KENT ISI ADASI ETKİSİ
Sonbahar, kış derken neredeyse Cemrelerin düşeceği günlere yaklaştık. Neredeyse şehrimizde hatırı sayılı bir kar yağışı göremedik. Pek çoğumuzu “Nerede o Eski Kış Günleri?” diye arar olduk. Daha önceki makalelerimin birinde “Konya’ya Neden Kar Yağmadı?” konusunu açıklamıştım. Bu hususu açıklarken kış aylarında şehrin üzerinde atmosferin yere yakın seviyelerinde oluşan şehir ısı adasından bahsetmiş, buluttan düşen kar yağışı ısı adası içinde yoğunlaşarak yağmura dönüşüyor” diye izah etmiştim.
İklim değişikliği ve beraberinde yaşanan çevresel etkilerinin kendisini fazlasıyla hissettirdiği bugünlerde Konya şehir merkezinde yaşayan vatandaşlarımız bizlere hep: Ne zaman kar yağacak? Neden kar değil de yağmur alıyoruz? Diye soruyorlar. Bunun sebeplerinden biri de “Kent Isı Adası”
Herkes biliyor ki; Atmosferde dünyanın battaniyesi görevini üstlenen sera gazlarındaki artış küresel ısınmayı tetiklemektedir. Bunun başlıca sebepleri arasında nüfusun hızla artması, sanayileşme ve kentleşme faaliyetlerine bağlı olarak doğal kaynak kullanımının kontrolsüz biçimde sürdürülmesi, ısınma kaynaklı sera gazı miktarının gittikçe artması yer almaktadır..
Tabii ki kış mevsiminin olmazsa olmazı kar yağışıdır. Yeni yılla birlikte ülkemizi etkileyen dört ayrı sistemin tamamı Orta Akdeniz üzerinden giriş yaptığı için ılık ve yağışlı hava etkili oldu, olmaya da devam ediyor. Konya merkezde yağmur olarak görülen yağışlar rakımı 1500 metrenin üzerindeki ilçelerde kar olarak da etkili oldu. Elhamdülillah yağışlar uzun yıllar ortalamalarını çoktan geçti. Ama Kuraklık bitti mi? Hayır. Sadece Aylık ortalama yağış miktarı normalin üzerinde gerçekleştiği için 2026 yılı Ocak ayı kuraklık analizinde Meteorolojik kuraklık yaşanmadı diyebiliriz. Hidrolojik kuraklık devam ediyor. Tarım çalışanları için de beklenti sürüyor.
Şehir merkezlerinde gözlenen meteorolojik değişimlerin beklenenden farklı gerçekleşmesindeki nedenler arasında kentsel ısı adası etkisi de ortaya çıkmaktadır. Bu etki, yoğun yapı ve nüfusun yer aldığı sıkışık dokuya sahip yüksek katlı kentlerde önemli ölçüde hissedilebilir durumdadır. Nüfusun belirli alanlarda birikmesi, meteorolojik ve iklimsel koşullara bağlı olarak ortaya çıkan afetlere zemin hazırlayan önemli bir unsura dönüşmektedir.
Şehir içindeki belli bölgelerde imar edilen yüksek katlı siteler, sanayi bölgelerindeki artış, yapı stoku, altyapı ve üstyapı elemanları, verimli tarım alanlarının imara açılması vb. faaliyetler sonucunda oluşan yerleşim alanlarında doğal çevreyle koruma-kullanma dengesini kaybetmektedir. Buradaki binaların ısıtılması için kullanılan fosil yakıtlardan çıkan gazların yani kirletici emisyonların beklenen düzeyin üstünde artmasıyla gündeme gelen sera gazı etkisi şehrin üstündeki atmosferde ısı adası meydana gelmektedir. Buluttan inen kar buralarda maalesef yoğunlaşarak yağmur olarak aşağı düşmektedir.
Türkiye’nin dünyada en büyük nüfusa sahip 20 ülkeden biri olduğu ve toplam nüfusun yaklaşık %93’nün kentsel alanlarda yaşadığı düşünülürse, kentleşme gittikçe artmaktadır. Buna bağlı olarak fazla sayıda konutlar yapılmakta konutların ısıtılması içinde daha fazla fosil yakıt kullanılmaktadır.
Kentsel alanlar ile yakın çevrelerindeki doğal nitelikli kırsal alanlar arasında sıcaklık farkının 5°C’ye kadar çıkabilmesi öngörüsü, günümüzde gündem olan küresel iklim değişikliği tartışmalarının da konusudur. Şöyle ki, BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC,2023) raporlarına göre, küresel yüzey sıcaklığının belirlenen sınırları aşması ve bu değişim karşısında herhangi bir uyum ve adaptasyon stratejisi geliştirilmemesi durumunda, küresel ölçekte oluşacak ısınmaya bağlı olarak bilinen tüm doğal sistemlerin geri dönüşü olmayan biçimde zarar göreceği tahmin edilmektedir.
Sonuç olarak; Geleceğin anahtarı iklim değişikliğine uyumda saklıdır. Kış mevsiminde şehirleri ısıtmak, yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda çevresel, ekonomik ve sosyal bir planlama konusudur. Bu planlama yapılırken meteorolojik etkilerini de hesaba katmak gerekir. Kent ısı adası etkisi de bunlardan biridir. Belki de daha çok “Nerede o eski kışlar?” diyeceğiz! Kalın sağlıcakla.