Konya'da özellikle Çumra ve diğer ilçelerde tarımsal arazilerin verimli bir şekilde sulanması adına Konya ve Çumra ovasının yıllardır beklediği su kaynakları için, Konya Ovası Sulama Projeleri kapsamında; Bağbaşı barajı, Afşar barajı, Bozkır barajı ve Hadimi tünelinde çalışmalar sürüyor.

TÜRKİYE'NİN SUYLA ATAN KALBİDİR
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Barajlar betondan ibaret değildir. Barajlar bir milletin yarınına yazdığı güven mektuplarıdır. Bugün Devlet Su İşleri yalnızca bir kurum değildir. Türkiye’nin suyla atan kalbidir" dedi.
SUSUZ OVAYA YAZILMIŞ YENİ HİKAYE
Artık dünyanın, iklimin, yağış düzenlerinin değiştiğini dile getiren Yumaklı, bu nedenle modern sulama sistemlerini yaygınlaştırdıklarını söyleyerek, "Basınçlı borulu sistemler sayesinde yılda, yaklaşık 10 milyar metreküp su tasarrufu sağlıyoruz. Son 23 yılda döşenen boruların uzunluğu 120 bin kilometreyi geçti. Bu borularla dünyanın etrafını üç kez dolaşabilirsiniz. Artık suyu yalnızca borularla değil, veriyle de yönetiyoruz. Yapay zeka destekli sistemlerle; toprak nemini ölçüyor, yağışı takip ediyor, sulamayı otomatik olarak yönetiyoruz. Çünkü gelecekte su, yalnızca bulunan değil, yönetilen bir kaynak olacaktır.

Bir ülkenin gerçek gücü bazen gözle görülmez. O güç, dağların arasında saklı bir barajda, kilometrelerce uzanan bir kanalda, yerin yüzlerce metre altından ilerleyen bir tünelde yaşar. Çünkü suyu doğru yöneten bir millet, aslında geleceğini yönetir. Onlar bir milletin azminin simgeleridir. Örneğin; Atatürk Barajı, Fırat’ın kalbine vurulmuş bir mühür gibidir. Keban Barajı, bir nehrin boynuna takılmış gerdanlık gibi. Yusufeli Barajı, insan iradesinin gücünü gösterir. Deriner Barajı, bir vadinin sessizliğine kurulmuş dev bir kararlılıktır. Ilısu Barajı, Mezopotamya’nın kalbine bırakılmış bereket anahtarıdır. Ermenek Barajı, dar bir vadide saklanan büyük bir hazinedir. Konya Ovası’na su taşıyan Mavi Tünel, susuz bir ovaya yazılmış yeni bir hikayedir. Şanlıurfa’daki Harran kanalları, Mardin’deki Ceylanpınar sulamaları, Diyarbakır’daki Kralkızı sistemi. Bunlar sadece kanallar değildir. Toprağın kalbine uzanan damarlar gibidir. Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a denizin altından uzanan sadece su hattı değil kardeşlik köprüsü de var. Bu proje bize şunu anlatır; su bazen sadece bir ihtiyaç değil, bir kardeşlik köprüsüdür" ifadelerini kullandı.

"10 MİLYAR METREKÜP DAHA AZ SUYLA GİRDİK"
Kar yağışının aslında Türkiye’nin doğal barajı olduğunu ancak o doğal barajın da küçüldüğünü belirten Yumaklı, "2025 yılına barajlarımızda 10 milyar metreküp daha az suyla girdik. Bu sadece bir sayı değildir. 10 milyar metreküp, 125 milyon insanın yıllık içme suyu ihtiyacına eşittir. 2025 yılında birkaç örnek verelim. Konya Bağbaşı Barajı’nda su kalmadı. Eğirdir Gölü bin yıl sonra ilk kez ikiye ayrıldı. Çatalan Barajı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bütün bunlar bize bir mesaj veriyor. O da şu; kuraklık artık kapımızdaki bir misafir değildir. Kuraklık artık evimizin içindedir. Ama şunu da açıkça söylemek isterim; Türkiye bu mücadelede hazırlıksız değildir. Bugüne kadar kurulan barajlar, göletler, sulama projeleri sayesinde kuraklığın etkilerini büyük ölçüde hamdolsun yönettik. Ancak artık yeni bir döneme girdiğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Bu dönemin adı, suyu koruma dönemi. Çünkü bugün şehirlerde kullanılan suyun yaklaşık yüzde 31’i kayıp ve kaçak olarak yok olmaktadır. Yani bazı şehirlerde barajdan çıkan her üç bardak sudan birisi, daha vatandaşa ulaşmadan maalesef yok olmaktadır. Artık suyu yalnızca doğal bir kaynak olarak değil, stratejik bir varlık olarak görmek zorundayız" şeklinde konuştu.