Fahrettin Damga

Fahrettin Damga

Biden’ın Erdoğan karşıtı stratejisinin sebepleri

Biden’ın Erdoğan karşıtı stratejisinin sebepleri

76. BM Genel Kurulu dünya üzerindeki gerginliğin merkezinin Güneydoğu Asya’ya kaydığının ilan edildiği bir tarih oldu.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ABD-Çin arasındaki rekabetin ve farklı düşünmenin yeni bir soğuk savaş riski taşıdığını ilan etti. Her ne kadar ABD Başkanı Biden bir soğuk savaş istemediklerini ilan etse de son günlerde AUKUS başta olmak üzere Çin’e karşı bir ittifaklar zinciri hayata geçiriliyor.

Yani ABD’nin ilgi alanı ve tehdit algısı değişiyor. Değişmek zorunda kalıyor.

Bu mecburi değişiklik elbette bugüne kadar ABD’nin varlık gösterdiği bölgemizi de etkileyecek. Ağırlığını Güneydoğu Asya’ya verecek ABD, ilgilendiği diğer coğrafyalarda işlerini vekaleten yürütmeye çalışacak. Çıkarlarını koruyabilecek güvenilir müttefiklere ihtiyacı var. Bunu hazırlıklarını da görmek mümkün. Ülkemizin güneyinde kurmak istedikleri terör devletine de bu gözle bakmak lazım.

Malum, güneyimizde bir terör devleti kurma hayali kuruyorlar uzun zamandır. Obama döneminde epey de yol almışlardı ama yaptığı hamlelerle Türkiye, o planlarını rafa kaldırmalarına sebep olmuştu.

Yaptıkları onca silah yardımı ve askeri eğitim verdikleri onca PKK’lıya rağmen Türkiye yaptığı harekatlarla ABDlileri hayal kırıklığına uğratmıştı. Onca yatırımları boşa gitmişti.

Vazgeçmediler. Trump döneminde de, şimdi Biden döneminde de. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını kıramadılar. Bu kararlılığı aşacak bir yöntem de bulamadılar. Denemediler mi?

Farklı yöntemlerle hem Trump denedi, şimdi de Biden deniyor. Üstelik Obama döneminin sonuca çok yaklaştıklarını düşünen Türkiye düşmanı ekibi yeniden göreve getirerek deniyor.

Evet, bugüne kadar da çokça denediler. Stratejik bir plan dahilinde değişik isimler altında. 2013 Mayıs ayı sonunda başlayan Gezi kalkışması bu denemelerin başlangıcıydı. 15 Temmuz 2016 darbe ve işgal girişimi de en ete kemiğe bürünmüş haliydi. Başaramadılar.

Türkiye’nin kontrollerinden çıkmasını, bağımsız hareket etmesini hazmedemiyorlar. Ne isterlerse onu yapsın bekliyorlar. Olmayınca çıldırıyorlar. Denemeye ve baskıya devam ediyorlar. Fırsat kolluyorlar.

O yüzden ilk hedefleri planlarına engel olan ve diplomatik dille öngörülemez politikalar üretip uygulayan Erdoğan yönetiminden kurtulmak. Bunu açıkça ifade etmekten de çekinmiyorlar. Biden Başkanlık seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iktidardan indirmek için muhalefete demokratik destek vereceğini açıklamıştı.

Başkan olduktan sonra bu stratejinin uygulamaya konulduğuna dair bazı emareler görmek mümkün. Alışılagelmişin dışında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden 20 Ocak 2021’den beri bir kere yüz yüze görüştüler. O da NATO Zirvesi çerçevesinde gerçekleşmişti. Görüşme Afganistan’da çekilmeye çalışan ABD’nin Kabil Havalimanı’nın işletmesini Türkiye bırakıp bırakamayacağını test ettiği döneme denk gelmişti. Bir anlamda ABD mecburdu görüşmeye. Olan bitende olağan dışı bir durum olduğu kesin.

ABD tarafından kaynaklı bu görüşme azlığının elbette sebepleri var. Üstelik bunun Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı muhalefeti demokratik yollardan destekleme stratejisinin de payı  var. Daha önce de oldu. İçerideki muhalefet ve onlara destek veren medya, geçmiş dönemde de diğer ülkelerin liderlerinden ve özellikle ABD ve AB üyesi ülkelerin liderlerinden bu tarz beklentileri olduğunu ifade etmişlerdi. Onlara göre Erdoğan’la görüşmek ona destek anlamına geliyor. Bu sebeple görüşmemelerini talep ediyorlardı.

Anlaşılan o ki Biden’ın ekibi bu stratejiyi uygulamaya koymuş. Zira Biden, 76. BM Genel Kurulu için ABD’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a randevu vermedi, görüşmek istemedi. Belli ki plan yapanlar Biden’ı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidardan gideceğine inandırmışlar.

Elbette ABD ve Biden için bu büyük risk. O da Türkiye’yi kaybetme riski. Her ne kadar bir taraftan Türkiye’yi tehdit edip bir taraftan da hala ilişkilerimizi geliştirebileceğimize inandığımız önemli bir müttefik diye tanımlayıp hem nalına hem mıhına vurarak elde tutmaya çalışsalar da büyük bir risk.

Türkiye’yi kaybetmiş bir ABD’nin bölgemizde hele de Güneydoğu Asya’da gerginlik artarken uzun vadede barınabilme ihtimali yok. Türkiye’yi yok sayanın kaybedeceğini herkes bilir. En iyi de ABD bilir. Anlaşılan planlarını gerçekleştirebilmek için tek umutları Türkiye’de bir iktidar değişikliği. Bir iktidar değişikliğiyle ABD’nin tüm isteklerinin gerçekleşeceğinden nasıl bu kadar emin olduğu da ayrı bir tartışma ve milli güvenlik konusu. Biden’ın bahsedilen desteği karşılığında ABD’ye neler vadedilmiş olabilir?

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan 2023 seçimlerini tekrar kazanırsa ABD açısından olabilecekleri hiç düşünmediler anlaşılan. Eğer öyleyse ABD, Mayıs 2013’den itibaren yaşananlardan hiç ders almamış demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan durumdan rahatsızlığını açık ve net bir şekilde ifade etti. Cuma Namazı çıkışında yaşananları ve hissettiklerini “Biden'la görüşmeler beklenen noktada değil. Daha önceden hiçbir ABD lideri ile bu durumu yaşamadık. İki NATO ülkesi olarak daha farklı konumda olmamız gerekir. Beklenen noktada değilsek bunu da ifade etmek gerekir. Şu ana kadar ABD'li liderlerle böyle bir durum yaşamadık. Terör örgütleriyle ilgili mücadelede ABD, terör örgütlerine beklenenin çok üstünde destek veriyor. Mücadeleyi bırakın onlara yüklü miktarda araç gereç desteği veriyor. Bu tür yaklaşımlar olunca dünya ile paylaşmamız gerekir.’’ cümleleriyle tüm dünyayla paylaştı.

Biden ve yönetiminin bu tavrının Türkiye-ABD ilişkilerine nasıl bir hasar vereceğini yakın dönemde hep birlikte göreceğiz. Görünen o ki bu dönemin hasarsız atlatılabilmesi mümkün değil. İlişkilerin daha da sertleşeceğine dair işaretler geliyor. Bu işaretleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin CBS Televizyonu’na verdiği mülakatın satır aralarında görmek mümkün.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’nin CBS Televizyonu’na verdiği mülakatta ABD’nin DEAŞ karşıtı bahanesiyle terör örgütlerine yardım yapmaya devam ettiğini ve bundan vazgeçmesi gerektiğini bir kere daha açık bir dille ifade etti. Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın işletilmesi karşılığında istediği havalimanındaki silah, teçhizat, mühimmat ve araçların Taliban’a verildiğini açıklayarak ABD’nin Taliban’la işbirliğine vurgu yaptı.

Erdoğan soru üzerine yeni bir S-400 sistemi alınacağını da açıkladı. Üstelik buna ABD dahil kimsenin karışamayacağını da söyledi. Üstelik Türkiye’nin kendini savunma kararlılığını ortaya koyacağını belirterek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yine bir soru üzerine ABD’nin Afganistan’dan çıktığı gibi Suriye ve Irak’tan da çıkması gerektiğini söyledi. Zaten neden ABD’nin 20 yıldır Afganistan’da olduğunu sorgulaması gerektiğini belirterek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mülakatta, ABD’nin NATO Müttefiki Türkiye ile mi yoksa terör örgütleriyle mi birlikte hareket edeceğine karar vermesi gerektiğini de ifade etti.

ABD zaten uzun zamandır başkan değişse de Türkiye ile değil, terör örgütleriyle hareket etmeye karar vermiş durumda. Bunu da açıkça gösteriyor. Bundan sonra da bu tavrın kolay kolay değişmeyeceği ortada. Türkiye’nin de bu gerçeğe göre hareket etmesi lazım.

ABD bugün de olduğu gibi bugüne kadar Türkiye’yi tehdit ve baskılarla yönlendirmeye çalıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CBS televizyonunda yaptığı açıklamalara ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcünün verdiği küstah cevap gibi.

Oysa bu küstahlıkla, yaptırımlarla tehdit ederek ya da yaptırım uygulayarak bir yere varamayacaklarını onlar da biliyor. Bunu son 20 yılda defalarca test ettiler.

Yine denemek istiyorlarsa kendi bilecekleri bir iş.

İnceldiği yerden kopar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fahrettin Damga Arşivi