KONYA HABER
Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,1297 %0,34
48,0847 %0,42
4.561,39 % 1,16
Ara

Teslimiyetin Bayramı

YAYINLAMA:

Her toplumun ruhunu ayakta tutan bazı değerler vardır. Bu değerler, geçmişten bugüne taşınan kültürel birikimin, ahlaki duruşun ve manevi köklerin yansımasıdır. Dini ve milli bayramlar ise bu ortak paydanın en görünür hâlidir; bizi bir araya getirir, aynı duyguda buluşturur. Milli bayramlar tarihimize olan saygının ifadesiyken, dini bayramlar manevi bağlarımızı kuvvetlendirir, bizi yeniden biz yapar.

Bugün bir dini bayrama daha erişmenin huzurunu yaşıyoruz. Fakat içimizde buruk bir his var. Aylardır süren Gazze’deki vahşet, vicdan sahibi herkesin yüreğine ağır bir sızı bıraktı. Bir yanımız bayrama hazırlanırken, diğer yanımız oradaki acıya kilitli. Belki de bu yüzden bu yıl Kurban Bayramı’nı sadece geleneksel yönleriyle değil, anlam derinliğiyle idrak etmeye daha çok ihtiyacımız var.

Anadolu’da Kurban Bayramı’na “iş bayramı” denir. Çünkü bu bayram, sadece tatil ya da seyahat zamanı değil; paylaşmanın, yardımlaşmanın, el birliğiyle yapılan hayırların vaktidir. Kurban kesilir, etler dağıtılır, kapılar çalınır, sofralar kalabalıklaşır. Fakat bütün bunların ötesinde bir hakikat vardır: Kurban, sadece bir hayvanı kesmek değildir. Kurban, insanın içindeki nefsani tutkularla yüzleşmesidir.

Kurban Bayramı’nı anlamlı kılan, Hz. İbrahim’in sorgusuz sualsiz teslimiyetiyle, Hz. İsmail’in gönülden razı oluşudur. Bu teslimiyet hikâyesi, yüzlerce yıl sonra hâlâ iman, sabır ve fedakârlığın zirve noktasıdır. Ve bugün bize şu soruyu sordurur: Biz, ne kadar “İsmail” olabiliyoruz?

Yaşadığımız çağın “İsmail”i olmak, nefsin hâkimiyetine karşı direnebilmektir. Kibirden, hırstan, bencillikten, öfkeden vazgeçebilmektir. Konforundan ödün verebilmek, kendi menfaatini değil, başkasının iyiliğini gözetebilmektir. Herkesin hayatında bir “kurban” vardır. Kimi egosunu, kimi zamanını, kimi sevgisini sınavdan geçirir. Asıl mesele, bu sınavı fark edebilmekte ve içtenlikle verebilmektedir.

Günümüzde yardımlaşmanın yerini bireysellik alırken, toplumsal bağlar zayıflarken; hâlâ komşusuna selam veren, yolda kalana el uzatan, hakkı gözeten insanlar varsa, işte onlar bugünün İsmail’leridir. Belki de en büyük cesaret, bu çağda hâlâ merhametli kalabilmektir.

Kurban Bayramı'nın özü, etrafımızdaki yoksulla sofrayı paylaşmak kadar, içimizdeki kötülüğü feda edebilmektir. Çünkü bu bayram, aslında etin değil, teslimiyetin bayramıdır.

Bayramınız mübarek olsun.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *