Konya'da, 5 bin yıllık tarihe sahip Sille Mahallesi'ndeki Aya Eleni Kilisesi, dünyanın ayakta duran en eski kilisesi olarak biliniyor. Hristiyanlık için büyük öneme sahip bu yapıya yılda 200 bin ziyaretçi geliyor. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Sille Mahallesi'nde çeşitli dönemlerden tarihi izler bulunuyor. Rum köyü olarak da bilinen mahalledeki Aya Elenia Kilisesi ise Anadolu'daki ilk kiliselerden biri olarak biliniyor.
TÜRKİYE'NİN İLK ORTOPEDİ HASTANESİ
Bizans İmparatoru Constantinus'un annesi Helena tarafından 327 yılında yaptırılan yapının bin 700 yıldır ayakta duruyor. Sultan II. Mahmut ve Abdülmecit dönemlerinde de tamirat görmüş bu kilise tarihi boyunca sadece dini bir mabet olarak kalmamış sosyal yaşama da katkı sağlamış. Öyle ki Birinci Dünya Savaşı'nda kilise faaliyetlerine kısa bir süreliğine ara veren bu kilise Türkiye'nin ilk ortopedi hastanesi olarak faaliyete girmiş.
Burada ahşaptan kol ve bacaklar üretilip cephelere nakledilmiş. Eğer kişi çok ağır hastaysa nakli buraya yapılıyor ve burada tedavileri yapılıyormuş. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yine kilise faaliyetlerine devam eden tarihi mabet, 1924 yılında mübadelenin devreye girmesi ve Sille'deki Hristiyanların Yunanistan'a göç ettirilmesiyle birlikte kapısına kilit vurmuş.
ORTODOKSLAR BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR
Yıllarca atıl durumda kalan bu tarihi yapıya büyük dokunuş ise Selçuklu Belediyesi tarafından yapıldı. Aya Eleni Kilisesini 2009 yılında restorasyona alan Selçuklu Belediyesi yaklaşık 3 yıl süren kapsamlı çalışmanın ardından bu kiliseyi müze olarak yeniden faaliyete geçirdi. özellikle Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan ve Rusya'dan gelen ziyaretçiler Aya Eleni’ye ilgi gösteriyor. Burayı daha çok Ortodoks mezhebine yakın olan insanların ziyaret ettiğine dikkat çeken müze ziyaretçileri Konya’da devam eden Listra Antik Kenti kazılarının tamamlanması ve Hristiyanlar için kutsal sayılan bu antik bölgenin ziyarete açılmasıyla birlikte Aya Eleni’nin de ziyaretçilerinin artacağını öngörüyor.
TAVAN SÜSLEMELERİ DİKKAT ÇEKİYOR
Kilisenin bezemeleri özellikle de freskler oldukça ilgi görüyor. Kubbede yer alan 1880 tarihi, freskoların XIX. yüzyılda yapıldıklarını gösteriyor. Mevcut freskoların altında daha önceki dönemlere ait freskoların yer aldığı batı galeri bölümündeki kapının her iki yanındaki izlerden anlaşılıyor. Narteksteki, naosa giriş kapısı üzerinde yer alan kitabenin her iki yanında beyaz ata binmiş Aziz Georgios ile Aziz Minas resmedilmiş.
Figürlerden Aziz Georgios bugün silinmiş olan bir ejderi öldürürken gösterilmiş. Kubbede kâinatın hâkimi İsa, kasnakta İmparator Konstantine ve annesi Helena ile iki figür, pandantiflerde dört İncil yazarı, kuzey, güney ve doğu kemerleri üzerinde on iki havari ile melekler, batı kemeri üzerinde ise Meryem, İsa’nın vaftiz edilmesi, melek, Havva’nın cennetteki yasak elmayı alması ve Âdem ile Havva’nın cennetten kovulmaları sahneleri işlenmiş.
Doğu haç kolunda ise tavanda Tanrı, apsis yarım kubbe eteğinde kutsal ruh, tonoz başlangıcında dört İncil yazarı ile güneydoğu paye iç yüzeyinde baş melek Mikhael resmedilmiş. Yapıda kullanılan diğer bir bezeme ise kubbe kasnağının dış yüzünde görülen tuğla süslemeleri. Kesme taşlardan yapılmış kasnakta bulunan üç tuğla şeritte zikzak, balıksırtı ve güneş motifleri görülebiliyor. Kasnak her pencere arasına yerleştirilen ince kör kemerlerle de hareketlendirilmiş.