KONYA HABER
Konya
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

İnsani ilişkilerimizde özensizlik, zedelenme ve zayıflama

YAYINLAMA:

Son yıllarda başta insani ilişkilerimiz olmak üzere pek çok konuda bir özensizlik, zayıflama hatta çürümüşlük yaşanıyor.

İnsanlık için su ve ateşin ne kadar gerekli olduğunu biliriz. Bunun yanında ahlak da bunlar kadar gereklidir. Çünkü toplumu ahlak ayakta tutar.

 

Su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar ve demişler ki, "kaybolursak birbirimizi nasıl buluruz?"

 

Su cevap vermiş: "Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım."

 

Ateş: "Nerede bir duman görürseniz beni orada bulursunuz."

 

Ahlak :"Beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız.

 

"Evet, ahlak gidince geri gelmiyor. Günden güne bu değerimiz zayıflıyor, davranışlarımızda, ticaretimizde yaşadığımız sıkıntıların temelinde o var. Her türlü üçkağıtçılıkta, yolsuzlukta, hırsızlıklarda, yalan da talan da, rüşvette onun yokluğunu hissediyoruz.

   
 
   

Ayakkabıcıya çantama küçük bir tamir yaptırıyorum.  Üzerine lütfen bir dikiş daha atar mısın diyorum 10 lira daha vereceksin diyor ve kızıp yapmayın böyle... diyorum parasını veriyorum ama yaptığı işe teşekkür etmiyorum.

 

Araba alıyorum, ilanda yazılanlar doğru mu bir eksiklik var mı diyorum, istediğin yere götür diyor. Kapora verip alıyorum. Ertesi günü eksperte götürüyorum, lokal boya var. Niçin söylemedin doğrusunu diyorum, lokal boya el içi kadar... diyor.

 

Arkadaşım 15 dakikalık iş yaptırdı. İşi yaptırmadan önce birkaç defa ne kadar vereceğim diye ısrarla sormasına rağmen, canın sağ olsun ne verirsen ver diyor.  Daha sonra 50 lira veriyor, ya abi bu ne 200 lira ver diyor ve arkadaş 150 liraya zor ikna ediyor... Bu nasıl ahlak?

 

GÖÇMENLER - GÖÇMEN BAKANLIĞI

Suriyeliler, Afganlar...  Ağzı olan konuşuyor. Televizyonlarda her gün bu konuşuluyor. Bilen de konuşuyor bilmeyen de. Önce şunu sormak gerekiyor. Bu ülkede niçin bir Göçmen Bakanlığı yok.

Bu konuda gerek iktidar, gerekse muhalefet tarafından ciddi bir bir araştırma ve çalışma yapılmamıştır. Türkiye’de bulunan başta Suriyeli ve Afganlar olmak üzere ne kadar yabancı olduğu bilinmiyor. Çocuk sayıları, eğitimleri, çalışıp çalışmadıkları vb. bilinmiyor. Rakamlar Kayserililere atfedilen fıkrada olduğu iki kere ikinin kaç yaptığına benzer.  Bunlardan ne kadarı vatandaşlık aldı, bunlara para ödeniyorsa ne kadar para ödeniyor. Maalesef bütün rakamlar iktidara ve muhalefete göre değişiyor. Herkes rakamların bir tarafından tutuyor.  Bunları açıklamanın zor olmaması gerekir, şeffaf olması gerekir. Bunlar için bir internet sayfası açılsa her an güncellense ne güzel olur.

Gelecekte Türkiye’nin önemli problemlerinden birisinin bu olduğunu herkes biliyor ama her konuda olduğu gibi çözüm konusunda bir birlik oluşmuyor. Öyle suçlamalar ve öyle savunmalar yapılıyor ki, insan şaşıp kalıyor. Televizyondaki tartışmalarda öyle suçlamalar, yalanlar ve savunmalar oluyor ki, kraldan çok kralcılık yapılıyor. Bazı savunmacıların yerinde bir Suriyeli veya Afgan olsa bu kadar savunamaz.

 

Bu konuda yetkililere çok önemli görev düşüyor. Şimdi çok kalıcı tedbirler alınmazsa beş yıl sonra özellikle okullarda  önemli  yığılmalar olacak. Hele hele 10 yıl sonra, zaten doğru dürüst yapılmayan eğitimde büyük bir kaos oluşacak.  Vatandaşlar, göçmenlerin yoğun olduğu okullara çocuklarını göndermeyecekler. Göçmenler aleyhinde haklı ve haksız suçlamalar yapılacak. Göçmenlere sahip çıkanlar oy kaybedecek, göçmenlere karşı olanlar oy toplayacak. Göçmenler yaşanan her sorunun müsebbibi görülecek. Daha sonra diğer partiler de oy kaygısı ile göçmenleri suçlayacaklar. Bu durumu yaşadığımız ülkelerde sık sık yaşıyoruz.

 

Herkes bir yol tutturmuş kendi çıkarına göre ensar ve muhacir diye. Çoğu samimi de değil. Adam eski evini iki kat pahalı kiraya veriyor, çalışanlarına az ücret veriyor, ondan sonra da ensar ve muhacir edebiyatı yapıyor. Adamları vergisiz, sigortasız ucuz çalıştırıp “Suriyeliler, Afganlar giderse sanayi biter, hayvancılık çöker!” diye ahkam keser.

İnsani ilişkilerimizde özensizlik, zedelenme ve zayıflama

Zaten olumsuz her hareket, vatandaşın yaşadığı her olumsuzluk hükümete mâl ediliyor. Vatandaş park cezası alsa bile Tayyip Erdoğan’a kızıyor. Muhalefet zaten ayrı bir alem. Hükümetin her yaptığına karşılar; ama hiçbir çözüm önerileri yok, bol bol demeç verirler. 

Muhalefet partileri, vatandaşı “Suriyelileri göndereceğiz” diye kandırıyor. Bütün dünyada mültecileri memleketlerine göndermek çok zor. Danimarka dönmek isteyenlere 20.000 avro para veriyor ama yine gitmiyorlar. Gidersem öleceğim diyor... Türkiye’nin işi çok zor...

İnsani ilişkilerimizde özensizlik, zedelenme ve zayıflama

GURBETÇİLERİN ŞİKAYETİ

İki milyona yakın gurbetçi Türkiye’ye izine geldi. İnşallah çoğu memnun olmuştur ama, yaşadıkları olumsuzluklardan sonra, özellikle bürokrasi konusunda memnun olmayanların da çok olduğunu biliyorum.

Engelli çocuğunu tedavi ettirmek için Danimarka’dan Türkiye’ye getiren vatandaş Türkiye’de yol üstündeki engelli tuvaletlerinin çok pis olduğundan şikayetçi. “Geçtiğim ülkelerdeki tuvaletler temiz ama Türkiye’deki yol üstündeki engelli tuvaletleri çok çok pis” diyor.

İnsani ilişkilerimizde özensizlik, zedelenme ve zayıflama

DANİMARKA’DA NELER OLUYOR?

Me Too hareketi bütün dünyada olduğu gibi Danimarka’da da bazı politikacılardan hesap soruyor, intikam alıyor, politikacıları rezil ediyor. (Me Too hareketi, çok çeşitli yerel ve uluslararası isimlerle ortaya çıkan cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı bir harekettir. Hareket, özellikle iş yerinde cinsel saldırı ve tacizin yaygın olduğunu gösterme çabasıyla, Ekim 2017’de sosyal medyada yayılmaya başladı.)

Geçtiğimiz yıl Danimarka’da bir parti başkanı, Kopenhag belediye başkanı geçmişte özellikle kendi milletvekilleri ve partidaşlarına karşı yaptıkları cinsel tacizden dolayı suçlanarak  görevlerinden ayrılmak zorunda kaldılar. Bu hareket kadınların bir zaferiydi.

Geçtiğimiz hafta yine çok sayıda kadın geçmişte parti başkanlığı da yapmış ve halen milletvekili olan birisini kendilerine karşı ağır bir şekilde cinsel saldırıyla suçladılar. Kendisi inkar etse de herkes onun suçlu olduğuna inandı ve partisi tarafından partiden ihraç edildi.

Darısı Türkiye’nin başına diyoruz bu hareket için. Türkiye’de maalesef bu konuda kadınlar gerektiği şekilde sonuç alamadılar.

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *