KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
10.961,74 % 0,27
Ara

Film bitti ama gerçek sonu mutlu mu?

YAYINLAMA:

Mutlu sonlara inanır mısınız?

Yani gerçekten emek verdikten sonra her sorunun kaybolacağına ve herkesin sonsuza kadar mutlu

olacağına inanıyor musunuz?

Ben hiçbir zaman mutlu sonlara inanan birisi olmadım. Bence asıl mutluluk sonu mutlu olmayan

hikayelerde birlikte olmayı başarabilmekte gizli. Hiçbirimizin sonsuza kadar mutlu devam eden

hikayeleri yokken neden gerçeğe benzeyen filmler dönmüyor ki ekranlarda?

İnsanları asıl kendine çeken şey samimiyet olmasına rağmen her geçen gün daha da uzaklaşıyoruz

gerçek hayattan. Gerçek benliklerimizden uzaklaşmaya o kadar hazırmışız ki, kurduğumuz hayallerin

geçmişimizle alakası kalmamış.

Yaşadığımız hayatın en doğal hallerinin köylerde saklı kaldığına inanıyorum. Evlerin kapısının

kilitlenme adetinin olmadan çıkıp gidebildikleri, misafirlik kavramının şimdiki gibi anlamını yitirmediği

yıllarda saklı kaldı doğallık. İnsanların duygularını gizlemeye gerek duymadığı yılları, gerçek sevginin

göz bebeklerinde anlaşıldığı zamanları özlüyorum. Klasikleri izlerken aslında o yıllarda yaşamam

gerekiyormuş derken buluyorum kendimi. O zamanlar iyi veya kötü kavramları varmış sadece. Şimdi

sadece iyi veya sadece kötü kalmadığı gibi; kimse kimseyi gerçekten tanıyamıyor.

Yıllarca dostum dediğiniz insanların hiç beklemediğiniz yönde ve şekilde değiştiğini görebiliyorsunuz.

Babamın her zaman anlattığı bir baba oğul hikayesi vardır, ben de size anlatayım…

Oğlunun dostlarıyla övündüğünü gören baba, o dostların gerçek olup olmamasıyla ilgili bir sınava tâbi

tutmayı önerir. Birlikte bir koyun kesip kafasını çuvala koyarlar ve babası oğluna bu çuvalı alıp

arkadaşlarının kapısına gitmesini söyler. Çocuğun katil olduğunu düşünen arkadaşlarının hepsi tek tek kapatırlar kapılarını.

En sonunda dönüp dolaşıp babasının yanına gelir oğlan. Der ki; sen haklıymışsın baba, benim dostum yokmuş. Sıra bende, der babası. Benim dostumun sınavı var sırada. Çocuk alır çuvalı bu sefer de babasının dostuna gider, kendini tanıtır tanıtmaz eve alır adam çocuğu, hiçbir şey sormadan çuvalı alıp gömer arka bahçeye üzerine de sarımsak diktikten sonra gönderir çocuğu evine.

Hayranlıkla geri döner çocuk eve, babasına gerçek dostun ne olduğunu öğrendim diye hayran hayran

olanları anlatırken babası daha bitmedi der, tekrar gideceksin dostuma. Bu sefer bir bahane bulup

kavga edeceksin, tokat atacaksın en sonunda. Çok şaşırır çocuk ama yapar babasının dediklerini harfi

harfine. Eli titrese de, atar o tokadı babasının dostuna. Adam etkilenmez tokattan döner çocuğa, der

ki tekrar selam söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını bi tokada.

Kendimi bildim bileli en çok etkilendiğim hikayelerden olmuştur bu benim için. Gerçek hislerin,

çıkarsız dostlukların veya gerçek aşkların neredeyse yok dendiği bu zamanlarda keşke hepimiz

olabilsek böyle.

Ve geldim her güzel şeyin olduğu gibi bu salının da sonuna…

Günaydın,

İyi öğlenler,

Huzurlu akşamlar…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *