2026 yılına büyük umutlarla giren milyonlarca emekli için Ocak ayı zamları, enflasyon ve artan hayat pahalılığı karşısında beklenen dermanı olamadı. En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyelerinde kalması ve açlık sınırının bu rakamı fersah fersah geride bırakması, sisteme olan güveni kökten sarsıyor. Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, mevcut tablonun sadece düşük maaş alanları değil, tüm emekli kesimini vurduğunu belirtti. Erdursun’a göre, en düşük maaşların sürekli olarak hazine desteğiyle yukarıya tamamlanması, yıllarca yüksek prim ödeyenlerin haklarını aşındırıyor. Bu durum, "yüksek prim ödemenin bir avantajı kalmadı" algısını güçlendirerek uzun vadede kayıt dışı istihdamı teşvik ediyor.
Son dönemde hükümet ajandasına giren kira desteği, enerji yardımı ve nakdi takviyeler gibi formülleri eleştiren Erdursun, bu yaklaşımın tehlikelerine dikkat çekti.
Sosyal yardımların bütçe imkanlarına göre değişebilen geçici unsurlar olduğunu hatırlatan uzman, emekli aylığının ise ömür boyu süren hukuki bir hak olduğunun altını çizdi. Emeklilerin "yardım alan kesim" statüsüne itilmesinin sosyal güvenliğin "prim karşılığı hak" ilkesini zayıflattığını savunan Erdursun, 16 milyonu aşan emekli nüfusuna karşılık tam prim ödeyen aktif sigortalı sayısının azlığına vurgu yaptı.
Erdursun, emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği için geçici pansumanlar yerine köklü bir revizyonun şart olduğunu belirterek şu 5 kritik adımı sıraladı:
İNTİBAK YASASI: Kapsamlı bir düzenleme ile maaşlar arasındaki adaletsiz uçurum giderilmeli.
AYLIK BAĞLAMA ORANLARI: Güncel ekonomik veriler ve yaşam maliyetine göre yeniden düzenlenmeli.
KAYIT DIŞI İLE MÜCADELE: Fiili sigortalı sayısını artırmak için denetimler sıkılaştırılmalı.
GERÇEK ÜCRET BEYANI: Primlerin asgari ücret değil, gerçek maaşlar üzerinden yatırılması teşvik edilmeli.
ÇALIŞTIKÇA ARTAN MAAŞ: Vatandaşın sistemde kaldıkça maaşının düşeceği endişesi ortadan kaldırılmalı.