Dernekten yapılan açıklamada, "Bundan tam 82 yıl önce, 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazılmıştır. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırım suçuna maruz bırakılarak vatanlarından koparılmıştır.
İNSALIĞA KARŞI SUÇ
Uluslararası hukukta "insanlığa karşı suç" ve "soykırım" tanımına giren bu vahşet, sadece fiziksel bir yer değiştirme değil; bir halkın varlığını, kültürünü ve tarihsel kimliğini yeryüzünden silme girişimi olarak tarihe geçmiştir. Karanlık, havasız hayvan vagonlarında, en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar; açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde Kırım Tatar halkının nüfusunun %46’sının hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir.

Onca yıllık sürgün ve acıya rağmen, Kırım Tatarları adalete olan inançlarını yitirmemiş; Sovyetler Birliği’nin son döneminden itibaren uluslararası hukukun meşru kıldığı "vatana dönüş hakkını" tamamen kendi imkânlarıyla kullanarak Kırım’da yeniden kök salmaya başlamıştır. Öz yönetimlerini kuran, eğitim, kültür ve sosyal alandaki kurumlarını küllerinden yeniden inşa eden bu onurlu halk, 1990’lı yıllardan itibaren her 18 Mayıs’ta şehir meydanlarını doldurarak matemlerini kitleler halinde anma ve varlıklarını haykırma iradesini göstermiştir.
Ancak ne hazindir ki, Sovyet zihniyetinin bugünkü uzantısı olan Putin Rusyası, 27 Şubat 2014 tarihinden itibaren Kırım’ı işgal ederek bu sistematik kötülüğü kaldığı yerden devam ettirmiştir. Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyetlerini hukuksuz bir kararla yasaklayan, milli liderleri vatanına sokmayan ve kendisine tehdit olarak gördüklerini hapislerde tutan Rusya; Kırım Tatarlarının 25 yıllık demokratik ve kültürel birikimini gasp ederken, Kırım’ı bir "açık hava hapishanesine" dönüştürmüştür.
Bugün itibariyle Kırım'da Rusya'nın işgaline karşı direnmeleri nedeniyle haksız ve mesnetsiz suçlamalarla 351 kişi siyasi mahkûm olarak bulunmaktadır. Bunlardan 60'ı kadın olmak üzere 181'i Kırım Tatarıdır. Kırım'ın toplam nüfusunun %10'u Kırım Tatarlarından oluşmakta iken siyasi mahkûmların %55'i Kırım Tatarlarıdır.
Rusya’nın Kırım Tatarlarının kimliğini yok etmeye yönelik bu sistemli baskıları sonucunda, işgalin sürdüğü 12 yıldan bu güne kadar, halkın en doğal hakkı olan matem günlerini anmasına dahi tahammül edilememektedir.
Bununla birlikte Rusya, dört yılı aşkın bir süredir Ukrayna genelinde yürüttüğü saldırganlık, yıkım ve pervasızca işlediği savaş suçları ile uluslararası toplumun vicdanını yaralamaya devam etmektedir. 18 Mayıs 1944 Soykırımı’nın sorumlularının bugünkü mirasçısı olan mevcut yönetim, geçmişin yaralarını sarmak bir yana, sürgün ve soykırım politikalarını modern dünyanın gözü önünde tırmandırmaktadır.
Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri olarak bizler, halkımızı tarihten silmeye yönelik her türlü politikaya karşı duracağımızı; acılarımızı, haklarımızı ve milli kimliğimizi asla unutmayacağımızı ilan ediyoruz. Varlığımızı korumaktan ve demokratik prensiplerimizle hak ve adalet yolunda yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz. İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıldönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!" ifadelerine yer verildi.