KONYA HABER
Konya
Açık
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0659 %-0.01
51,1410 %-0.18
11.816,03 % -1,03
Ara
BBN Haber Galeriler Konya Haber Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü?

Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü?

Konyalıların yakından tanığı isim Ali Sait Öğe, vatandaşları geçmişe götüren bir yazı kaleme aldı. İşte Konya'nın eski hali..

Muhabir: Latife Akın
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 1

Konya basın camiasının sevilen isimlerinden olan ve uzun yıllardır bu şehre hizmet eden Ali Sait Öğe, eski Konya'yı anlatan bir yazı kaleme aldı... Eski Konya'da 1970'lere bir yolculuk yapmak istiyorsanız buyrun üşenmeyin... Sen neymişsin be mazi!

1 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 2

Köfteci Numan Usta’nın mazisinden yola çıkarak biraz geçmişi yad edeyim diye bir yazı kaleme almıştım. Konunun dışına çıkmamak için sadece Alaaddin Caddesi üzerindeki unutulmayan isimler olan birkaç işletmeden ilham alarak Köfteci Numan Usta’nın Fenni Fırın karşısındaki mekânına kadar uzanmıştım.

2 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 3

Yazıyı paylaşmamın ardından inanın o kadar güzel yorumlar yapılmış ki… Tabi yorumların dışında bizzat arayarak tebrik edenler de oldu, ilave edenler de. Bu yorumlar ve yazının güzelliği mazi turumu biraz daha genişletme ihtiyacını oluşturdu.

3 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 4
4 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 5

Evet, bu vesile ile maziyi biraz daha geniş tutarak yeniden bir göz atmak istedim. Bir rivayet 1960’ın yılbaşı günü, bir rivayet 9 Şubat 1961 dünyaya gelişim… Konya’daki çocukluğum Küllükbaşı Mahallesi. Ama dünyaya geldiğim yer Rabbim rahmetini bol eylesin babam Sait Öge’nin öğretmenlik yaptığı Kulu İlçesi Kırkkuyu Köyü. Tabi Kırkkuyu Köyü bugün bile özlem ve hüzünle andığım, zaman zaman ziyaret ettiğim bir yer… Hele bir gidince insanın içi cız eder, “Ula be çocukluğum” der kendi kendine.

5 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 6
6 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 7

Aklımın erdiği 1966 ve annem Latife Öge’nin vefat ettiği 1971 yılları benim için unutulmaz acı tatlı hatıraların hafızamda yer ettiği bir dönem. 
Ama ben bunlara değil, sadece 1971 yılından sonra çocuk olmama rağmen çalışma hayatına erken atılmamın beni bu saydığım iş yerleri ile tanıştırmasına değinmek istiyorum. Evet, bir kez daha 1970’li yıllara gidiyorum. O yılları bir kez daha hafızamda canlandırıyorum… İçim burkulsa da yüzümde hafif bir tebessüm var, napıyon be ya mazi?

7 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 8

Nereden başlayalım?

Küllükbaşı Mahallesi Hapishane Caddesi Tercüman Baba Sokak Mercan Apartmanı kat 3… Mahalleyi yeniden hatırlamak istersek Hastane Caddesi Beş Yol Kavşağı İsmet Paşa İlköğretim Okulu ve Şems Parkı üçgeninin tam ortasında kalan bir mahalle idi.
Sokağın başında 5 Yola giderken Doğanlar Mahallesi’nin hemen yan tarafında bulunan un değirmeni… 
Tam karşısında bizim sokağın girişinde büyük bir odun pazarı… Evimizin karşısında bir tarafta Silleli Muammer amcanın bahçeli evi, diğer karşısında ise marangoz Raşit amcanın hem iş yeri hem bahçeli evi bulunuyordu. Daha sonra caddeye ismi verilen Enver Şevki Botsalı, Ülkücü camianın unutulmaz ismi Mevlüt Özay ve ailesi, Mehmet Manav’lar, Ramazan İslambay’lar… Otobüs Şoförü Müdür amca… Sami Kart ailesi, Mehmet Koçak ve ailesi, Gazeteci üstadımız Galip Yenikaynak abinin evi, Çatal Hasan… Daha niceleri… Her biri bir film karesi gibi gözümün önünde.

8 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 9

Evden çıkıp Hapishane Caddesine çıkıp soluna baktığın zaman Cumhuriyet Ekmek Fabrikası, Ece Şekerlemeyi görürsün. Şems Parkı’na doğru giderken ise Sitte-i Banu Mescidi, Küçük ev, benim ve Yüksel abimin ilk simit alıp sattığımız 19 Mayıs Simit Fırını… O sıcacık simitlerin kokusu hâlâ burnumda, hele bir susamları dökülmesin diye nasıl dikkat ederdik.

9 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 10

Ve yine Alaaddin Caddesi… Yeni Sinema, Yeni Saz ve tekel bayi, Gazeteci dostum Hakan Markupçu’nun dedesi Osman ve babası Ziya Markupçu’nun işlettiği Bomonti Restoran, hemen yanında Torunoğlu Restoran, Merkez Lokantası… Caddenin tam karşısında Belediye binası, altı nikâh salonu idi. Belediye, Elektrik, Su Otobüs (BESO). Belediye binasının tam arkası Türkiye Elektrik Kurumu (TEK). Belediye Binasının yanında Tekel Binası…
Yine yolun bu tarafına geçelim… Şifa Eczanesi’nin bulunduğu köşede Merkez Lokantası… O zamanların en havalısı olan ve karaborsa satılan Sarı Samsun almak için gittiğimiz Kömürcülerin Kahve… Hemen yanında Öğretmen Evi (TÖB-DER)… Tam karşısında sokak içerisinde giriş kısmında bir terzinin bulunduğu, bodrum katında ise Şingilli’nin yeri… Şahin Sineması… 
 

10 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 11

Biraz ilerisinde bodrum katta Teksas! üst katında Köşem Restoran. Tam arkasında Abdullah abinin mekanı.  Sokağın içerisinde bölgenin neredeyse tek televizyonlu mekanı olan ismi Kantin olarak bilinen çay ocağı. Bazı dizileri ve maçları burada izlerdik. Karşında tarihi Alaaddin Keykubat Sarayı şemsiyeli hali. Çapraz karşısında bir zamanlar Rektörlük binası olan şimdi ise Taş Bina olarak anılan ama 70'li yıllarda Yatılı Kız Öğretmen olan bina. Yanılmıyorsam 1972 yılında çıkan bir yangınla büyük zarar görmüştü. 

11 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 12

Alaaddin Caddesi’nin ilk binası olan Hayat Apartmanı ve altındaki harçlıklarımızı biriktirip koşarak gittiğimiz büyük kulplu kalın bardakta ayranı ve meşhur tostu ile nam salan Hayat Tostçusu… Biraz ilerisinde Kimene Halil’in yeri ve üst tarafında Konyaspor Lokali…
Yine aynı güzergâhta ilerleyelim… Daha önceleri Sanayi Mektebi olan, sonraları İl Özel İdare binası olan tarihi bina… Hemen yanında Kayserili bir işletmeciye ait Kayseriler Lokantası, Mahkeme Hamamı, altında Cemal’in Kahvesi… Hemen yanında Demirağ Hastanesi… Şems Çayevi, Şems Lokanta Etliekmek… Vakıflar Çarşısı ile Şerafettin Caddesi arasında bulunan ve küçük elektrikli ev aletlerinin satıldığı mini han…

12 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 13

Yine Vakıflar Çarşısı ile Şerafettin Camii arasındaki boşlukta bulunan dolmuş durağı… Dolmuşçulara çay dağıtan ve sürekli uzun metal yuvarlak yeşil bir kutu içinde Panalgin içen, boynundaki rahatsızlık nedeniyle “Eğri Hüseyin” lakabı ile anılan garson… Nalçacı Caddesi’nin yeni açılmaya başlandığı dönemde şimdiki Kule Site alanında bulunan otogara çalışan dolmuşlar… Benim de Mustafa Uysal’a ait 42 DV 660 plakalı Fort Feka ve Tenekeci Mustafa abiye ait 42 DU 517 plakalı Wosvagen marka dolmuşta muavinlik yaptığım ve kapıdan sarkarak “Nalçacı Garaj!” diye bağırdığım günler… Ah be, insan o sesi şimdi bir daha atabilse…

13 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 14

O dönemde çok fazla durak yoktu. Nalçacı – Garaj – Aydınlık, Meram Yeniyol… Lalebahçe, Gommerci Ali Abi… Dolmuşlarla birlikte otogara çalışan üç tekerlekli Arçelikler (Pırpırlar)… Şevrole taksiler, Eski Sanayiye çalışan çarpık bacak Skodalar… Skoda dolmuşlarının hemen yanında köşede sabah erken saatlerde tezgâhını açan, dede mesleğini devam ettiren Salepçi Bilal Demirölmez…

14 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 15

Yolun karşısında Kayalıpark alanında toplanan Belediye Otobüs durağı… PTT binası, arkasındaki fotoğrafçılar, ayakkabı boyacıları ve genellikle ağır eşya taşıma işine giden, sırtlarında büyük semerlerle iş bekleyen,  hem hayatın hem müşterilerinin yüklerini omuzlayan hamallar… İnsan bakınca hüzünlenir ama bir o kadar da gurur duyardı.
Valilik tarafından Mevlana’ya doğru gidersek, şimdiki sarraflar çarşısının karşısında Köfteci Nebi Dayı, Sümerbank, Şahin Oteli, Sabriye’nin yeri… Hemen karşı tarafında İş Bankası… Kırmızı Kütüphane, Mavi Kütüphane, Hasan Kolonyaları, Yeni Konya Gazetesi… Hemen yanında yine çok meşhur Asma Altı Kahve, Asma Altı Köfte…
Bedesten içerisine girişte dar sokaklar içerisinde tektekçiler… Bedesten içerisinde Hoşgör Fırın Kebabı…  Diğer yerlerde Ali Baba, Ehil Furun Kebapçıları. Sobacılar, Tuzcular, Aktarlar… Kadınlar Pazarına ulaşacaksın… Orada paran varsa Çöğenlerden üçgen şeklinde bizim “kızamık şekeri” dediğimiz şekerlerden alacaksın… Üç dört arkadaş isen bir tane alacak paranız varsa kırıp paylaşacaksın… O paylaşmanın tadı, vallahi hiçbir şeye benzemez.

15 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 16

Tabi ki sabahın erken saatlerinde içlerinde iş elbiselerinin olduğu pazar çantaları ile kendilerini seçmek isteyenleri bekleyen, hayatın en ağır yükünü çeken, rızkını kazanmak için inşaat ve diğer işlere gitmek için bekleyen insanların dolduğu yeri göreceksin, Amele Pazarı…
Benim ve Yüksel abimin birlikte çalıştığımız Bahçeli Ümit Lokantası (Hafızın Lokantası)… Biraz ilerisinde yine benim uzun süre garsonluk yaptığım Mustafa abiye ait Tombulun Kahve… Karşısında Yıldırım Taksi durağı… Karşı taraf ise oto ve traktör parçaları satan esnaflar… Yine bir süre garsonluk yaptığım Ermenekliler Kahvesi… Ve tabi ki Eski Garaj…
Buradan Üçler Mezarlığı’na doğru geçmek istersen mecburen Tellal Pazarına selam vereceksin… Hemen girişindeki fırından sıcak bir somun alacaksın… Oradan Akçeşme İlkokuluna kadar uzanacaksın… Tam köşesinde Akçeşme Simit Fırını’ndan bol susamlı bir simit alacaksın…
Ve Akkise’nin gururu, dönemin meşhur kabadayılarından Teccal İhsan (İhsan Atasağun) amcanın cumbalı, bölgenin en güzel ve en büyük Konya evini seyredeceksin… Kapısının önünde duran o zamanların son modeli, halk arasında “Chavrolet” diye yazılsa da okunuşu Şevrole olan o klasik arabaya hayalinde atlayıp hafif yan oturacaksın (benzini az yakar :)… Sol kolun kesinlikle dışarıda olacak ve Konya sokaklarında şöyle bir havalı tur atacaksın… Hele bir çocuk aklı işte…

16 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 17

Tabi rüyadan uyanınca karşına Saman Pazarı, Kömürcüler ve Üçler Mezarlığı çıkacak… Mezarlığın tam karşısındaki sıralı bisiklet tamircilerini saya saya Mevlana’ya doğru ilerleyeceksin… Mezarlığın köşesinde şu anda büyük bir kemer yapılan bölgedeki pasajı göreceksin… Girişinde tuvalet, çay ocağı… İçerisinde lokanta, bobinajcılar… Çıkışında ise sağa dönünce ne göreceksin? Özturanlar Pastanesi… Biliyor musunuz, orada bile çalıştım.
Mevlana’ya doğru geçince o devasa çamların altında dinleneceksin… Taksi durağının sağına bakınca Saadet Ekmek Fırınını göreceksin… İlerlerde yine Havuzlu Kahveyi, 5 liralık doktoru… Biraz daha gidersen Aslanlı Kışlayı… Tam karşısında ise Kunt Ekmek Fırınını bulacaksın. Bu fırında da bir iki ay çalıştım. Buradan ilerisine gitmeyeceksin!
Daha neler neler… İsmet Paşa İlkokulunun önünden Beşyola kadar giden güzergâhta bulunan ve üzeri beton kapaklarla kapalı, arada bir açıklık olan sel sularına karşı önlem için yapılan beton su kanalına İsmet Paşa İlkokulunun önünden girip Karma Ortaokulunun önünden çıkacaksın… Nasıl bir çocukluk düşüncesi ise! Hele bi düşmeden çıkınca kendimizi kahraman sanırdık.
 

17 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 18

Oradan çıktın canın sıkılıyor mu? Yürüyerek Alaaddin’e doğru giderken ilk olarak köşede Teksas’ı göreceksin… Yazlık Emek Sinemasını göreceksin… Paran olmadığı için hemen arka tarafındaki evlerin duvarlarına veya ağaçlara tırmanarak siyah-beyaz filmleri seyredeceksin… Filmin akışına kapılıp düşeceksin… Kalkınca üstünü başını çırptıktan sonra Zafer’e doğru gideceksin…
Arada fuar alanına bir kaçamak yapayım dersen lunaparkı göreceksin, Kelleci Celal’in yerini göreceksin… Zafer’e doğru çıkınca önce Zafer Restoranı sonra  köşede Kibrit Apartmanını göreceksin… Sağ tarafında Ferah Sinemasının karşısında Zafer Sinemasının afişlerini seyredip oradan Arapoğlu Makasına doğru gireceksin…
Park Sineması ve Rüya Sinemasının önünde kaldırıma serilen Teksas, Tommiks kitaplardan 5 kuruşa kiralayıp hemen orada okuyacaksın… Kitapçıya çaktırmadan diğer arkadaşların ile kitapları takas edip 5 kuruşa birkaç kitap okuma imkânı bulacaksın… Uyanıkmışız ha biraz, napalım. 
Sinemaların girişlerine saklanarak girenlerin arasına karışarak yakalanmazsan içeri girip iki filmi birden seyredeceksin. Tabii filmler yüzünden eve geç kalacaksın terlik veya süpürgenin saypını sırtında hissedeceksin.

18 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 19

Oradan şimdiki Rampalı Çarşıya doğru giderken Klüp Neco, Kabera 79, As, Roma eğlence mekânlarının önünden korkarak geçeceksin… Hemen yanındaki Ali abinin işlettiği Konya’nın işkembe ve sakatat türü çorbaları ile meşhur Evin Çorba Salonu’nda bol sarımsaklı bir çorba içeceksin… Aynı güzergahtan Küllükbaşı Mahallesine kadar gideceksin… Ve tabii ki akşam ezanı okunmadan evde olmak zorundasın. Yoksa yandın!
Pazar sabahları erkenden kalkıp mahallede kimin evinde tatlı su bittiyse onlardan ibrikleri, güğümleri toplayıp kendi yaptığımız bilyeli arabaya yükleyip taaa Zafer’deki Şirin Hanım Çeşmesine veya Anıt karşısındaki Ferit Paşa Çeşmesine kadar gidip, su doldurup getirip evlere dağıtacaksın… Tabi her evden en az 5 kuruş alacaksın. Çocuk aklı işte, hem hizmet hem ticaret.
Bizim getirdiğimiz suların haricinde bir de haftanın belirli günlerinde büyük at arabaları ile dışı hasırlı damacanalarla Çayırbağı’ndan tatlı su getirilirdi… Herkes evinde ibrik, güğüm, bidon, helke gibi ne kadar boş kap varsa kapının önüne sıralar… Sucu da damacananın içine önce hava alması için bir hortum sokar, sonra eğerek boş kapları doldururdu…
Ha o damacanalar tel ve kurşun mühür ile mühürlenirdi… Hatta o kurşunlar ile ne yapılırdı bilir misiniz? Yaşlı teyzeler tarafından o kurşunlar demir kapta eritilir, nazara geldiğine inandıkları kişilerin kafalarının üzerinde su dolu bir kaba dökülürdü… O kadınların söylediklerini hâlâ hatırlarım: “Aman bacımmmm, valla senin çocukta nazar var dimedi dimeyin. Hemen bir gurşun döktürün valla, evlerden ırak…”
Bir de hiç unutmadığım pazar günleri annem ile gittiğimiz Muhacır Pazarında kavalı ile hüzünlü nağmeler yayan ve acılı bir olayı anlatan destancı amcaları dinleyecek ve 5 kuruşa destan alacaksın… O kaval sesi insanın içine işlerdi, hele bir annemin elini tutuşum…
Sonra asırlar geçse de unutulmayacak olan, kasası teneke kaplı at arabası ile evlere ekmek dağıtan Ekmekçi Hayk’ın yanına atlayıp onunla birlikte sokakları gezeceksin… Hayık, Konyalı çocukların Ekmekçi Hayık amcasıydı… “Konya’da 1910 yılında doğan Hayık Buğdaycıgil, İstiklal Harbi sonrası Konya’da yaşamayı tercih eden Ermenilerden birisiymiş.
1970’li yılların başında bir gün Doğumevi (Günümüzde Zaferde ki İl Sağlık Müdürlüğü) civarında bir pikap, Hayık’ın arabasına şiddetle çarpmış. Atının öldüğü, arabasının hurdaya çıktığı bu kazadan Hayık ağır yaralı olarak kurtulmuş. Uzunca bir tedavi süresinin ardından vefat etmişti.”
 

19 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 20

Daha neler var neler de anlatmakla bitmez… Daha Aslım çöplüğündeki sazlıklardan kamış toplamaya gitmedik… Meram dereye yüzmeye gitmedik… Mezarlıkların girişinde bekleyip cenazeleri takip edip definden sonra kabire su döküp para toplamadık…
Hıdrellez gününde evleri dolaşıp bulgur, yağ, salça toplayıp meydanda bulgur pilavı pişirmedik… Çelik çomak, uzuneşek, harman biç gibi bir sürü olan çocuk oyunlarından oynamadık… Meysu’suna tek kale maç yapmadık… Sokak sokak gezen elle döndürülen seyyar dönen dolaplara binmedik… Eskimo, elmalı şeker alıp yimedik…
Ankara Pastanesinden, Çamlıca Pastanesinden dondurma almadık… Deli Kazım Ağa’dan kuru fasulye yimedik… Hafızın Lokantasındaki etliekmek ustası Kürekçi Hilmi abinin Konya tabiri ile “Ustam bana bir buçuk bol yap amma gısa, geniş, gevrek olsun” dimedik…
Giydiğimiz naylon ayakkabıların ayaklarımızda oluşturduğu atlas haritasını andıran görüntülerini dimedik…

20 / 21
Konyalıları maziye götüren fotoğraflar: Şehrin bu halini hiç gördünüz mü? 21

Bu gün tüm bunları unutmak mümkün mü? Ne kadar yaşlansak da bu güzellikler unutulur mu?
En güzeli ve en unutulmazı cuma günü akşam mesai saati bitiminde Alaaddin Caddesi Orduevi önünde askeri bando eşliğinde Zafer’i turlayıp İstiklal Marşı eşliğinde bayrağımızı göndere çekmedik…
Aynı şekilde pazartesi günü sabah erkenden yine askeri bandonun gurur veren korosu eşliğinde yine Zafer’i turlayıp bayrağımızı indirmedik… 
Aman Allah’ım! Ne güzel bir duygu idi… İstiklal Marşımız okunurken tüm araçlar durur, şoförler iner, bir tane yürüyen insan olmazdı… İnsan o an göğsünü gere gere dururdu, hele bir tüylerin diken diken olurdu ya…
Maziden kısa bir tur yapmak istedik… Hoşunuza gittiyse ne mutlu bana… Eksiklerim mutlaka vardır… Yaşım gereği benden önceler de vardır… Ama dilimin döndüğü bu kadar…
Hadin eyvallah…
Vay beeee… Bir Köfteci Numan Usta’dan çıktık, nirelere gittik geldik ya!

21 / 21
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *