Kazak mitolojisindeki kadın imgesi
Mit denince akla hemen Antik Yunan dönemi gelir. Peki, Kazak mitolojisi hakkında hiç bilginiz var mı? Sözlü edebiyatımızın en başında yer alan bu bölümün kültürümüz açısından önemi büyüktür. Mitolojik imgeler, insanların dünyayı algılama süreçlerinden doğmuştur. O dönemde hak dinler yoktu; insanlar kendi yaradılışlarını doğada arıyordu. Masal ve efsanelerden bildiğimiz Albastı, Jeztırnaq, Mıstankempir, Peri gibi varlıklar Kazak mitolojisinin karakterleridir. İlginç olan şu ki, yukarıda adı geçenlerin tamamı kadın suretinde tasvir edilir. Bu durum, dünyada bir zamanlar anaerkil bir toplum yapısının var olduğunu göstermektedir. Araştırmacıların çalışmalarında, kötücül güçlerin yalnızca kadın değil, erkek suretinde de ortaya çıktığı belirtilir. Ancak günümüze ulaşan masal ve efsanelerde kötü kadın figürü, erkek canavara kıyasla çok daha kurnaz, acımasız ve zalim olarak betimlenmiştir. Şimdi bunların her birinin derin anlamına ayrı ayrı bakalım:
Jeztırnaq
Genellikle yola çıkan bir avcıyı ya da bahadırı takip eder ve gün batımında gümüş şolpısını şıngırdatarak yanına yaklaşır. İnsan kalbini bakırdan tırnaklarıyla parçalayan bu kötücül varlık çoğunlukla kadın rolünde tasvir edilse de, Şokan Uälïhanov onun erkek türünün de bulunduğunu belirtmiştir. Erkek Jeztırnaq’a nadiren rastlanır ve onu yalnızca kendi baltasıyla öldürmenin mümkün olduğuna inanılır. Folklor araştırmacısı Seyit Qasqabassov, Jeztırnaq’ın başlangıçta uçsuz bucaksız bozkırın ruhu ve koruyucu iye’si olduğunu söyler. İnsanlar dine inanıp tek Tanrı’ya yöneldikçe, onun görüntüsü hayalî bir biçim almış ve kötücül bir varlığa dönüşmüştür. Kazak mitolojisini derinlemesine inceleyen Serikbol Qondıbay ise Jeztırnaq’ın kökeninin, eski insanların avcıların piri ve hayvanların koruyucusu olan “Arğı Äje” figürüne dayandığı yönünde bir varsayım ortaya koymuştur.
Jalmauız kempir
Jalmauız kempir, Kazak mitolojisinde çocukları kaçırıp yiyen; suyun yüzeyinde bir akciğer gibi yüzerek suya gelen insanı boğan ve onu çocuğunu vermeye zorlayan kötücül bir karakter olarak tasvir edilir. Bazı masallarda genç kızları kandırarak yanına çağırdığı ve parmaklarından (kimi zaman dizlerinden) kan emdiği anlatılır. Bilim insanı Seyit Qasqabassov, Jalmauız kempir’in prototipinin anaerkil düzenin egemen olduğu bir döneme işaret ettiğini söyler:
“Jalmauız kempir, dünyadaki tüm kötülüklerin temsilcisidir. Ancak bu özellikleri ikincil niteliktedir ve ataerkil sürecin bir sonucudur. Karşımızda, doğayla akrabalık bağı olan ve onun gizemli güçlerine hükmedebilen kadına tapınma döneminin izleri durmaktadır.”
Mıstan kempir
Jalmauız kempir güçlü ve büyü yetenekleri olan bir varlıkken, Mıstan kempir ondan daha zayıf, gücünü yitirmiş bir karakter olarak tasvir edilir. O kurnaz ve hilekârdır. Fantastik masallarda insanların güvenini kazanıp onlara kötülük eden bir figür olarak anlatılır: bahadırı kandırarak düşmanına teslim eder ya da sevdiği eşini yoldan çıkarır. Seyit Qasqabassov’a göre Mıstan kempir, eskiden yöneticilere akıl veren, yol gösteren ve düşmanın iç yüzünü sezen bilge bir kişiydi. Onun imajı da bir dönem annelik rolünün kutsallaştırılmasıyla şekillenmiştir. Ancak ataerkil düzenin güçlenmesi ve dinin ortaya çıkmasıyla birlikte Mıstan kempir figürü olumsuz bir nitelik kazanmıştır.
Elti
Elti ile ilgili somut efsaneler günümüze ulaşmamıştır. Şokan Uälïhanov’un yazdıklarına göre, ruh gücü olan, ilhamlı kadınlara eski zamanlarda Elti denmiştir. Elti, bir bakıma kam, büyücü, daha doğrusu insanları cezbeden bir işlev üstlenmiştir. Älkey Marğulan ise bu adın Kazakça “elitu” (cezbetmek) ve “sarhoş olmak” fiillerinden türediğini belirtir; yani Elti, insanları öte dünyaya — “ölüler diyarına” — cezbederek yolculuk yaptıran bir varlık olarak kabul edilmiştir.
Kazak mitolojisindeki Jeztırnaq, Jalmauız kempir, Mıstan kempir ve Elti gibi figürler, yalnızca korkutucu ya da kötücül varlıklar емес, eski toplumların dünya algısını, inanç sistemlerini ve sosyal yapısını yansıtan sembolik karakterlerdir. Bu mitolojik tiplerin çoğunun kadın suretinde tasvir edilmesi, bir zamanlar anaerkil düzenin ve kadının kutsal, koruyucu ve yönlendirici bir konumda bulunduğunu göstermektedir. Zamanla ataerkil yapının güçlenmesi ve tek tanrılı dinlerin yayılmasıyla birlikte, doğa ile ilişkili bu kadın figürleri olumsuz, zalim ve şeytani varlıklara dönüştürülmüştür.
Dolayısıyla Kazak mitolojisindeki “kötü” kadın imgeleri, gerçek anlamda kötülüğün değil; eski inançların, doğa kültünün ve ana figürün zaman içinde anlam kaybına uğramasının bir sonucudur. Bu karakterler, mitolojinin yalnızca hayal ürünü olmadığını, aksine toplumun tarihsel hafızasını ve kültürel dönüşümünü taşıyan önemli bir miras olduğunu kanıtlamaktadır.