AKLIMDAKİLER KÖŞESİ
“Bizi bu dünyaya çok sert çaktılar baba / Ama mıhlara pas vuran suyuzdur da” diyor Hulki Aktunç.
Kutunun Dışı serüvenimizde Kutsal Parantez çıkartmalarımız devam ediyor Sayın Okur.
Hulki Aktunç yanlış hatırlamıyorsam Bir Şeyin Varoluşu adlı kitabında fırlatıveriyor kulaklarımıza bu dizeleri.
Hangimiz bu diyara yumuşak çakılmış olabiliriz ki… Hemen bir bütünleşik duygular pıtrak pıtrak çiçekleniyor yüreklerimizde.
Zira Ziya Paşa´dan aşinayız bu derde: “Asude olam der isen gelme cihâne” diyeli asır devrilmiş üstümüze. Kaza okları keyfine göre birer, üçer, beşer düşecek bahtımıza ve biz kadere naz dahi yapamayıp feleğe fatura edeceğiz can kırıklarımızı.
Kültürümüzde alın yazısına hürmet büyüktür çünkü. Takdir-i İlahi. Mevla´nın bir bildiği var. Muhakkak.
Ama ben hem kendi hem de senin hesabına Hulki Aktunç´un söyleminden bir ferahlık hissesi aldım. Evet, çaktılar bizi dünyaya sert mi çok sert ama biz de çok güçlü görünmeyen suyun çiviyi paslandırdığı gibi o prangaları birer birer kırıveririz.
Bu mümkün.
Zor mu?
Kesinlikle zor.
Ancak hayatın kolay bir platform olduğunu kim söyledi ki?
Ölümlü illüzyon belli ki en üst sürümümüze ulaşmamız için var edildi.
Bir oyun bir eğlence yeri diye anlatılmıyor mu binlerce yıldır dinler, ezoterik öğretiler tarafından...
Yeter ki kendimizi kandırmayalım.
Çünkü oyunun ilk kuralı “kendini kandırmamak” gibi gözüküyor.
Richard Feynman, ilk kural kendini kandırmamaktır ve kendini kandırmak en kolay olandır, der. İnsanlığın en büyük zihinlerinden biri ve Nobel ödüllü fizikçi eğer idrak edilirse harika bir miras bırakmış.
Kendini aldatmasıyla meşhur insanlar diyarına dönüştü dünya. Bireysel ölçekte her birimiz de pay sahibiyiz. Acıdan kaçma ve hazzı kovalama güdümüz çeşitli seviyelerde bizi “kendini aldatma” döngüsünde tutuyor. Fikirler, ideolojiler, -izm´ler, diziler, tatlılar, kıyafetler, gezmeler, eğlenceler, kişisel gelişimler, haplar yani insana hizmet veya derman için var olan her şey insanın uyuşturucusuna dönüşebiliyor.
Uyuşmuşluk da ne yazık ki bulaşıcı. Dünyanın üç günlük olduğu bilgisinin eski ve köklü oluşu da daha da artırıyor uyuşmayı. Yani ne gerek var ki sorumluluk almaya. Zaten “ölücez.”
Belki de ölmüyorsun. Sonsuzlukta bir bilinç olarak dolaşıyorsun. Zihninin ışığı ya da karanlığı daimi. Bedenliyken tam sorumluluk almadığın dünya da zannettiğin gibi peşini bırakmıyor. Bir bakıyorsun ki hem aldanmış hem de aldatmışsın.
Uyuşamıyorsun da dünyadaki gibi. Çünkü öldün artık!
Masal devam edecek.
Sevgi ve bilgelikle kal..