Modern teknolojiler, kadim ayartmaların yeni yüzleri olabilir mi?
Bütün Türkiye'yi yasa boğmuştu… İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısının arkasındaki ihmaller zinciri TBMM Komisyonu raporlarına yansıdı. 2 Mart’ta Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gerçekleşen olayda, 17 yaşındaki F.S.B, 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik’i katletmiş ve 37 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Meclis (TBMM) Komisyonunun İstanbul Valiliği ziyaretinde konuşan Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürü Şaheser Şen, şüphelinin saldırı sonrası “Bana şeytan talimat verip yönlendirdi. Eylemle ilgili bir şey hatırlamıyorum, rehber öğretmeniyle görüşmek istedim. Onu odasında bulamayınca bilincimi kaybettim” dediğini aktardı. Şen, çocuğun seri katil oyunu olan ‘Dexter’ üzerinden iletişim kurduğunu belirtti.
“ÖLDÜRMEK İSTİYORUM”
Bu arada Çocuk Şube Müdürü Özlem Temür, şüphelinin en az üç defa intihar girişiminde bulunduğunu, paranoit düşünceler taşıdığını ve şubat ayında yatırıldığı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden 8 gün sonra ailenin “çok zayıfladı” gerekçesiyle doktorların tüm riskleri anlatmasına rağmen taburcu edildiğini belirtti. İlçe Millî Eğitim Müdürü Arife Gökkuş, çocuğun hastaneden çıktıktan sonra arkadaşlarına “Şeyda öğretmeni öldürmek istiyorum” dediğini aktardı. Rehber öğretmen Şeyda Gümüş de çocuğun sınav kâğıdına “Ölmek istiyorum” yazdığını ve 8-10 saat şeytanla ilgili videolar izlediğini ifade etti. Eski İlçe Millî Eğitim Müdürü Mustafa Akhan ise ailenin damgalanma korkusuyla geçmiş tedavi bilgilerini sakladığını vurguladı.

O KORKUTAN MESAJ
Öte yandan saldırıdan sonra eski müdür yardımcısı Selçuk Terzioğlu, “680’li numaradan mesaj geldi. C31K olarak atamız Semih Çelik’in yolundan giderek kadınları katletmeye devam ediyoruz” şeklinde tehdit aldıklarını açıkladı. İstanbul Valisi Davut Gül ise “Okuldan atmak da okulun önüne polis koymak da tek başına çare değil. Çocukların psikolojik sorunları sosyal hizmet mekanizmalarına aktarılmalı” değerlendirmesinde bulundu.
İNTERNET BAĞIMLILIĞI MI, DİJİTAL ŞEYTAN MI, PSİKOLOJİ Mİ?
İnternet ve kontrolsüz ekran kullanımı psikolojimizi hem olumlu hem de olumsuz yönde derinlemesine etkilemekte. Bilgiye hızlı erişim sağlarken, aşırı ve denetimsiz kullanım beyindeki ödül mekanizmasını bozarak stres, kaygı, yalnızlık ve sosyal medya bağımlılığı gibi ruhsal sorunlara yol açabilmekte.
Sürekli akışa maruz kalmak zihinsel yorgunluk ve anksiyete yaratır.
Kıyaslama ve Yetersizlik
Başkalarının idealize edilmiş hayatlarını görmek öz saygıyı düşürüyor.
Yanı sıra sanal bağlar gerçek sosyal ilişkilerin yerini tutmadığı için yalnızlık hissini artırmakta.
Kısa ve hızlı içerikler odaklanma süresini kısaltmakta.
Dolayısıyla akıllı cihazların ve yapay zekanın insanları manipüle etme potansiyeli, popüler kültürde bu tür soyut benzetmelerle ifade ediliyor. "Dijital şeytan" fiziksel ya da dini anlamda var olan gerçek bir varlık değil.
Bu kavram, teknolojinin, sosyal medyanın ve yapay zekanın insanları yönlendirme, bağımlı kılma veya kötüye kullanılma gücünü anlatan mecazi bir ifade.
İNSANIN İRADESİNİ ZAYIFLATIYOR
Bu kapsamda telefonlardaki bildirimlerin, algoritmaların ve sosyal medyanın insan iradesini zayıflatması, kişileri sürekli tüketime ve kibre yöneltmesi durumuna yapılan benzetmedir.
Dolayısıyla wi-fi ağlarında ya da cihazların içinde dolaşan fiziksel veya ruhanî bir "dijital" varlık yoktur; karşılaşılan tehlikeler tamamen insan yapımı yazılımların ve insan zaaflarının bir sonucu.
Yine de dijital çağda, şeytanın klasik yöntemlerinin daha rafine ve görünmez biçimler kazandığı bir dönem olarak yorumlanabilmekte. Bu açıdan uzmanlara göre interneti, dijital dünyayı gerekçe gösteren katiller de masun değil.