O BİSİKLET ZATEN HURDAYDI
16 yaşındaki oğlumun okulundan aradılar. Notları yüzünden olabileceğini düşündüm. Notları hep vasattı. Ama müdür bana oturmamı söyledi. Sonra otopark kameralarından bir video oynattı. Oğlum üç arkadaşıyla birlikteydi. Yeni bir çocuk vardı. İnce bir çocuk. Eski bir bisikleti olan.
Oğlumun arkadaşlarından biri dedi ki:
—Bunu hâlâ mı kullanıyorlar?
Kahkahalar. Oğlum bisikleti aldı. Kaldırdı ve yere fırlattı. İki kez. Sonra bir kez daha. Çocuk sadece bakıyordu, hiçbir şey söylemeden.
Video bittiğinde müdür iç çekti.
—Bisiklet, okula gelmek için sahip olduğu tek şeydi.
Hiçbir şey söylemedim. Sadece başımı salladım. Arabada oğlum sessizdi. Telefonuna bakıyordu.
Ona sordum:
—Bir arkadaşının bisikletini mi kırdın? Güldü.
—O bir hurdaydı.
Eve vardık. Ondan telefonunu istedim.
—Ne?
—Ver şunu.
Ayrıca motosikletinin anahtarlarını da istedim. Geçen yıl hediye ettiğim motosikletin. Bana bakakaldı.
—Ciddi misin?
Ertesi gün bir şey yaptık. Bir bisiklet dükkanına gittik. Yeni bir tane aldım. İyi bir tane, 900 dolara. Sonra çocuğun evine gittik. Oğlum bisikleti taşıyordu. Kapıyı çaldı. Çocuk kapıyı açtığında, oğlum ne diyeceğini bilemedi.
Ben biliyordum.
—Oğlum seninkini kırmış.
Yeniyi uzattım ona. Çocuk şaşkın görünüyordu.
Oğlum mırıldandı:
—Özür dilerim.
Her şeyin orada biteceğini düşündüm. Ama olmadı. Dışarı çıktığımızda oğluma başka bir şey söyledim.
—Motosiklet yarın satılacak.
Donup kaldı.
—Ne?
—Bu bisikleti ödemek için.
Öfkelendi. Bağırdı. Adil olmadığını söyledi. Sadece bir şaka olduğunu.
Bugün motosikleti sattım. Oğlum benimle konuşmuyor. Eski karım, onu utandırdığımı ve abarttığımı söylüyor. Sadece eski bir bisikletti. Ama dün garip bir şey gördüm. Oğlum erkenden evden çıktı. Otuz dakika sonra sokakta önümden geçti. Yeni bisikletli çocukla birlikteydi. İkisi de okula yürüyorlardı.
Konuşarak…
Doğru olanı yapıp yapmadığımı bilmiyorum. Ama ilk kez... oğlum birine gülerek gitmiyordu. Onunla birlikte yürüyordu. Gerekli bir ders mi verdim... Yoksa bir baba olarak sınırı mı aştım?
Yukarıda gözüme internetten çarpan bir alıntıydı, gelin bunu beraberce irdeleyelim:
Birçok ebeveynin karşılaştığı ve hayal ettiği ‘’sınır koyma’’ ve ‘’ ders verme ikilemi’’ o babanın yerinde ben olsam aynı soruyu bende kendime sorardım ders mi verdim yoksa sınırı mı aştım?
16 yaşında ve okula sadece bisikleti ile gidebilme durumu olan bir gence yapılan sadece eşyaya zarar verme olayı değil, burada alaysı aşağılama ve empati yoksunluğu neticesinde yapılan duygusal şiddet.
Peki bizim tepkimiz nasıl?
Telefonu almak mantıklı fakat motosikleti satmak biraz tartışılır. Motosiklet burada lüx, bisiklet ise çocuğun temel ihtiyacı, gelinen nokta zengin çocuğun lüksü, fakir çocuğun ihtiyacı pahasına kırıldı. Baba burada aslında güçlü bir mesaj veriyor, başkasının ihtiyacını hiçe saymanın elbette bir bedeli olmalı. Bisiklet alarak özür dilemesi, onarıcı bir adım. Bu, çocuğa empati kazandırmanın da ayrıyeten bir yolu olmuş. Baba haklı ve doğru olanı mı yapmış? Bana göre evet...
Gelen tepkiler, eski karısının olayı fazla abarttın demesi, ergenlikte kişinin babasının onu rezil ettin algısı. Ama ertesi gün bisikleti kırılan çocukla beraber yürümesi, ilk kez dünyaya o çocuğun gözünden bakması olumlu bir değişim sinyali. Ayrıca annesinin, babasına abarttın demesi de annenin de olaylara tek taraflı baktığını ve konuyu fazla irdelemediğinin göstergesi. Başka seçenek var mıydı? Olabilirdi, örneğin. Motosikleti satmak yerine, bir süreliğine el koyma ve bisikletin parasını çocuğun kendi cebinden ödemesi gibi… Ama burada baba şoklama yapmış, hatırı sayılır bir çapa atmış ve etkili olmuş. Burada kazanç ne? Burada çoğu baba bu durumda ya yazıklar olsun der ya da özür diletirdi ve geçiştirirdi. Ama ne yaptı? Hem onardın hem bedel ödettin hem de çocuğa ayna tuttun.
Sahi siz olsanız ne yapardınız? Mutlu bayramlar diliyorum. Esen kalın.