Türkiye'de TÜİK’in 5 ay öncesi verilerine göre boşanma oranları adeta zirve yaptı.
Son dönemde boşanmaların yaklaşık yüzde 40’ının evliliğin ilk 1 ila 3 yılı gibi çok erken bir dönemde gerçekleşmesi ise dikkat çeken en kritik veri olarak öne çıkıyor.
Boşanan çiftler arasında artık bir televizyonun dahi değerli. Ev eşyası paylaşımı yüzünden davaların yıllarca uzayabiliyor.
EVLENMEDEN ÖNCE FİNANSAL KORUMA KALKANI
Dolayısıyla evlenecek çiftler artık “finansal koruma kalkanı” oluşturmaya başladı. Resmî adıyla Mal Rejimi Sözleşmesi olarak bilinen Evlilik Sözleşmesi taleplerinde noterlerde yüzde 40’lık bir artış kaydedildi.
Evlilik sözleşmesinin maliyeti 5.500 TL’yi buluyor. Bu sözleşmeler evlenecek kadın erkek bütün insanların koruma kalkanı gibi oldu.
BOŞANMA DEĞİL FİNANSAL KRİZ
Mahkemelere taşınan davalarda en büyük kavga sebebinin ‘bekârlık borçları ve evlilik taksitleri’. Uzmanlara göre boşanmalarda hukukî süreci şöyle özetliyor: Eskiden ‘Bana güvenmiyor musun?’ diye sorulan meşhur soru, yerini ‘Geleceğimizi ve birbirimizi koruyalım’ mantığına bıraktı. Bize en çok evlilik öncesi borçlar ve düğün takılarıyla geliyorlar. Evlilik öncesi aldığınız bir taşınmazın taksitlerini evliyken maaşınızla ödüyorsanız, o taksit miktarı üzerinde eşinizin de hakkı doğar.
Çünkü ucu açık avukatlık masrafları ve tek maaşla altından kalkılamayacak çocuk bakım giderleri artık boşanmayı duygusal bir yıkımdan çok devasa bir ‘finansal iflas’ olarak hayatın ve çiftlerin ortasına bırakıyor. Yine tek evden iki ayrı kira, depozito ve emlakçı komisyonu ödenen bir sürece geçmek ve 2026 şartlarında sıfırdan ev düzmek, çiftleri ekonomik bir çıkmaza sürüklüyor. Ayrılmayı başarıp yeni bir hayat kurmaya çalışanların ‘hızlı nakit’ arayışı ise, ev eşyalarını spot piyasasında yok pahasına satmaya kadar varıyor.
İŞ ORTAKLIĞI MODELİ GİBİ EVLİLİKLER
Konunun uzmanların göre, evlilik sözleşmelerindeki bu artış ‘duygusal rasyonalizm’ olarak tanımlanıyor. Son dönemde gençler, aşk ile ekonomi arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Madalyonun diğer yüzünde ise ‘maddi imkânsızlıklar’ sebebiyle boşanamayan çiftler yer alıyor. Dolayısıyla artık evlilik, sadece duygusal bir birliktelik olmaktan çıkıp, risklerin yönetildiği, krizlere karşı çıkış planlarının önceden hazırlandığı bir ortaklık modeline dönüşüyor.