KONYA HABER
Konya
Açık
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0747 %0.1
51,2355 %-0.03
11.783,96 % 0,36
Ara

AYIP OLUYOR AMA

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ayıp mı oluyor gerçekten? Ayıp neydi? Utanmak nasıl olur. Yatağına yabancı olan bir nehir nasıl ve nereye akar?

Sözcükler de ölümlü. Bazı sözcükleri zaman içinde yitiriyoruz. Artık kullanılmaz olmakla kalmıyorlar onların kavramları da, işaret ve ifade ettikleri de köreliyor, sonra siliniyor ve kayboluyor.

Yitik sözcüklerden bir boşluk da kalmıyor. Yerine yenleri geliyor.

Dil canlı bir varlık.

Kendini sürekli canlı tutabiliyor. Dünkü kelimeler ve kavramlar nasıl ki bugün pek geçerli değilse yerine gelen yeni kelimeler ve kavramlar da o kadar canlı ve kendinden emin.

Hayat böyle.

Hiçbir şey durduğu gibi durmuyor. İnsan doğası kendine dahi yabancılaşabiliyor. Kuşaklar arasında derin boşluklar oluşuyor ve bunlar hemen sözcüklerle doldurulmuyor. Dolayısıyla anlam eksiklikleri, kavram çarpıtmaları, dil oyunları, ya da söylemin kendi kendini var ediş biçimi bu boşluklarda dans ediyor.

Bir kelime ve bir kavram yerine oturana dek yerini aldığı kelime ve kavram anlamsızlaşıyor.

Ayıp” sözcüğü de bunlardan biri.

“Ayıp” artık kendi yatağında değil; doğasını kaybetmiş durumda.

“Ayıp neydi?”

Biz neye “ayıp” diyorduk?

Ne olduğunda “ayıp” olurdu?

Ne ayıp ama!

“Ayıp” bir sözcükten fazlası; elbette kendi bütünlüğü içinde bir kavrama niteliğinden besleniyor ama daha önemlisi kavramlar seti içinde bulunuyor bu sözcük. Etik bir düzlemde “ayıp” ahlaki bir kavram aynı zamandı ve bir değer ifade ediyor. Dolayısıyla “ayıp” sözcüğü herhangi bir sözcük değil. Kaybolduğunda da yerine hemen inşa edilebilecek bir sözcük bulunamıyor, bulunma imkânı da bulunmuyor.

“Ayıp” ortadan kalktığında yerine neyi koyacağız veya neyi koyabiliriz?

Söylemekte ayıp…

Yapılan işte ayıp- ayıplı iş…

Eylemekte ayıp…

Ayıp utanç verici bir olaya karşılık gelir aynı zamanda. En temelde ”ayıp” olan şey utanılacak olandır.

“Ayıp” kusura, eksikliğe, lekeye, utanç verene (öz veya eylem), arizî olana işaret eder. İnsanın itibarını zedeler veya doğrudan insanın itibarına yönelen bir olgudur. Bugün “ayıp” yerine koyabileceğimiz bir sözcük var mı?

Peki, “ayıp” olan var mı?

“Ayıp” olan değişiyor. Yani bir sözcük artık ölüm döşeğinde ama yerine ne koyabiliriz? Bu “ayıp” sözcüğünün karşıladığı anlamları karşılar mı? Önemi var mı? Artık zaten her şey “ayıp” değil. Dünün “ayıbı” ile bugünün “ayıbı” bir değil.

Peki, o zaman ayıp olmuyor mu?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *