Yapay Zekâ Çağı: Bir Sohbet, Bir Umut
— “Korkuyor musun?” diye sordu genç olan, kahvesinden küçük bir yudum alırken.
— “Neden korkayım?” dedi diğeri gülümseyerek. “Her çağ biraz bilinmez değil mi?”
Bir süredir bu tür diyalogları sık duyar olduk. Yapay zekâ denince, bir yanda büyük beklentiler, diğer yanda sessiz kaygılar dolaşıyor masalar arasında. Oysa bu çağın hikâyesi korkudan çok, insanla teknoloji arasındaki yeni bir ortaklık hikâyesi olabilir.
— “Ama işlerimizi elimizden alacak diyorlar.”
— “Belki bazı işleri dönüştürecek,” dedi yaşça büyük olan, “ama yeni kapılar da açacak.”
Gerçekten de tarih bize bunu söylüyor. Matbaa çıktığında kâtipler endişeliydi, elektrik yaygınlaştığında mum ustaları. Ama her büyük değişim, insanı tamamen devre dışı bırakmadı; onu başka bir yere taşıdı. Yapay zekâ da aynı eşikte duruyor. Yorucu, tekrarlı işleri üstlenirken; insana düşünmek, üretmek ve hayal etmek için daha fazla alan bırakıyor.
— “Yani insan yine merkezde mi?”
— “Her zamanki gibi,” diye yanıtladı diğeri. “Merkezde olan teknoloji değil, onu nasıl kullandığımız.”
Belki de asıl mesele bu. Yapay zekâ bize hazır cevaplar sunarken, doğru soruları sormayı yeniden öğreniyoruz. Bir metni saniyeler içinde yazdırabiliyoruz ama hangi cümleye ruh katacağımız hâlâ bize ait. Bir veriyi hızla analiz edebiliyoruz ama hangi sonucun adil, hangi kararın vicdanlı olduğunu hâlâ insan belirliyor.
— “O zaman umutlu olmak için sebep var mı?”
— “Hem de çok,” dedi gülerek. “Çünkü bu çağ, insanın kendini yeniden tanımlama çağı.”
Yapay zekâ çağı, soğuk makinelerin değil; sıcak iş birliklerinin çağı olabilir. Öğretmenin elini güçlendiren bir yardımcı, doktorun teşhisini destekleyen bir yol arkadaşı, yazarın ilhamını çoğaltan sessiz bir editör… Hepsi mümkün.
Korkuyla geri durmak yerine, merakla yaklaşalım. Yapay zekâya bakarken aslında kendimize bakıyoruz. Nasıl bir gelecek istediğimizi soruyoruz.
— “Hazır mıyız peki?”
— “Hazır olmak zorunda değiliz,” dedi diğeri son cümleyi kurarken. “Yeter ki birlikte öğrenmeye açık olalım.”
Belki de bu çağın en güzel yanı tam olarak bu: İnsan, hâlâ hikâyenin başkahramanı.