KONYA HABER
Konya
Açık
1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,9004 %0.06
52,9488 %0.02
11.279,67 % -0,79
Ara
BBN Haber Güncel İnternet şiddeti körüklüyor mu: 3 milyon mesajda dijital "Nefretin Haritası"

İnternet şiddeti körüklüyor mu: 3 milyon mesajda dijital "Nefretin Haritası"

Türkiye’de son günlerde yaşanan okul saldırıları ve gençlik şiddeti dijital platformların etkisini yeniden gündeme taşıdı. Tartışmalar sürerken Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen çarpıcı bir bilimsel araştırma, dijital ortamlarda nefret söyleminin nasıl üretildiğini ve yayıldığını bilimsel verilerle ortaya koydu.

KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 3 dk

Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Avrupa Konseyi Gençlik Araştırmacıları Platformu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim koordinatörlüğünde, içerisinde Yaşar Üniversitesi AB Mükemmeliyet Merkezi uzmanı Zeynep Elif Turgut’un da bulunduğu uluslararası bir ekiple yürütülen "Yapay Zeka Aracılığıyla Çevrimiçi Sosyal Ağlarda Kötü Niyetli Aktörlerin Profillenmesi ve Tespiti" başlıklı TÜBİTAK destekli proje kapsamında yapılan uluslararası çalışma, 3 milyondan fazla Telegram mesajını analiz ederek dijital nefretin nasıl üretildiğini gözler önüne serdi. Araştırma uluslararası saygın yayınlardan Londra merkezli Göç ve Çeşitlilik (Migration and Diversity) dergisinde yayınlandı.

Bilinçli dijital manipülasyon

Araştırmaya göre, dijital platformlarda göçmen karşıtı söylemler tesadüfi değil; tiksinti, öfke ve korku gibi olumsuz duygular üzerinden bilinçli bir manipülasyonla inşa ediliyor.
Türkiye, ABD ve Avrupa’dan 180 farklı Telegram grubunu içeren araştırmanın kapsamlı veri seti, sosyal medyanın göçmen karşıtı ağlar tarafından nasıl bir "duygusal laboratuvar" olarak kullanıldığını gösteriyor. Araştırmada kullanılan yapay zeka modelleri, mesajların satır aralarındaki duygusal kodları deşifre etti.

GÖÇMEN KARŞITLIĞI İLK SIRADA

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, göçmen karşıtı mesajlarda tiksinti (yüzde 33,4), beklenti/kaygı (yüzde 33,2) ve öfke (yüzde 32,4) duygularının çoğu zaman iç içe kullanılarak mutlak hakimiyeti oldu. Manipülatif olarak kodlanan mesajlarda öfke duygusu, sıradan mesajlara oranla yüzde 10,4 daha fazla kullanılıyor.

Dijital radikalleşme

Özellikle Telegram’ın düşük moderasyon, anonimlik, kapalı ve homojen gruplar gibi özellikleri sayesinde "duygusal yankı odaları" oluşturduğu ve bu içeriklerin rastlantı değil, tasarlanmış olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim, "Çalışmamız gösteriyor ki çevrimiçi nefret söylemi çoğu zaman rastgele ortaya çıkan bireysel tepkiler değil. Aksine, belirli duyguları özellikle tetiklemek üzere tasarlanmış mesajlarla karşı karşıyayız. Korku, öfke ve tiksinme gibi duygular sistematik biçimde kullanılarak toplumsal kutuplaşma derinleştiriliyor. Türkiye’de son günlerde yaşanan okul saldırıları, gençlerin dijital ortamlarda maruz kaldığı içeriklerin etkisini net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu platformlar duygusal yönlendirme ve radikalleşme ortamları haline gelebiliyor." diye konuştu.

SORUN NASIL ÇÖZÜLECEK?

Bu sorunu sadece içerik kaldırma politikalarıyla çözmek mümkün olmayacağını vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Gökay Özerim, şu önerilerde bulundu: "Çevrimiçi ve dijital grupları tamamen kapatmak ya da geniş kapsamlı sansür uygulamaları kısa vadede çözüm gibi görünse de bu durum nefret söylemini ortadan kaldırmak yerine daha görünmez ve denetimi zor alanlara taşıyor. Kalıcı çözüm, dijital medya okuryazarlığının artırılmasına, gençlerin manipülatif içerikleri tanıyabilmesine ve eğitim kurumlarının gençlere eleştirel analiz becerisi kazandırmasına dayalı çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *