KONYA OVASI HİDROLOJİK İFLASIN EŞİĞİNDE Mİ?
Birleşmiş Milletler (BM) Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün (UNU-INWEH) yayımladığı “Küresel Su İflası: Hidrolojik Olanaklarımızın Ötesinde Yaşamak” başlıklı Rapora göre insanlık, dünya üzerindeki tatlı su sistemlerini yenilenme hızlarının çok ötesinde tüketerek doğal su sermayesini kalıcı biçimde tükettiğini ve su krizinin artık geri döndürülemez bir eşiği aştığını ortaya koydu.
Bilim insanları, yaşanan tablonun geçici bir kuraklık ya da döngüsel bir iklim olayı olmadığını; yer altı ve yüzey sularının yapısal olarak çöküşe sürüklendiği yeni bir döneme girildiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletlerin bu süreci ilk kez bu kadar açık biçimde “küresel su iflası” kavramıyla tanımlaması olayın ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.
BM verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık 4 milyarı, yılın en az bir ayını şiddetli su kıtlığı içinde geçiriyor. Toplamda 6,1 milyar insan, tatlı su kaynaklarının “güvensiz” ya da “aşırı güvensiz” olduğu ülkelerde yaşıyor.
Raporda, küresel su kullanımının yaklaşık yüzde 70’inin tarımsal sulamada gerçekleştiği, bu suyun ise yüzde 40’ının kendini yenileyemeyen derin yer altı havzalarından çekildiği belirtildi. Bu hızla devam edilmesi halinde, yalnızca su güvenliğinin değil küresel gıda sistemlerinin de çökme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Yer altı sularının aşırı çekilmesi, yalnızca susuzluğa değil, jeolojik yıkıma da yol açıyor. BM raporu, dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 5’inde, su çekilmesine bağlı toprak çökmesi yaşandığını ortaya koydu. Raporda açıkça “Yer küre fiziksel olarak çöküyor” diye ifade ediliyor. (Obruklar örnek gösteriliyor)
Türkiye’ye ilişkin bölümde, Konya Ovası özel bir başlık altında ele alındı. Rapora göre bölgede yer altı su seviyesi her yıl ortalama 1–2 metre düşüyor. Bu çekilme sonucunda oluşan obruk sayısı 700’ü aşmış durumda ve bazı obruklar 30 metreye kadar derinliğe ulaşıyor.
BM, Türkiye’deki kontrolsüz sulama politikalarının, Konya Ovası’nı “hidrolojik iflasın eşiğine” sürüklediğini; mevcut tarım modelinin bu koşullarda sürdürülemez olduğunu vurguladı. Yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve kirliliğin birçok bölgede tatlı su kaynaklarında geri dönüşsüz kayıplara yol açtığı; iklim krizinin bu süreci daha da hızlandırdığı, kuraklığın etkilerinin daha da arttığı ifade edildi.
Öte yandan raporun başyazarı ve UNU-INWEH Direktörü Kaveh Madani’nin “Su krizinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını, Su iflası, ne kadar suya sahip olduğunuzla değil, suyu nasıl yönettiğinizle ilgilidir” değerlendirmesi o kadar doğru bir tespit ki…
Birleşmiş Milletler’in (BM) bu yeni raporu, tatlı su kaynaklarının kendini yenileyemeyecek hızda tüketildiğini ve dünyanın artık “su krizi” değil, kalıcı bir “su iflası” sürecine girdiğini ortaya koydu. Suyun tükenme hızının devam etmesi halinde yalnızca su güvenliğinin değil, küresel gıda sistemlerinin de çökme riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısı yapılıyor.
Raporda, acil durum odaklı politikalardan vazgeçilerek uzun vadeli sürdürülebilir su yönetimi stratejilerine geçilmesi çağrısı yapılıyor. Öneriler arasında:
- Tarımda ürün deseninin değiştirilmesi ve verimli sulama yöntemlerine geçilmesi
- Yapay zekâ ve uzaktan algılama ile su takibinin güçlendirilmesi
- Kirliliğin azaltılması, yer altı suları ve sulak alanların korunması tavsiye ediliyor.
Bu öneriler bizim okurlarımıza yabancı gelmiyordur. Yıllardır yazıyor uyarıyoruz. Belki Birleşmiş Milletlerin tüm dünyaya yayınladığı yeni su raporu, yetkilileri harekete geçirmeyi başarır. Kalın sağlıcakla.