Tufan Soydabaş

Tufan Soydabaş

Türkiye’de Olası Bir Koronavirüs Salgınına Nasıl Hazırlanmalısınız?

Türkiye’de Olası Bir Koronavirüs Salgınına Nasıl Hazırlanmalısınız?

Koronavirüs Kapımızı Çalmadan Hazırlıklarımızı Tamamlamalıyız! Çin'in Wuhan/Hubei bölgesinden başlayıp tüm Dünya'ya yayılmakta olan koronavirüs salgınının başından beri söylediğimiz gibi, paniğe kapılmanıza gerek yok; ancak bu, önlem almamanız gerektiği anlamına gelmiyor. Türkiye'de felaketlere karşı "önlem alma" konusunda kimi zaman atıl olabiliyoruz ve "önce olsun da sonra bakarız" gibi bir yaklaşıma sahip olabiliyoruz. Bu nedenle, hazırlıklı olmak isteyen okurlarımız için şimdiden bazı tavsiyelerde bulunmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Detaylıca analiz ettiğimiz gibi, virüsün gidişatı küresel bir salgına dönüşme yolunda ilerliyor ve önümüzdeki 1.5 yıl içinde SARS-CoV-2 isimli virüsün sebep olduğu COVID-19 hastalığına yakalanma ihtimaliniz oldukça yüksek. Hastalığın bulaşıcılığı da göz önüne alınacak olursa, tüm önlemlere rağmen koronavirüsün Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü görevi gören Türkiye'ye de herhangi bir yayılma ihtimalini gözönünde tutarak,ne yapacağız sorusunu sorarsak; Bireysel olarak böylesi bir salgına nasıl hazırlanabilirsiniz? Gelin bir bakış atalım.

Koronavirüs Salgınına Nasıl Hazırlanmalı? Aslında koronavirüs salgınına hazırlanmanın herhangi bir diğer salgına veya doğal felakete hazırlanmaktan çok fazla bir farkı yok. Her şey, kendinizi ve ailenizi konu hakkında bilinçlendirmekten başlıyor. Dolayısıyla ilk tavsiyemiz, güvenilir kaynaklardan SARS-CoV-2 koronavirüsünün ne olduğu hakkında tam bilgi almak çok önemli. Şimdi gelelim bazı daha spesifik tavsiyelere.

Sosyal Mesafelendirme: Dışarı Çıkmaktan Kaçınmalı mısınız? Salgınlar öncesinde ve sırasında kendinizi sosyal ilişkilerden (en azından gerçek, fiziksel sosyal ilişkilerden) sınırlandırmak, özellikle de SARS-CoV-2 gibi havada asılı kalan sıvı parçacıkları yoluyla bulaşan hastalıklara karşı en önemli ve etkili silahlarımızdan birisi. Amaç, hasta olabilecek insanlarla temas etme ihtimalinizi en aza indirmek. Bu nedenle, zorunlu olmayan sebeplerle dışarı çıkmaktan kaçınmanızı ve buna göre plan yapmanızı tavsiye ederiz. Örneğin bugünlerde dışarı çıkacaksanız, birkaç gün sonra dışarı çıkmanızı gerektirecek bir diğer iş varsa onu da şimdiden halletmenizi tavsiye ederiz. Buna bireysel kalkanlama denmektedir. Belki komik gelecek ama; tokalaşmak ve öpüşmek yerine bu tarz salgınlar sırasında dirsek tokuşturma yoluyla insanlarla selamlaşabilirsiniz. Tabii Türkiye'de bu koruma "Hastayım canım hiç öpmeyeyim." cümlesiyle de sağlanabilir. İnsanlardan, hele ki hastalık belirtisi olan insanlardan genellikle en az 2 metre uzak durmaya çalışabilirsiniz. Hastalığın asemptomatik olarak da (belirti göstermeden de) seyredebildiğini ve dolayısıyla bu süreçte insanlara bulaşabildiğini unutmayın! Aslında sosyal mesafelendirme, yetkili kurumlar tarafından kitlesel olarak uygulandığında aslen işlevsel olan bir uygulamadır. Dolayısıyla bu tarz önlemlerin alınmasına karşı hazırlıklı olmanızda da fayda var. Bu önlemler arasında şunlar olabilir: okulların kapatılması, iş yerlerinin kapatılması, sağlıksal yalıtım, karantinalar, hijyen kordonları, koruyucu müsadere, kitlesel buluşmaların iptal edilmesi, kitlesel ulaşım araçlarının kapatılması veya sınırlandırılması, eğlence merkezlerinin (yüzme havuzları, gençlik kulüpleri, spor salonları, sinema salonları) kapatılması. Temel Hijyen Yöntemlerinden Haberdar Olun!

Buradaki yazımızın önlem yöntemleri kısmında da belirttiğimiz gibi, en azından aşı ve/veya ilaçlar geliştirilene dek şu faydalı uygulamaları takip edebilirsiniz:

Elinizi sık sık, en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkayın. Eğer bunlara erişiminiz yoksa, alkol-temelli bir dezenfektan kullanın. Ellerinizi yıkamış olsanız bile ağzınıza, gözünüze, burnunuza dokunmaktan kaçının. Pişmemiş etten uzak durun. Hastaysanız, evden çıkmayın. Ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatarak öksürün veya hapşırın. Sonrasında mendili çöpe atın.

Sıklıkla dokunduğunuz yüzeyleri dezenfekte edin. Genel olarak hasta kişilerden uzak durun.

Wuhan bölgesini yakın dönemde ziyaret etmiş olabilecek kişilerden uzak durun.

Çin'e seyahat edecekseniz canlı hayvan marketlerinden uzak durmanızı ve salgın semptomlarına karşı uyanık olun. Burada özellikle 2. maddeyi vurgulamak istiyoruz: Lütfen elinizi ağzınıza, yüzünüze ve gözlerinize götürme miktarınızı azaltın. Bu, sandığınızdan epey zor bir iş olacak; göreceksiniz. Çünkü insanlar olarak sıklıkla elimizi yüz bölgemize götürmekteyiz ama bunu bilinçsiz olarak yapmaktayız. Bir dahaki sefere yüzünüzde bir yer (mesela burnunuz) kaşındığında, gözleriniz yandığında ve benzeri durumlarda bilinçli bir şekilde yüzünüze dokunmaktan kaçınmaya çalışın. Bunun zor olduğunu fark edeceksiniz; bu yüzden pratik yapmanız gerekecek. İşte bu kritik birkaç haftada bu konuda kendinizi eğitebilirseniz, sadece bu salgında değil, diğer birçok hastalığa karşı da davranışsal bir direnç kazanmış olacaksınız. Ayrıca 1. maddeyi de vurgulamak istiyoruz: Yapılan çalışmalar, sık sık ve düzgün bir şekilde el yıkamanın, virüs bulaştırma oranlarını % 30-50 oranında azalttığını göstermektedir. Alkol-bazlı el jelleri veya sabunlu su ile en az 20 saniye boyunca, ellerinizi ovalayarak yıkamanızı tavsiye ederiz.
 

Yiyecek ve İlaç Stoklamalı mısınız?

Bu tarz salgınlar sırasında paniğe kapılmanın en büyük sorunu, panik halinde alışveriş yapmak ve gereksiz yere abartılı miktarda ilaç ve yiyecek depolamaktır. Bunu yapmayın; çünkü Hollywood filmlerinde gördüğümüz gibi hastalığa yakalananların birkaç saatte öldüğü bir virüsten söz etmiyoruz; daha ziyade sezonluk gribe benzer bir virüsten söz ediyoruz. Nasıl ki grip sezonu geldiğinde abartılı alışverişler ve stoklamalar yapmıyorsunuz; bu salgında da bu tarz bir davranışta bulunmanıza gerek yok. Ancak... Eğer halihazırda bazı ilaçları almanız gerekiyorsa (yani örneğin tansiyon gibi kronik bir hastalığınız varsa), elinizde bunlardan en azından 4 hafta (belki 2-3 ay) yetecek miktarda olduğundan emin olmanızı tavsiye ederiz. Bunun sebebi de stokların tükenmesi endişesi değil; sosyal mesafelendirme davranışının salgınlar açısından büyük öneme sahip olması! Ayrıca eğer evinizde yeterince ağrı kesici ve ateş düşürücü yoksa, en azından birkaç hafta sizi idare edecek sayıda ilacı bir sonraki dışarı çıkışınızda eczanenizden edinmenizi tavsiye ederiz. Son olarak, eğer bir kileriniz varsa ve yiyecekleri sağlıklı bir şekilde depolamanız mümkünse, gidip de bütün marketi satın almak yerine, normalde yapacağınız alışverişin %25 veya %50 daha fazlasını yapın. Aldığınız bu ekstra ürünlerin bozulmayacak yiyecekler kategorisinden olmasına özen gösterin; evcil hayvanlarınızın besinlerini unutmayın. Özellikle de grip veya nezle olduğunuzda yemekten hoşlandığınız çorba gibi besinlere öncelik verebilirsiniz; çünkü COVID-19 vakalarının ezici çoğunluğu bu hastalıklara benzer şekilde seyrediyor. Yine, ihtiyacınız olan ek besin miktarı sadece 1-2 haftalık düzeyde olması yeterli.

Bakkal ve manavlara yığılmanın ve sanki zombi baskını varmış gibi abartılı düzeyde alışveriş yapmanın herhangi bir anlamı bulunmuyor; aklınızdan çıkarmayın.

 

Yüz Maskesi Almalı mı?

Ne yazık ki yüz maskelerinin avantajlı olup olmadığı konusu fazlasıyla tartışmalı bir konu; Bazı uzmanlar bunu tavsiye ederken, bazıları tamamen işlevsiz olduğunu söylüyorlar. Ancak net olan şu: Eğer hastaysanız, yüz maskesi takmanız faydalı olacaktır. Eğer bir başka hastayla veya savunma sistemi zayıf biriyle yakından ilgilenmeniz gerekiyorsa, yüz maskesi takmanız faydalı olacaktır.

Sorun şu: Maskeyi genel bir önlem olarak takmak pek işlevsel değil gibi gözüküyor. Ancak hastaların bulunduğu ortamda bulunacak veya hastalarla yakın temasa geçilecek durumlarda dikkate değer bir fayda sağlıyor. Bu nedenle sokakta gezerken veya evinizde maske takmak çok büyük ihtimalle sizi pek fazla korumayacak; ancak eğer hastaların bulunduğu bir ortama girecek olursanız maskenin faydası olabilir. İkinci bir sorun ise şu: Maskeye sahip olmak, sahte bir güven duygusu verebilir. Maske kullanıyor olmanız, diğer hijyen ve salgın önlemlerini bırakabileceğiniz anlamına gelmiyor! Dolayısıyla maske işini bütçenize bırakıyoruz. 30-100 liralık bir N95 maske bile iş görecektir. Hatta kutu halinde satılan cerrahi maskeler de N95 kadar iş görebilecektir. Fakat ne yaparsanız yapın, krizi fırsata çevirmeye çalışan, fiyatlarını abartılı yükselten fırsatçılara izin vermeyin ve bu şekilde davranan satıcıları şikayet edin.

 

Okullar İçin Ne Yapmalı?

SARS-CoV-2 virüsü çocuklara pek fazla bulaşmıyor gibi gözüküyor; bu iyi haber. Dolayısıyla çok ekstrem bir önlem almaya gerek yok; sadece yetkililerin okul tatili kararlarını takip etmek gerekiyor. Daha önemlisi, önlem olarak kreşler bakanlığın ( Sağlık Baknlığı ve Diğer Bakanlıklar) iradi göstermesi tatil edilebilir. Bu tarz günlerde eğer işe gitmeniz zorunlu ise, çocuklarınıza kimin bakacağı konusunda hazırlıklı olmanızda fayda var.

 

Aile Büyükleri İçin Ne Yapmalı?

Bir diğer kritik nokta aile büyükleriniz. Onlar hasta olursa ne yapacaksınız? Eğer ailenizin daha yaşlı bireyleri uzak şehirlerde veya ülkelerde yaşıyorsa, buralardaki komşularınızla irtibata geçip, onlara yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz. Yaşlılar en büyük risk grubu oldukları için, onları koruyucu önlemler almak en önemli adım olacaktır. Örneğin ailenizde yaşlı biri eğer hastalanacak olursa, nasıl bir plan izleyeceğinizi önceden belirleyin: Hangi hastanelere yönlendireceksiniz? Kim götürecek? Kim yanlarında kalacak?

 

İş Yerleri İçin Ne Yapmalı?

Bu noktada bir işveren veya patronsanız, çalışanlarınızın işe gelmek yerine evden çalışmalarını isteyebilirsiniz. Benzer şekilde, toplantılarınızı fiziksel olarak bir odada yapmak yerine, telekonferans yoluyla yapmayı seçebilirsiniz. Bu her firma için uygun olmayabilir; ancak özellikle de bu birkaç hafta boyunca bu önlemleri almak, uzun vadede kârlı çıkmanızı sağlayabilir. Eğer patronunuz bunu sağlamıyorsa, iş yerinize gittiğinizde daha önceden sözünü ettiğimiz sağlık ve hijyen önlemlerini aldığınızdan emin olun.

 

Hastalanırsanız Ne Yapacaksınız?

Eğer durup dururken öksürmeye başlarsanız, ateşiniz çıkarsa, kendinizi halsiz hissederseniz veya burada sıraladığımız yaygın semptomları göstermeye başlarsanız, sadece ve sadece hastaneye gitmek için dışarı çıkın. Paniğe kapılmayın ve yanlış kararlar almayın. Eğer hastaneye gidecekseniz, doğrudan doğruya acilden, insanların yoğun ve birbirine yakın olduğu bir kısımdan hastaneye giriş yapmayın. Mümkünse telefonla hastaneyi arayın ve ne yapmanız gerektiğini sorun. Buradaki yazımızda T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen koronavirüs hastanelerinin listesini bakanlık internet sayfalarından ulaşabilirsiniz.

 

Sonuç

Yani hepimize bir miktar bireysel hazırlık düşüyor. Ne yazık ki bu koronavirüs birkaç gün içinde yok olacağa benzemiyor. Seneye bile bu sorunla baş etmeyi sürdürüyor olabiliriz; hatta öyle ki, tıpkı grip gibi sezonluk bir hastalık haline gelerek hayatlarımızın sıradan bir parçası olabilir. Bu nedenle hayatlarımızın bu virüsten biraz etkileneceğini kabullenip, buna psikolojik olarak hazırlanmakta fayda var. (Kaynak: : Internet News Cast)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tufan Soydabaş Arşivi