Oğuzhan Akyener

Oğuzhan Akyener

İsrail İle Lübnan Arasında Devam Eden MEB Görüşmeleri

İsrail İle Lübnan Arasında Devam Eden MEB Görüşmeleri

Pek takip etmiyoruz…

İsrail ile Lübnan arasında MEB ihtilaflarının çözümü için görüşmeler devam ediyor.

ABD ve BM garantörlüğünde süren görüşme trafiği, İsrail tarafının ihtilaflı bölgenin % 52’sini Lübnan’a bırakabileceğini ifade etmesi akabinde yeni bir aşamaya girdi.

(Bu süreci İsrail tarafı ile görüşmekten imtina ederek yürüten) Lübnan tarafı ise taleplerini bir adım daha güneye kaydırarak, İsrail’in geliştirmekte olduğu Kuzey Kariş gaz sahasından pay almak istediğini ifade ederek görüşmeleri kilitledi.

Peki, İsrail bu bağlamda ilgili sahadan pay ayırarak, ihtilafın daha güneye kaymasına izin verir mi?

Tabii ki hayır!

***

Bir de şu şekilde soralım: “İlgili müzakere süreci İsrail ve Lübnan’a ne kazandıracak?”

İsrail bu durumda; şayet bir çözüm ortamı oluşur, Lübnan’da da kale alınır bir keşif söz konusu olursa, belki Lübnan üzerinden Leviathan sahasının ikinci fazını üretime alarak, Türkiye piyasalarına arz sağlayabilecektir.

Ayrıca market erişimi kısıtlamaları sebebiyle bir türlü yatırımcı bulamadığı yeni arama ruhsatlarını da pazarlayabilecektir.

Tabii burada dikkat edilmesi gereken zor bir husus var ki; bu hedef doğrultusunda Türkiye’yi ikna ve Güney Kıbrıs ile mevcut MEB anlaşmasını da delmesi gerekecektir!

Öte yandan, Lübnan tarafı, 2. İhale sürecini başlatabilmek için, bir kısmı ihtilaflar dâhilinde kalan 9 numaralı blokta bir keşif yapmak zorundadır.

İsrail ise bu girişime müsaade etmeyecek gibi görülmektedir. Bir ihtimal neticeyi görmek için, sadece arama sondajının yapılmasına göz yumabileceği düşünülse de, reel politik perspektifli bir pencereden bakıldığında, olası bir keşfin geliştirilebilmesi; güvenlik riskleri ve siyasi baskılar altında imkânlar dâhilinde değildir. 

Dolayısıyla, bu sarmalda, Lübnan şayet bir uzlaşıya razı olur da akabinde bir keşif söz konusu olursa,

Bu keşif de geliştirilerek, üretime alınabilir ve paraya döndürülebilirse,

Elde edilecek gelirler ile Lübnan bambaşka bir ülke halini alacaktır!

Diğer bir ifade ile ekonomik olarak güçlenen, eğitim, sağlık, kalkınma ve güvenlik alanlarına daha fazla harcama yapabilen ve İran’ın boyunduruğundan kurtulan bir Lübnan’dan bahsedebilecektir…

Tabii denklem birçok “eğer” sarmalı etrafında kurulu karmaşık olasılıklar ihtiva etmektedir.

Türkiye’ye gelince;

Mevcut kaynak geliştirme senaryolarının hepsi sadece Türkiye üzerinden makul olan İsrail (Leviathan 2. Faz) ve (sözde) G. Kıbrıs keşifleri realiteye dönebilmek için, Türkiye’nin rızasına muhtaçtır!

Türkiye’nin rızası alınsa dahi, Kıbrıs ihtilaflarının çözümü hiç de kolay görülmemektedir.

Lübnan’daki keşif olasılıkları ve bu bağlamdaki geliştirme senaryoları süreci değiştirebilecektir.

Tabii eğer çözüm elde edilemezse, geriye İsrail için 2035’leri beklemek, G. Kıbrıs için ise mevcut keşiflerin üzerine bir bardak su içmek kalacaktır.

AB de yeni bütçe paketinden petrol ve gaz boru hattı desteklerini çıkarmışken, EASTMED boru hattı rüyası tamamen tarihe gömülmekte ve D. Akdeniz enerji ekseni dışında, MEB ihtilafları merkezli bir güç diplomasisi etrafında yeni olası dengeleri beklemeye bırakılmaktadır.

Velhasıl kelam, geldiğimiz noktada yeni gelişmeler neye gebe kestiremesek ve çözüm olasılıklarının çok zahmetli olduğu gerçeğini bir kez daha idrak etsek de, diyebileceğimiz o dur ki;

Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine kurulmuş olan (gariptir ki, Filistin’in de bir aralarında yer aldığı) ilgili cephenin ana tezi olan East Med Boru Hattı Projesi ile birlikte, müttefiklik de tarihe gömülmüştür.

Şimdi yeni denklem Lübnan – İsrail arasındaki görüşmelere kaymıştır. Türkiye’nin ise eli halen eko-politik konseptten çok güçlüdür!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oğuzhan Akyener Arşivi