KONYA HABER
Konya
Açık
33°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Belgin Sarılmışer Anısına…

YAYINLAMA:

Uzun zaman sinemaya gidemedikten sonra ilk gittiğim filmin Bergen olması en doğru bir seçimdi bana göre. Bir senaryo dahilinde izlediğim yaklaşık 2 buçuk saatten bu kadar etkilendikten sonra hayatının filme sığmayan anılarına daldım. Hayal bile edemeyeceğim acının kısacık bir ömre sığmış olması içimi yaktı. Adı üstündeydi gerçi o Acıların Kadınıydı…

Birkaç röportaj izledim ama bir tanesini izlemek yeterince zor oldu.  Kadın cinayetlerinin gündemden düşmediği günümüzde, zanlıların neredeyse cezasız kalmaları hala en büyük derdimiz. Üzerinden geçen yıllar bu konuda maalesef ki çok fazla değişime sebep olamadı. Birçok konuda ilerlemiş olsak da bu noktada yerimizde saymaya devam ediyorduk.

Filmden çıkıp annemle film hakkında konuşarak yürürken yanımızdan geçen birkaç insanın kendi aralarında fazlasıyla yüksek sesle ve saygısızca olan o konuşmasına şahit olduk:

 “Neden kimse Bergen’in aldattığını söylemiyor?”

Bu ve benzer düşüncede insanlar oldukça kadın cinayetlerinin, sadece gücü yettiği için bir kadını öldürme hakkı olduğu düşünen ve bu konuda ısrar eden insanların azalmasını beklemek hataydı sanki. Kadın hala 2.sınıf insandı, kadın bir erkeğin sahip çıkmak zorunda olduğu namus kavramından başka bir şey değildi, hatta kadının evden çıkmasına, çalışmasına ne gerek vardı? Yaptığı bir hata yüzüne kezzap atılmasını haklı görüyordu hatta öldürmek namusunu temizlerdi. Bir kadından dünyaya gelmiş olan bu zihniyetteki insanların hala aramızda ve başı dik geziyor olması yeterince büyük bir utanç kaynağı bana göre.

Son olarak filmle ilgili çok fazla eleştirilen bir konuya değinmek istiyorum. İzleyenlerin bir kısmı Farah Zeynep Abdullah’ın şarkıları kendi sesiyle söylemiş olmasından rahatsız olmuş. İlk başlarda acaba gerçekten rahatsız eder mi diye bakarak izlesem de filmde asıl anlatılmak istenen o sesin acılarıyla yoğrulmasıydı bana göre ve açıkça söylemek isterim ki beklediğimden çok daha güzel bir performans izledim. Oyuncuların hepsi rollerinin hakkını vermişti ve muhteşem bir kadroyla oynanmıştı.

Filme gittiyseniz eğer bu konuda sizin de görüşünüzü bilmek isterim. Ve umarım kadın cinayetlerini sadece filmlerin konusu olarak göreceğimiz günler yakındır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *