KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0139 %0.12
56,1125 %0.06
11.021,21 %0.33
BBN Haber Yaşam Genel anestezi mi lokal anestezi mi: Bilimin çözemediği büyük gizemler

Genel anestezi mi lokal anestezi mi: Bilimin çözemediği büyük gizemler

İngiliz komutan Amiral Horatio Nelson'ın sağ kolu 1797'de kesilmek zorunda kalmıştı. Ameliyat hayatını kurtardı. Fakat efsaneye göre, narkoz için sadece bir yudum rom kullanıldı. İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde, uzuvların kesilmesi gibi işlemler bile hastalar tamamen uyanıkken gerçekleştiriliyordu. 1846'da genel anesteziklerin kullanıma girmesi bir dönüm noktası oldu. Artık bilinç, istenilen zamanda, istenilen yerde ve herkeste geçici olarak devre dışı bırakılabiliyordu. Nelson, aynı ameliyatı geçirip, ertesi gün kahvaltıya katılabilecek duruma gelebilirdi.

Genel anestezi mi lokal anestezi mi: Bilimin çözemediği büyük gizemler
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 9 dk

Artık günümüzde her yıl lokal veya genel anestezi altında milyonlarca ameliyat gerçekleştiriliyor.

Bu gizemli ilaçların bizi nasıl uyuttuğu bugün de tam anlamıyla anlaşılmış değil. Ortaya çıkan yeni ipuçları, bilim insanlarına beynimizin temel işleyişi hakkında bilgiler veriyor, hatta bu ipuçları, bilincin kökenlerine dair işaretler bile taşıyor.

Tam bir uyku hali

Farklı anestezi türleri var. Bazıları doğrudan ağrıyı engellerken, diğerleri kişiyi uykulu ve gevşemiş bir hale getiriyor.

Genel anestezikler ise bir adım öteye geçiyor. Bu ilaçlar kişiyi bilinçsiz hale getiriyor ve böylece çevrede olup bitenlere dair hiçbir farkındalık kalmıyor.

Bilinçsizlik hali yaratabilen çok çeşitli anestezikler var.

Bunlar, nadiren kullanılan ksenon gibi asal gazlardan, en yaygın kullanılan genel anestezik propofole kadar uzanan geniş bir yelpazede.

Genel anestezikler birbirinden çok farklı kimyasal yapılara sahip olabilir

Her durumda ortak etki, beyindeki sinir hücrelerinin iletişimine müdahale edilerek birbirleriyle haberleşmelerinin engellenmesi.

Manyetik rezonans (MR) görüntülemelerine göre, beyin aktivitesinde genel bir azalmaya neden oluyorlar.

Bununla birlikte, bu durumun hastayı tam olarak nasıl uyku haline soktuğu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Her şeyden önce, anesteziklerin yol açtığı bilinçsizlik halinin beynin tamamen devre dışı kalmasını gerektirip gerektirmediği henüz netlik kazanmadı. Belki de bazı bölgeler diğerlerinden daha büyük bir öneme sahip.

Uzmanlar, beynin derinliklerinde yer alan ve beyin bölgeleri arasında merkezi bir bağlantı noktası işlevi gören, yumurta şeklindeki bir yapı olan talamusa dikkat çekiyor.

Genel anestezi uygulandığında, işlevini yitiren ilk bölge burası gibi görünüyor.

Talamus, diğer işlevlerinin yanı sıra uykunun başlatılması ve sürdürülmesinde de hayati bir rol oynuyor. Peki, anestezik maddeler beynin doğal uyku mekanizmasını "ele geçirerek" mi etkili oluyor?

Uzmanlar, "Bir hayvanı anestezi altına aldıktan sonra talamusun belirli bir bölgesini uyarırsanız, hayvanı uyandırabilirsiniz" diyor.

"Araştırmalar ayrıca, komadaki bazı insanların talamusun uyarılmasıyla uyandırılabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla burası, uyanıklık hali açısından kritik bir bölge."

Ancak, sürecin gerçekten böyle işleyip işlemediğini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Çünkü diğer bilim insanları ise, beynin dış kısmındaki kıvrımlı tabaka serebral korteksin (beyin kabuğu) bilincin asıl "yuvası" olduğuna ve anestezik maddelerin temel etkilerini bu bölgede gösterdiğine inanıyor.

Fakat işin içinde başka beyin bölgeleri de var. Örneğin frontal (alın) ve parietal (yan-üst) loblar. Bunlardan ilki alnın hemen arkasında yer alıyor ve eleştirel düşünme gibi birçok üst düzey faaliyetten sorumlu.

İkincisi ise daha geride bulunuyor ve dokunma gibi duyusal bilgilerin işlenmesinde rol oynuyor.

Ne var ki, beyinlerimizin bilinç açısından arafta bulunabileceğine dair yeni ipuçları ortaya çıkıyor.

Çoğu insan için anesteziyle uyutulmak, bilincin tamamen yitirilmesi ve dolayısıyla yaşanan olaylara dair hiçbir şeyin hatırlanmaması anlamına geliyor.

KAZARA FARKINDALIK

Ancak bu durum herkes için geçerli değil. Ameliyat geçiren her 15 bin hastadan birinin, uyandıktan sonra ameliyat sırasındaki bazı anları hatırlayabildiği tahmin ediliyor.

"Kazara farkındalık" olarak bilinen bu durum, söz konusu olgunun ta kendisi. Oxford Üniversitesi'nden anestezi uzmanı Jaideep Pandit, bu tür bireylerin uyku ile uyanıklık ya da bilinçlilik ile bilinçsizlik arasında bir yerde, bilincin "üçüncü bir halini" yaşadıklarına inanıyor.

Pandit, yaptığı testlerde hastalara anesteziyle birlikte kas gevşetici verdi ancak kas gevşeticinin ön kolu felç etmesini önlemek amacıyla bir turnike kullandı.

Bu yöntem, bilinçsiz durumdaki hastaların diledikleri takdirde ellerini hareket ettirebilmelerine olanak tanıdı.

Pandit, hastaların üçte birinin, ameliyat sırasında uyanık olduklarına veya acı çektiklerine dair herhangi bir belirti göstermemelerine rağmen, komut üzerine parmaklarını sıkabildiklerini tespit etti.

Pandit'e göre bu durum, üçüncü bir bilinç seviyesinin varlığına işaret ediyor. Bilincin "zorlu problem" olarak adlandırılan yönü, bilimin henüz çözemediği büyük gizemlerden biri olmaya devam ediyor.

Ancak bu yetinin kaybedildiği durumlarda nelerin değiştiğini incelemek, sırlarını çözmeye yardımcı oluyor.

Normal uykuda bilinç kaybı olsa da genel anestezikler bilincin istenilen anda kapatılabilmesini sağladığı için konunun incelenmesini kolaylaştırıyor.

Bilinçli deneyimlerimizin müstesna doğasını ele alalım. Her bir insanın veya hayvanın bilinçli deneyiminin tamamen öznel ve o bireye has olduğu genel kabul gören bir görüş.

Cambridge Üniversitesi'nden sinirbilimci Andrea Luppi, genel anesteziklerin bu sürecin nasıl işlediğine dair ipuçları sunup sunamayacağını araştırdı.

Luppi, genel anestezi altındaki insanların beyinlerini fonksiyonel MR (fMR) taramalarıyla inceledi. Bu teknoloji, ilaçların etkisini gözlemlemek amacıyla beyindeki kan akışını kaydedebiliyor.

Luppi özellikle "fonksiyonel bağlantısallık" ile ilgileniyordu.

Bu, beynin farklı bölgelerinin ne kadar iyi iletişim kurduğunun ve faaliyetlerini ne ölçüde koordine ettiğinin ölçüsü. Normal koşullarda bu tür bir beyin aktivitesi, bir kişiyi tanımlamak için "parmak izi" işlevi görebilecek kadar müstesna.

Ancak Luppi ve çalışma arkadaşları, anestezi altındaki beyinlerin daha az "müstesna" hale geldiğini ve birbirine daha çok benzediğini tespit etti.

İlginç bir şekilde, anestezi altındaki insan beyni diğer primatların beyinlerinden de daha az ayırt edilebilir hale geliyordu.

Bu durum, insan beyninde anesteziden en çok etkilenen bölgelerin, evrimsel açıdan en yakın dönemde gelişmiş yerler olduğuna işaret ediyor.

Luppi, anestezinin temel bir özelliğinin, beynin birbirinden ayrı bölgelerinin birbiriyle iletişim kurmasını engellemesi olduğuna inanıyor.

Uyanıkken, beyin bölgeleri doğrudan bağlantılı olmasalar bile etkileşime girebilirler. Oysa anestezi altındaki beyinde bu durum oldukça nadir. Burada yalnızca birbirine doğrudan bağlı bölgeler "iletişim kuruyor" gibi görünüyor.

Luppi, 2024'te kaleme aldığı değerlendirme yazısında, "Uyanıklık halindeyken bilinç akışı, deneyimlediğimiz beyin örüntülerinin sırasını yönlendiriyor" ifadesini kullandı.

Luppi, anestezi altındaysa beyin aktivitesinin bir dümenden yoksun, yani kontrolsüz bir seyir izlediğini açıkladı. Luppi'nin bulguları, bilincin beynin belirli bir bölgesindeki faaliyetten kaynaklanmadığı fikriyle örtüşüyor.

Bilinç bunun yerine bir ağ yapısı ve farklı merkezlerin koordinasyonuyla ortaya çıkıyor. Anestezi tıpkı bir ülkenin iletişim sistemlerini çökertip hükümetin işleyişini durdurmak gibi.

Luppi ayrıca, genel anesteziklerin, LSD ve psilosibin (sihirli mantarlar) gibi psikedelik maddelerin bilinci nasıl değiştirdiğine dair ipuçları sunabileceğine inanıyor.

Anestezikler beynin farklı bölgeleri arasındaki iletişimi zayıflatırken, psikedelikler tam tersini yapıyor gibi görünüyor, beyni yeni iletişim yolları açmaya teşvik ediyorlar.

Yine de nihayetinde, bilincin insan beyninde tam olarak nerede yer aldığına dair öğrenilecek daha çok şey var.

California'daki Stanford Üniversitesi'nde Anesteziyoloji, Perioperatif Tıp ve Ağrı Tıbbı alanında Doç. Dr. Boris Heifets, "Bilinç konusundaki anlayışımız henüz oldukça ilkel düzeyde" diyor.

"Bu yüzden, bilinçli deneyimin nasıl işlediğini açıklayabilecek birini bulursanız lütfen bana haber verin. Kendisiyle konuşmayı çok isterim."

LOKAL ANESTEZİ

Lokal anestezi ise vücudun belirli bir bölgesinde ağrı hissini engellemek amacıyla kullanılan bir anestezi türü. 

Genellikle diş hekimliğinde, küçük cerrahi müdahalelerde ve bazı dermatolojik işlemlerde yaygın olarak tercih edilmekte. 

Lokal anestezi uygulandığında, sinirlerin ilettiği ağrı sinyalleri bloke edilir ve hastalar işlem sırasında ağrı hissetmezler. 

Bu yöntem, genel anestezinin aksine, hastanın bilincini kaybetmediği ve işlemin hemen sonrasında normal aktivitelerine dönebildiği bir anestezi türü.

Lokal Anestezi Türleri Nelerdir?

Lokal anestezi, uygulama yöntemine ve etkilediği sinirlerin büyüklüğüne göre farklı türlere ayrılır. En yaygın kullanılan lokal anestezi türleri şunlar:

  • Yüzeyel Anestezi: Bu tür anestezi, cilt yüzeyine veya mukozalara uygulanır. Kremler, jeller veya spreyler şeklinde olabilir. Özellikle küçük cilt lezyonlarının tedavisinde veya damar yolu açma gibi işlemlerde kullanılır.
  • Enfiltrasyon Anestezisi: Bu yöntemde anestezik madde, doğrudan ağrı duyulacak bölgeye enjekte edilir. Diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılır.
  • Bölgesel Anestezi: Daha geniş bir alanı uyuşturmak için sinir blokajı yapılarak uygulanır. Örneğin, kol veya bacak gibi büyük vücut bölgelerinde kullanılır.
  • Spinal ve Epidural Anestezi: Bu türler, özellikle doğum sırasında veya alt karın ve alt ekstremite ameliyatlarında kullanılır. Spinal anestezide, anestezik madde omurilik sıvısına enjekte edilirken, epidural anestezide omurga çevresine enjekte edilir.

Lokal Anestezi Nereden Yapılır?

Lokal anestezi, ağrının kontrol altına alınması gereken bölgeye bağlı olarak farklı yerlerden uygulanabiliyor. Uygulama yöntemi, anestezi türüne ve işlemin yapılacağı alana göre belirlenir. Başlıca lokal anestezi uygulama yerleri şunlar:

  • mCilt Üzeri ve Mukozalar: Yüzeyel anestezi için kremler, jeller veya spreyler cilt yüzeyine veya mukozalara uygulanır. Örneğin, küçük cerrahi işlemler veya lazer tedavileri öncesinde cilde uygulanabilir.
  • Deri Altı: Enfiltrasyon anestezisi, anestezik maddenin doğrudan deri altına enjekte edilmesiyle yapılır. Diş hekimliğinde diş çevresine veya küçük cerrahi işlemler sırasında cilt altına uygulanır.
  • Sinir Blokajı: Bölgesel anestezi, belirli bir sinir grubunu hedef alarak uygulanır. Örneğin, kol veya bacak ameliyatlarında sinir bloğu yapılarak daha geniş bir alanın uyuşturulması sağlanır.
  • Omurga Çevresi: Spinal ve epidural anestezi, omurga çevresine enjekte edilerek belden aşağısının uyuşturulmasını sağlar. Bu yöntemler, doğum sırasında veya alt karın ve alt ekstremite ameliyatlarında kullanılır.
  • Göz: Göz cerrahisinde lokal anestezi, göz çevresine enjekte edilerek uygulanır. Katarakt ameliyatı gibi işlemler sırasında gözün ve çevresinin uyuşturulması sağlanır.

Lokal Anestezi ile Genel Anestezi Arasındaki Farklar

  • Lokal anestezi ile genel anestezi arasında belirgin farklar bulunuyor.
  • Lokal anestezi, sadece belirli bir bölgeyi uyuştururken, genel anestezi hastanın tüm vücudunu etkiler ve bilincini kaybettirir. 
  • Genel anestezi, büyük cerrahi müdahalelerde kullanılırken, lokal anestezi daha küçük ve kısa süreli işlemler için tercih edilir. Genel anestezinin riskleri ve yan etkileri daha fazladır ve hastaların işlem sonrası daha uzun süre gözetim altında tutulması gerekebilir.

Lokal Anestezinin Yan Etkileri ve Riskleri

Lokal anestezi genellikle güvenli bir yöntem olarak kabul edilse de, bazı yan etkiler ve riskler taşır. Lokal anestezi esnasında oluşabilecek bazı riskler ve yan etkileri aşağıdaki gibidir.

  • Alerjik Reaksiyonlar: Anestezik maddelere karşı alerjik reaksiyonlar nadiren görülse de, cilt döküntüleri, kaşıntı ve anafilaksi gibi ciddi reaksiyonlar oluşabilir.
  • Enfeksiyon Hastalıkları: Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon riski bulunur, ancak bu durum hijyenik koşullarda yapılan işlemlerle minimize edilir.
  • Sinir Hasarı: Sinirlerin yanlışlıkla zarar görmesi durumunda geçici veya kalıcı his kaybı yaşanabilir.
  • Baş Dönmesi ve Mide Bulantısı: Özellikle spinal ve epidural anestezi sonrasında baş dönmesi ve bulantı gibi yan etkiler ortaya çıkabilir.
  • Kanama ve Hematom: Enjeksiyon bölgesinde kanama veya hematom oluşabilir.
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız