Oğuzhan Akyener

Oğuzhan Akyener

İklim değişikliğiyle Muhammed-İ Bir Mücadele Metodu

İklim değişikliğiyle Muhammed-İ Bir Mücadele Metodu

İklim değişiyor diyoruz…

Her şey gibi iklimler de değişiyor. İnsan gibi dünya da yaşlanıyor…

Bazen abartıyor, bazen makul yorumlar yapıyoruz.

İklim değişikliği ile mücadele kapsamında elle tutulur tek söylemimiz: “Enerji Dönüşümü”…

Onun da nasıl gerçekleşeceğini ve ortaya koyduğumuz tutarsız hedefler hasbelkader gerçekleşse dahi, nasıl neticeler doğuracağını hiç birimiz bilmiyoruz…

2050 yılına yönelik, imkânsız bir hedef olan “sıfır karbon salınımı” hayalleriyle kendimizi avutup,

Küreselcilerin ellerini ovuşturdukları senaryolarda daha fazla para ve güç kazanma hırsı ağızlarının suyunu akıtırken,

Ne söylediğinden habersiz ve dünyanın gerçeklerini tanımayan çocukların haykırışlarına kısmen hak veriyor, kısmen de gülüp geçiyoruz…

Tabii bir rüya olan “sıfır karbon salınımı” hedefleri tutarsa, 2050’de küresel ısınma +20C yerine +1,50C olabilecek diyerek, kendimizi kandırıyoruz.

Pandemi bütün dünyayı, belki de sağlık ve ekonomiden çok, sosyal anlamda kasıp kavururken,

Ulaşımın sekteye uğraması sebebiyle düşen akaryakıt tüketimini işaret edip sevinirken,

Avustralya’da başlayan orman yangınlarının oluşturduğu salınımı ne hikmetse görmezden geliyoruz.

Hatta öyle ki, yangınlar sebebiyle, zalim, adil olmayan ve cahil bir bilimsel gözlükten bakarak, binlerce hayvanı su kıtlığı bahanesi ile katletmeye dahi rıza gösteriyoruz.

Açlık çekmez, yaptığımız birikimleri “nerede – nasıl değerlendirsek” şeklinde rahat hayaller kurarken, karnını doyurmaya muktedir olamayan milyarlarca fakir ve yoksulun da bizler gibi iklim değişikliğini dert etmesini bekliyoruz.

Bencil, siyasi, nihayete eremeyecek, adil olmayan, daha fazla sömürü ve çıkar kokan “Enerji Dönüşümü” sloganlarıyla oluşturduğumuz pencereden ahkâm kesiyoruz…

Kısacası: tutarsız, adil olmayan, merhametsiz bir iklim değişikliği vizyonuyla sona yaklaşıyoruz…

*

Tamam, iklim değişikliği tüm dünya olarak mücadele etmemiz gereken bir gerçek…

Fakat bu mücadele ancak: ADİL, UYGULANABİLİR ve MERHAMETLİ bir modelle benimsenebilecek ve hayata geçebilecek…

Aksi halde ne hedeflere, ne yapılan gayretlerin neticesinde elde edilmesi arzu edilen beklentilere, ne de daha yaşanılabilir ve huzurlu bir dünyaya erişilebilecek…

*

Şimdi bu tabloyu, bu minvalde enerji dönüşümü hedeflerini dünyaya dayatmaya çalışan sermaye gruplarına kabul ettirmek tabii ki mümkün olmayacak.

Çünkü onlar çıkarlarına bakacak…

Küresel medya, finans ve iletişim ağları da çoğunlukla ellerinde olduğundan, sesimiz pek de duyulmayacak…

“Ama gayret bizden, netice Hak’tan!” ya…

Çalışmak ve üretmekten de asla geri durulmayacak…

*

Şimdi gelelim: “bu girift tabloda ne yapabiliriz”e…

Mevcut enerji dönüşüm senaryolarının ekonomik, sosyal, finansal, teknik ve siyasi olarak gerçekleşebilmesi mümkün değil!

Sadece elektrikli araçlarla, GES ve RES ile bu olacak bir iş değil!

Ortada büyüyen ve dünya düzeninde daha etkin bir konuma gelen “fakir çoğunluk” hakikati görmezden gelinebilecek bir durum değil!

Onların tercihlerini değiştirebilecek adil bir sistem olmadığı gibi, finansal imkânlar da mevcut değil!

O zaman ne yapmalıyız?

Biraz basit düşünsek…

Trilyonlarca dolar bütçelerle ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN çıkmaz sokaklarında dolaşmak yerine;

AĞAÇ DİKSEK!

Ağaç dikerken yine kasmadan, ne kendimizi ne de diğer canları incitmeden, yine yavaş yavaş enerji dönüşümüne devam etsek…

Temiz enerji söyleminde olduğu gibi, önce bizler;

İnsan olarak: düşünce, arzu, hırs ve niyetlerimizi biraz temizlesek…

Küçük bir mola verip,

Derin bir nefes alıp,

Sadece AĞAÇ DİKSEK!

 "Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz" hakikatinde gizli olan sırra kulak verip,

Ağaç ile dünyayı daha yaşanılabilir bir yer kılmaya gayret göstersek…

Bütçemizi buna ayırsak?

Bu bağlamda hangi ağaç türlerinin, hangi koşullarda, hangi yaşlarda ne kadar CO2 tuttuğunu hesap edip, biraz da kafamızı buna yorsak?

Ona göre hedefler belirlesek?

İklim değişikliğiyle dönüşecek yağış trendini lehimize çevirecek adımlara eğilsek?

İklim değişikliği için ayırdığımız fonların sadece %1’ini bu bağlamda değerlendirsek?

Olmaz mı?

Bence gayet güzel olur…

Bir düşünün bakalım…

Bizden söylemesi…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oğuzhan Akyener Arşivi