilgili soruşturmanın sadece vergi ve muhasebe yönüyle değil, üreticiden tüketiciye uzanan fiyat zinciri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fiyatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından bir an önce dijital takip sistemi ve Hal Yasası'nın hayata geçirilmesi gerektiğini ifade.
Güllü, soruşturmayla ilgili haberlerde bazı üreticilerin gerçek satış fiyatları ile düzenlenen makbuzlardaki bedeller arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin örnekler aktarıldığını belirterek, asıl sorunun yalnızca “Kim ne kadar kazandı?” olmadığını, maliyet ve fiyat oluşumundaki uygulamaların bedelini kimin ödediğinin de ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Sahte veya gerçeğe aykırı müstahsil makbuzu düzenlenmesinin doğrudan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen bir konu olmadığını belirten Güllü, “Ancak böyle bir uygulamanın soruşturma sonucunda doğrulanması halinde ürünün gerçek maliyeti ve gerçek fiyat oluşumu hakkında yanıltıcı bir ekonomik zincir oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerek. ‘Maliyet arttı’ gerekçesiyle tüketiciden alınan bedelin gerçekten oluşmuş bir maliyete dayanıp dayanmadığı incelenmeli” diye konuştu. Soruşturma kapsamında 1.029 çiftçinin beyanına başvurulmasının önemli bir veri seti oluşturduğunu belirten Güllü, gerçek fiyatın izinin sürülebilmesi için ürünün kimden çıktığı, kaç liraya satıldığı, kime ve kaç kez el değiştirdiği ile tüketiciye hangi fiyatla ulaştığının bütün aşamalarda ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin incelenmesinin de bu açıdan önem taşıdığını belirten Güllü, 1.029 çiftçinin beyanının yalnızca soruşturma dosyasında kalmaması gerektiğini ifade etti. Güllü, ÇKS’deki üretim miktarı ile Hal Kayıt Sistemi’ndeki satış kayıtlarının; müstahsil makbuzu, e-müstahsil makbuzu, sevk irsaliyesi, fatura, hal giriş-çıkış fiyatları, toptan satış fiyatı ve nihai perakende fiyatıyla otomatik olarak karşılaştırılmasını önerdi. Güllü, TÜKONFED olarak üreticiden tüketiciye kadar tüm aşamalardaki fiyat değişimlerini ve aracıları takip edecek dijital bir sistem kurulmasını önerdiklerini söyledi.
Dijital hal gündemde
Yaş sebze ve meyvede üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirde fiyatların bazı ürünlerde yüksek oranlarda arttığına dikkat çeken Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fiyatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. Türkiye'de Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi gibi önemli veri altyapılarının bulunduğunu, ancak üreticiden tüketiciye kadar bütün sürecin tek bir sistem üzerinden izlenemediğini söyleyen Güllü, bu nedenle dijital takip sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti. Tarladan markete kadar zincirde yer alan her aracının "fiyatın suçlusu" ilan edilmesinin doğru olmayacağını belirten Güllü, ancak ürüne gerçek bir ekonomik değer katmadan yalnızca el değiştirme yoluyla fiyatı yükselten ve piyasa gücünü kullanarak fiyat oluşumunu etkileyen yapıların denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni sistemde yalnızca "Kaç aracı var?" sorusunun değil, "Bu aracılık hangi maliyeti yaratıyor ve ürüne hangi değeri katıyor?" sorusunun da sorulması gerektiğini belirten Güllü, Hal Yasası'nın da gecikmeden çıkarılması gerektiğini savundu.