KONYA HABER
Konya
Açık
-1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,1575 %0.20
55,9367 %-0.62
10.719,70 %-0

BİR FAKÜLTE, DÖRT BÖLÜM VE BİR İLETİŞİM SEVDASI

YAYINLAMA:

Özellikle belirtmeliyim ki; Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi bana sadece ders değil, meslek, tecrübe ve bir bakış açısı kazandırdı

Bazı okullar vardır, mezun olduğunuz gün geride bıraktığınızı düşünürsünüz.

Bazı okullar ise insanın hayatının bir parçası olur.

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi benim için işte böyle bir yer.

Yıllar önce iletişim alanına duyduğum merakla başlayan yolculuğum, bugün beni Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi olarak aynı fakültenin koridorlarında yeniden buluşturdu.

Üstelik bu benim Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi ile ilk buluşmam değil.

Daha önce aynı fakültenin Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tezli yüksek lisans programından mezun oldum.

Şimdi ise önümde başka bir heyecan var:

Gazetecilik…

Birkaç dersim kaldı.

Nasip olursa bu yıl mezun olacağım.

Ve insanın yıllardır içinde taşıdığı bir hayalin tamamlanmasına birkaç adım kala hissettiği o duyguyu tarif etmek gerçekten kolay değil.

İletişim benim için bir bölümden çok daha fazlası

Ben iletişim alanını seviyorum.

Çünkü iletişim sadece konuşmak değildir.

İletişim; insanı anlamaktır.

Toplumu okumaktır.

Doğru soruyu sormaktır.

Doğru bilgiyi doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru biçimde ulaştırabilmektir.

Gazetecilik ise bunun çok daha büyük bir sorumlulukla birleştiği noktadır.

Bir haber yazarken sadece kelimeleri yan yana getirmezsiniz.

Bir insanın hayatına dokunursunuz.

Bir kurumun açıklamasını kamuoyuna taşırsınız.

Bir sorunu görünür hale getirirsiniz.

Bazen toplumun sesi olursunuz.

Bazen de toplum adına soru sorarsınız.

İşte ben bu yüzden gazeteciliği seviyorum.

Selçuk Üniversitesi bana çok şey kattı

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde geçirdiğim eğitim sürecine bugün geriye dönüp baktığımda, sadece aldığım dersleri hatırlamıyorum.

Kazandığım bakış açısını hatırlıyorum.

Hocalarımın anlattığı teorik bilgilerin yanında, iletişimin pratiğini anlamaya başladığımı görüyorum.

Bir habere nasıl bakılması gerektiğini…

Bir olayın nasıl sorgulanacağını…

Bilginin nasıl teyit edilmesi gerektiğini…

Haber dilinin nasıl kurulacağını…

Kamuoyunun nasıl okunacağını…

İletişim süreçlerinin nasıl yönetildiğini…

Ve belki de en önemlisi, iletişimcinin sorumluluğunun ne olduğunu öğrendim.

Kısa sayılabilecek bir eğitim sürecinde bile insanın bilgi birikiminin ne kadar değişebildiğini yaşayarak gördüm.

Hocalarımızın hakkı ödenmez

Bir üniversiteyi üniversite yapan yalnızca binaları, amfileri ve laboratuvarları değildir.

O üniversitenin hocalarıdır.

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin değerli akademisyenleri, yıllardır iletişim alanında öğrencilere yalnızca ders anlatmıyor.

Bir meslek kültürü kazandırıyor.

Bir düşünme biçimi öğretiyor.

Eleştirel bakmayı öğretiyor.

Sorgulamayı öğretiyor.

Araştırmayı öğretiyor.

Ve en önemlisi, iletişim sektörünün gerçekleriyle akademik bilgiyi buluşturmaya çalışıyor.

Bugün gazetecilik yaparken veya bir haber metni kaleme alırken, fakültede öğrendiğim pek çok bilginin pratiğe nasıl dönüştüğünü daha iyi anlıyorum.

Bu nedenle başta Gazetecilik ve Halkla İlişkiler  Bölümü olmak üzere, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin kıymetli akademisyenlerine ve üzerimde emeği bulunan bütün hocalarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Teori başka, saha başka…

Gazetecilik öğrencisi olarak benim için en önemli kazanımlardan biri de akademik bilginin sahadaki karşılığını görmem oldu.

Çünkü gazetecilik sadece kitaplardan öğrenilecek bir meslek değil.

Sokağa çıkacaksınız.

İnsanlarla konuşacaksınız.

Esnafın derdini dinleyeceksiniz.

Sanayicinin sorununu anlayacaksınız.

Kamu kurumlarının açıklamalarını takip edeceksiniz.

Bir olayın farklı taraflarını dinleyeceksiniz.

Bilgiyi doğrulayacaksınız.

Sonra bütün bunları haber diline aktaracaksınız.

İşte üniversitede edindiğiniz bilgi, sahaya çıktığınızda anlam kazanmaya başlıyor.

Benim için Selçuk Üniversitesi’nin en büyük katkılarından biri de teorik bilgiyi pratik gazetecilikle buluşturabilme imkânı oldu.

Ve şimdi önümde başka bir hedef var

İletişime olan merakım beni bir başka hedefe daha taşıyor.

Nasip olursa…

Türkiye’de belki de çok az kişinin gerçekleştirdiği bir eğitim yolculuğunu tamamlamak istiyorum.

İletişim alanındaki dört lisans bölümünü de bitirmek…

Halkla İlişkiler ve Tanıtım…

Gazetecilik…

Reklamcılık…

Radyo, Televizyon ve Sinema…

Halkla İlişkiler ve Tanıtım eğitimimi hem lisans olarak hem de tezli yüksek lisans olarak tamamladım.

Şimdi “Gazetecilik ve Reklamcılık” da son sınıftayım.

Birkaç dersim kaldı.

Nasip olursa bu yıl her ikisini de tamamlayacağım.

Radyo, TV ve Sinema bölümünün de 2.sınıf öğrencisiyim.

Nasip olursa İletişim Fakültesinin tüm bölümlerini okuyarak başka örneği var mıdır bilmiyorum ama bir ilki başaracağımı düşünüyorum.

Ardından iletişim alanındaki diğer hedeflerimi de hem teorik hem de pratik olarak gerçekleştirmek istiyorum.

Bunların yanında gurur, kibir ve riyadan da Cenab-ı Allah’a sığınıyorum.

Belki bazıları diyecek ki:

“Bu kadar eğitime ne gerek var?”

Benim cevabım çok basit:

Merak ediyorum.

Öğrenmeyi seviyorum.

İletişimi seviyorum.

Ve insanın sevdiği bir alanda kendisini geliştirmesinin sınırı olmaması gerektiğine inanıyorum.

Dört bölüm, dört farklı pencere

Aslında bu dört bölüm birbirinden bağımsız değil.

Tam tersine, birbirini tamamlıyor.

Halkla ilişkiler bana kurumları ve insan ilişkilerini anlamayı öğretiyor.

Gazetecilik bana haberin, bilginin ve kamu yararının sorumluluğunu hatırlatıyor.

Reklamcılık bana mesajın nasıl kurgulandığını ve hedef kitleye nasıl ulaştırıldığını gösteriyor.

Radyo, Televizyon ve Sinema ise görsel ve işitsel anlatının gücünü ortaya koyuyor.

Bütün bunları bir araya getirdiğinizde ortaya çok daha geniş bir iletişim perspektifi çıkıyor.

Belki de benim bu alandaki bitmeyen merakımın sebebi tam olarak bu.

Her bölüm iletişimin başka bir kapısını açıyor.

Mezuniyet yaklaştıkça…

Şimdi birkaç ders…

Sonra mezuniyet…

Belki bir kep atma töreni…

Ama biliyorum ki benim için bu, bir son olmayacak.

Tam tersine yeni bir başlangıç olacak.

Çünkü gazetecilik benim için yalnızca bir diploma meselesi değil.

Bir hayat biçimi.

Sürekli araştırmak…

Sürekli sormak…

Sürekli öğrenmek…

Sürekli kendini yenilemek…

Ve doğru bildiğini, doğru zamanda, doğru şekilde kamuoyuyla paylaşabilmek…

Ben gazeteciliği böyle görüyorum.

Selçuk Üniversitesi’ne bir teşekkür

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi bana çok şey kattı.

Bilgi kattı.

Tecrübe kattı.

Bakış açısı kattı.

Meslek sevgisi kattı.

Sorgulama kültürü kattı.

Ve en önemlisi, iletişim alanındaki merakımı daha da büyüttü.

Bu nedenle bu yazı biraz da bir teşekkür yazısıdır.

Bana emek veren hocalarıma…

Aynı sıraları paylaştığım arkadaşlarıma…

Gazetecilik yolculuğumda bana katkı sunan herkese…

Ve bana yeniden öğrenmenin heyecanını yaşatan Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne…

Teşekkür ediyorum.

Bugün Gazetecilik Bölümü son sınıfta, mezuniyete birkaç ders mesafede otururken geçmişe bakıyorum.

Halkla İlişkiler ve Tanıtım tezli yüksek lisansından mezun olduğum günleri hatırlıyorum.

Ve kendi kendime diyorum ki:

İyi ki iletişimi seçmişim.

İyi ki merak etmişim.

İyi ki öğrenmekten vazgeçmemişim.

Şimdi önümde yeni bir hedef daha var.

Nasip olursa dört iletişim lisansını tamamlamak…

Ve bu uzun yolculuğun sonunda yine aynı cümleyi söylemek:

“İletişim benim için sadece bir meslek değil, bir tutku.”

Rabbim çıktığımız bu yolda bizlere faydalı ilim, hayırlı ömür ve öğrendiklerimizi insanlığın faydasına kullanmayı nasip etsin.

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin değerli hocalarına ve üzerimde emeği bulunan herkese bir kez daha teşekkür ediyor, saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız