Evren her şey mi? NASA'ya göre uzayın tamamını, maddeyi (yer kaplayan ve kütlesi olan her şeyi), enerjiyi ve hatta zamanın kendisini kapsar.
BÜYÜK PATLAMA
Evrenin nasıl ortaya çıktığı ise astronomların "Büyük Patlama" (Big Bang) teorisi olarak adlandırdığı modele dayanıyor olabilir.
Yine bu teoriye göre, yaklaşık 13,8 milyar yıl önce evren son derece sıcak ve yoğun bir haldeydi ve o zamandan beri genişlemeye devam ediyor.
Aynı şekilde evren genişledikçe ve zaman içinde, galaksiler, yıldızlar ve gezegenler gibi yapılar oluştu.
PEKİ Birden fazla Evren olabilir mi?
İşte bu Büyük Patlama teorisine göre evren, tek bir noktadan başlayarak genişledi ve yayıldı Ama işin özü şu: Evren hakkında aslında çok az şey biliyoruz. Brezilya'daki Santa Catarina Federal Üniversitesi'nden fizikçi Prof. Alexandre Zabot bunu şöyle açıklıyor: "Yaptığımız iş, bir nehrin tüm akışını ve davranışını gözlemlemeye benziyor ama içinden geçen su moleküllerinin tamamını ayrıntılı biçimde inceleyemiyoruz."
Buna bağlı olarak İngiltere'deki Greenwich Kraliyet Gözlemevi'nin açıkladığı üzere, evren genişlemeye devam ederse, enerji öylesine dağılacak ki galaksiler giderek birbirinden uzaklaşacak. Bir noktadan sonra yeni yıldızlar oluşmayacak ve mevcut yıldızlar da ölecek.
Yine gözlemevine göre, trilyonlarca yıl içinde evren giderek karanlıklaşacak ve sonunda soğuk, karanlık ve neredeyse boş bir hale yaklaşacak.
Dolayısıyla bu hipotez "Büyük Donma" ya da "Isı Ölümü" olarak biliniyor. Yine bu fikir, evrendeki tüm atomların sonunda termal dengeye (her yerde aynı sıcaklığa) ulaşacağı ve her şeyin duracağı anlamına geliyor.
Aynı şekilde Brezilya'daki São Paulo Üniversitesi Fizik Enstitüsü'nden Doç. Dr. Raul Abramo, bu durumu "Her şey evrenin giderek daha boş, daha soğuk ve daha uzak hale geleceğini gösteriyor" şeklinde özetliyor ve şöyle devam ediyor: "Galaksiler birbirinden daha da uzaklaşacak, yıldızlar yaşlanıp ölecek. Bu, evrenin adeta bir mezarlığa dönüşeceği son durum."
O Büyük Yırtılma
Yani bu senaryo yeterince sarsıcı gelmiyorsa, daha da dramatik bir ihtimal var. Bu teori, evrenin karanlık enerji nedeniyle giderek hızlanarak genişlediği fikrine dayanıyor. Bu süreç devam ederse, genişleme öyle bir noktaya ulaşabilir ki yerçekimi artık hiçbir şeyi bir arada tutamaz.
Dolayısıyla bu hipoteze "Büyük Yırtılma" deniyor.
Yine NASA'nın tanımlamasına göre yerçekimi, bir gezegenin ya da başka bir gökcisminin nesneleri merkezine doğru çekmesini sağlayan kuvvet. Gezegenleri Güneş'in etrafında tutuyor, Dünya'yı bir arada tutuyor ve insanların uzaya savrulmasını engelliyor. Aynı zamanda yıldızları, güneş sistemlerini, galaksileri ve galaksi kümelerini birbirine bağlıyor.
Öte yandan karanlık enerji ise çok daha gizemli ve tam tersine bir etki yaratıyor. Zabot bunu "Neyden oluştuğunu hala bilmiyoruz ama itici bir etki yarattığını biliyoruz, neredeyse bir tür anti-yerçekimi gibi" diye açıklıyor.
Aynı yekilde NASA'ya göre evrenin yaklaşık yüzde 68,3 ile yüzde 70'i karanlık enerjiden oluşuyor ve bu enerji evrenin giderek hızlanarak genişlemesine neden oluyor. Üstelik bu olgu ancak 1990'ların sonlarında keşfedildi.
EVREN KOPACAK MI?
Durumun bu kadar geç fark edilmesinin nedeni ise yerçekiminin insanlar, gezegenler ve hatta galaksi ölçeğinde baskın olması. Karanlık enerji ancak çok daha büyük, galaksiler arası ölçekte fark edilebiliyor. Zabot şöyle devam ediyor: “Evren büyüdükçe ve hacmi arttıkça, karanlık enerjiye bağlı itici güç de artıyor. Evren genişledikçe, karanlık enerji daha küçük ölçeklerde de etkili hale gelebilir.” Karanlık enerji dengesiz hale gelirse, evren o kadar şiddetli genişleyebilir ki yıldızlar, gezegenler ve hatta atomlar bile birbirinden kopar.
Dolayısıyla Zabot bu noktada dikkat çekici bir dil oyununa da işaret ediyor: "İngilizce adı Big Rip. Bu, büyük bir yırtılma anlamına geliyor. Ama 'RIP' aynı zamanda 'rest in peace' yani 'huzur içinde yat' ifadesinin kısaltması."
kıyamet ya da Büyük Çöküş
Dramatik bir son veya daha karamsar ihtimaller de var. Karanlık enerji zayıflar ve hatta tersine dönerse, yerçekimi evreni yeniden tek bir noktaya doğru çekebilir. Bu da NASA tarafından "Büyük Çöküş" olarak adlandırılıyor. Bu senaryoda evren kendi içine çöküyor.
Yine bir başka teori ise evrenin yeniden tek bir noktaya sıkıştıktan sonra yeni bir Büyük Patlama ile tekrar doğabileceğini öne sürüyor. Buna "Büyük Sıçrama" deniyor.
Aynı şekilde bu modele göre evrenimiz ve gelecekteki evrenler, sonsuz bir genişleme ve daralma döngüsüne hapsolmuş olabilir. Ancak Abramo bu konuda temkinli: "Bu tamamen sıra dışı bir model ve elimizde bunu destekleyecek veri ya da kanıt yok."
KIYAMET ne zaman?
Bütün bunlar bir yana peki, evrenin sonunun ne zaman geleceğini bilmek mümkün mü? Bilim insanları bu soruya net bir yanıt veremiyor. Abramo, "Gelecekte büyük bir yırtılma ya da büyük bir çöküş olacağına dair elimizde bir gösterge yok" diyor. Zabot ise zaman ölçeğinin akıl almaz boyutlarda olduğuna dikkat çekiyor: “Bazı tahminler bu sonun trilyonlarca yıl sonra olacağını söylerken, bazıları çok daha uzun zaman dilimlerinden bahsediyor.” Evrenin en az 13,8 milyar yaşında olduğunu düşünürsek, henüz 1 trilyon yaşına ulaşmasına bile 986,2 milyar yıl var. BBC'nin bu dosyasına göre Hollanda'daki Radboud Üniversitesi tarafından yapılan yakın tarihli bir çalışma ise evrenin sanılandan daha hızlı "çürüdüğünü" öne sürüyor. Araştırmacılar, son yıldız kalıntılarının yok olmasının yaklaşık 10⁷⁸ yıl (1'in yanında 78 sıfır) sürebileceğini hesapladı.
Yine bu sürecin hiçbir aşamasına insanlığın tanıklık etmesi pek olası değil. Dünya'nın ise çok daha önce ortadan kalkması bekleniyor. Güneş'in yaklaşık 6 milyar yıl içinde kırmızı dev bir yıldıza dönüşmesiyle birlikte gezegenimizin yok olacağı düşünülüyor. "Kozmoloji hakkında hâlâ çok az şey bildiğimizi" söyleyen Abramo'ya göre bugünkü sınırlı araçlar, evreni tam olarak ölçmeyi zorlaştırıyor. Ve bu da daha fazla varsayımsal teoriye kapı aralıyor. Bunlardan bir tanesi de birden fazla evrenin var olabileceği, yani "çoklu evren" fikri.