Konya’nın en eski alışveriş merkezlerinden birisi de şehrin ikinci büyük taşra ilçesi Akşehir’de yer alıyor. Milli mücadele döneminin önemli merkezlerinden biri olsa da tarih boyunca önemli kentler arasında yer alan Akşehir, mazisi 500 yılı bulan tarihi Arasta Çarşısı ile de dikkat çekiyor. Akşehir'in merkezinde bulunan Tarihi Arasta Çarşısı, asırlardır kentin ticaret hayatına yön veren önemli merkezlerden biri olmayı sürdürüyor. Birbirini dik kesen sokakları, geleneksel mimarisi, gölgelikli geçişleri ve meslek gruplarına göre şekillenen yapısıyla dikkat çeken çarşı, geçmişten günümüze uzanan ticaret kültürünü yaşatıyor.

OSMANLI DÖNEMİNDE ÇARŞIYA DÜZEN GELDİ
Bugün ayakkabıcılardan terzilere, demircilerden helvacılara, berberlerden tenekecilere kadar birçok esnaf aynı çatı altında hizmet vermeye devam ediyor. Tarihi atmosferi koruyan Arasta, ziyaretçilerine hem alışveriş hem de nostaljik bir gezi deneyimi sunuyor. Akşehir'in 1467 yılında kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmesinin ardından Arasta Çarşısı da daha sistemli bir yapıya kavuştu. Selçuklu döneminde belirli kurallara bağlı olmayan ticaret hayatı, Osmanlı yönetimiyle birlikte disiplinli hale geldi. Esnafın dükkân açılış ve kapanış saatlerinden ticaret kurallarına kadar birçok uygulama belirli standartlara bağlandı. En dikkat çekici geleneklerden biri ise her sabah esnafın dükkânlarını açmadan önce dua meydanında toplanarak dürüst ticaret yapacaklarına dair söz vermesiydi. Ahilik geleneğindeki bu uygulamanın en güzel örneklerinden birisi de Akşehir’de yaşatılmış. Keçecilerin piri Ahi Celal, helvacıların piri Ahi Reis, balıkçıların piri Ahi Yakup ve pidecilerin piri Ahi Cemal gibi birçok isim de Akşehir'in Ahilik geleneğinde önemli yer edindi.

VAKIF KAYITLARI GEÇMİŞE IŞIK TUTUYOR
Tarihi vakıf kayıtları da Arasta'nın yüzyıllar öncesindeki ticaret yoğunluğunu gözler önüne seriyor. 1483 yılına ait vakıf defterlerinde İplikçi Camii vakfına gelir sağlayan dükkânlardan söz edilirken, 1535 tarihli kayıtlarda cami çevresinde kasap, derici, ipekçi ve hat levhası satan esnafın da bulunduğu 66 dükkânın vakfa ait olduğu belirtiliyor. Bu dükkânların tamamı tek katlı olarak inşa edilmiş ve dönemin ekonomik hayatının önemli bölümünü oluşturmuştu. Akşehir Arastası, geleneksel Osmanlı çarşı düzenine uygun olarak meslek gruplarına göre şekillendi. Bir sokakta ayakkabıcılar ve terlikçiler faaliyet gösterirken, başka bir sokakta helvacılar, peynirciler, yoğurtçular, gevrek ve etli ekmek ustaları hizmet veriyordu. Demirciler, sobacılar ve metal ustaları ayrı bölümlerde çalışırken kumaş satıcıları ile terziler de kendi sokaklarında üretim yapıyordu.

SEFERE ÇIKAN ORDUNUN İHTİYAÇLARI KARŞILANDI
Akşehir'in tarih boyunca önemli ulaşım güzergâhlarından biri olması, Arasta'nın stratejik önemini de artırdı. Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve IV. Murad gibi Osmanlı padişahlarının sefer güzergâhında bulunan Akşehir'de Arasta esnafı, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapıyordu. Demirciler silah üretirken, terziler asker kıyafetleri dikiyor, ayakkabıcılar askerlerin ihtiyaçlarını hazırlıyor, gıda üreticileri ise ordunun iaşesine katkı sağlıyordu. Kurtuluş Savaşı öncesinde Büyük Taarruz hazırlıkları sırasında da Arasta'da ordu için çeşitli malzemeler üretildi.

YANGINLARDAN SONRA KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDU
Tarihi Arasta Çarşısı, geçmişte büyük felaketler de yaşadı. Kayıtlara göre 1886 ve 1889 yıllarında meydana gelen büyük yangınlarda İplikçi Camii ile birlikte çarşının önemli bölümü tamamen zarar gördü. Dönemin Akşehir Müftüsü Salim Efendi'nin öncülüğünde hem cami hem de Arasta yeniden inşa edilerek ticaret hayatı kısa sürede canlandırıldı. Akşehir Arastası yalnızca ticaretin değil, edebiyatın da ilham kaynaklarından biri oldu. Akşehirli şair Ahmet Çuhacı, "Arasta" adlı şiiriyle çarşıyı ölümsüzleştirirken, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Akşehirli Tarık Buğra da eserlerinde Arasta'dan söz ederek dönemin sosyal hayatını okuyucularına aktardı.
Geçirdiği kapsamlı restorasyon çalışmaları sayesinde tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyan Akşehir Tarihi Arasta Çarşısı, bugün yaklaşık 300 dükkânıyla hem ilçe ekonomisine katkı sağlayarak ticaretin kalbi olmaya devam ediyor hem de Konya'nın önemli tarihi ve kültürel ögesi olarak önemli bir turizm destinasyonu oluyor.