Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Geçmiş ve Gelecek Düncelerinde Bursa’da Deprem" paneliyle kentin deprem geçmişini, jeolojik mirasını ve geleceğe yönelik deprem risklerini gündeme taşıdı. Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin katkılarıyla Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde düzenlenen panelde, Bursa’nın tarih boyunca yaşadığı depremler, kentin jeolojik özellikleri ve deprem riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Akademik bilgi ve tarihi verilerin ışığında gerçekleştirilen panel, Bursa’nın geçmişinden çıkarılacak derslerin geleceğin kent planlamasına ve afet hazırlıklarına nasıl katkı sağlayabileceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu.

Düzenlenen panelin konusunun Bursa’da deprem olduğunu belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, "2026 yılını Bursa’da önemli bir yıl olarak başlattık. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı kapsamında bir seneye yayılan kutlama programı hazırladık. Bu kutlamaların sadece eğlence, yürüyüş ve festival etkinliklerinden ibaret olmaması; bilimi ve aklı da işin içine katarak Bursa ve Osmangazi’ye katkı sağlayacak, geleceğe bir miras bırakabilecek etkinlikler düzenlemek için gayret ettik. Bu panel de önem verdiğimiz projelerden biri. Başkanımız Erkan Aydın’ın göreve geldiği günden itibaren dile getirdiği bir konu var: ‘Bilim ve akıl bizim önceliğimiz olacak.’ Bu kapsamda birçok proje yürütüyoruz. Bu panel de değer verdiğimiz projelerden biri. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETECEK GÜCE SAHİP
Bursa’da 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemi bulunduğunu belirten Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, "Türkiye Diri Fay Haritası’nda Bursa ve çevresindeki faylar, 1855 yılında gerçekleşen depremlere neden olan faylar kadar uzun değil. Bizim tespit ettiğimiz fay, tüm Bursa Ovası’nı boydan boya geçen bir fay. Bu fayın uzunluğu yaklaşık 94 kilometreyi buluyor. 1855 yılında bu fayın yaklaşık yarısının kırıldığı, tarihi kayıtlardaki hasarların incelenmesiyle ortaya konuluyor. Bu rapor ve çalışmalarda, Susurluk’tan Kestel’e kadar uzanan bir sistemin kırılmış olması gerektiği belirtiliyor. Çünkü 1855 yılında iki deprem meydana gelmiş. Bize göre Kestel’den Yenişehir Ovası’nın iç kesimlerine uzanan bölüm ise 1855 yılında kırılmamış görünüyor. Bu noktada bazı hesaplamalar yapmaya başlıyorsunuz. Fayların yılda kaç milimetre yer değiştirdiği önemli; çünkü bu verilerle fay üzerinde biriken gerilmeyi hesaplıyorsunuz. Buna göre, 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip bir fay sistemimiz var. Üstelik bu fay, ovanın bir ucundan diğer ucuna kadar uzanıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde de ovaları boydan boya geçen faylar bulunuyor. Ancak bunların varlığı genellikle deprem sonrasında ortaya konulmuş. Belirli bir büyüklüğe ulaşan depremler, yüzeyde kırılmalara neden olabiliyor ve fayın izi depremden sonra belirginleşebiliyor. Bursa’nın avantajı ise deprem gerçekleşmeden önce fayın ovanın içinde bulunduğunu biliyor olmamız. Bu bilgi doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Depremin son derece önemli bir konu olduğunu ifade eden UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, "Osmangazi Belediyesi, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği panele katılarak bir sunum gerçekleştirdim. Bu vesileyle Bursa’yla ilgili pek çok konuyu daha ayrıntılı inceleme ve bu alanda çalışmalar yapma fırsatı buldum. Deprem çok önemli bir konu. Bu konunun disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması nedeniyle organizasyonu düzenleyen belediyemize ve meslek odamıza çok teşekkür ediyorum. Ülkemizin her yeri birinci, ikinci ve üçüncü derece deprem bölgelerinde yer alıyor. Bursa da birinci derece deprem bölgesinde bulunuyor. Fay hatlarını değiştirme gibi bir lüksümüz olmadığı için depremlere hazırlıklı olmamız gerekiyor. Dolayısıyla en az can ve mal kaybıyla insanlarımızı ve binalarımızı korumak adına neler yapılabileceğini, tarihteki örnekleri de ele alarak bu panelde değerlendirme fırsatı bulduk." şeklinde konuştu.