HANGİ HESAPLAR ÖBÜR DÜNYADA GÖRÜLECEK
Mahşere ulaşan çaresizlik!
Olağanüstü durumlar karşısında insanlar öbür dünyaya sığınıyorlar. Çünkü bazı şeyleri gücümüz yetmiyor. En başta güçlü olanın gücü arsında insanlar çaresiz kalıyor. Bu katil de olabilir hırsız da veya bir başka kriminal tip ya da yönetici de…
Dini ve Tanrı olgusunu sanki yoksullar ve güçsüzler yaratmış gibi ve bu düşünce onları korumuyor. Güçlüler ve zenginler onları sömürüyor, inandıkları Tanrı ise onları seyrediyor. Onarın yaptığı ise öbür dünyada Tanrı'nın onlardan hesap soracağı ümidi. Mahşere kalan çaresizlik.
Güçlüler ve zenginler arasında böyle bir algı var ve bu algı onların fütursuzluklarını artırmasına aracılık gediyor.
KORK ALLAH'TAN KORKMAYANDAN!
Bunu daha önce de yazmıştım, Allah’tan korkmayandan korktuğumuz sürece kendi yargımızın kurbanı oluruz.
Mahşere kalan bir çaresizlik olabilir mi?
Bu insanlarla nasıl mücadele edilecek?
Sadece siyasiler retorikle, yoksul ve çaresizlikler Allah’a ve öbür dünyaya sığınarak mı bunu gerçekleştirecek?
Bir de şöyle bir durum var: Kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan gitmez?
Hitler öyle mi oldu?
Firavun?
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bir avuntu üret ve ona sarıl.
Yaşam bazı toplumlar açısından farklı akıyor.
İnandın insanı pasifleştirdiği dinler, insanların bu dinlerin temsilcilerini oyuncağı haline getiriyor. Belki birçok sorunumuzun temelinde böyle bir teslimiyet inancı olması yatıyor.
Hukuk yolunu deneyen yok.
Dava açan yok.
Kendi yaşam alanı içinde gerektiği gibi tepki gösterme yetisi yok.
Bu sadece korkuyla ilgili değil.
Bu bir yaşam biçimi. Üstelik bu sadece üretilmiş inançlarla da ilgili. Tanrıyı, cenneti, cehennemi, öbür dünyayı algılama biçiminiz nasılsa, pratik gündelik hayatınızda öyle oluyor. Allah'tan korkmayandan korkmak, Allah'tan korkmayanın ürettiği kader üzerinden yaşamaktır. Oysa başka yaşamlar var. Allah’ın karşısına bir çaresizlikle mi çıkmalı, yoksa yaşamı kazanmış olarak mı çıkmalı? Belki cevap bulmamız gereken soru budur.