Elektrikli araçlardaki en büyük teknik ve güvenlik tehlikesi, yüksek enerji yoğunluğuna sahip lityum-iyon bataryaların "termal kaçak" (thermal runaway) riski ve buna bağlı olarak zor söndürülen batarya yangınları olarak gösteriliyor.

RİSK ALANLARI
Örneğin Norveç Sosyal Güvenlik ve Acil Durumlara Hazırlık Müdürlüğü’nün raporu ve İsveç Sivil Acil Durumlar Ajansı’nın 2022 yılı raporu, benzinli ve dizel araçların elektrikli araçlara göre 4-5 kat daha fazla yangın riski taşıdığını belirtiyor.
Yanı sıra, Avustralya Savunma Bakanlığı’nın finanse ettiği EV FireSafe araştırması, elektrikli araç bataryalarının alev alma ihtimalinin %0.0012 olduğunu, buna karşın içten yanmalı motorlara sahip otomobillerde bu olasılığın %0.1 olduğunu ileri sürmekte.
Bu bağlamda elektrikli araçların bataryaları, yüksek enerji yoğunluğuna sahip olmaları nedeniyle kısa devre, aşırı ısınma gibi durumlar sonucu yangın riski taşıyabilmekte.
Böylesi durumlar, lityum iyon bataryaların zarar görmesi sonucu meydana gelebilir ve yangınlar, benzinli araçlardaki yangınlara kıyasla daha şiddetli olabilimekte.
Dolayısıyla elektrikli otomobil üreticileri bu riski en aza indirmek için büyük uğraşlar veriyor.

Güvenlik Önemleriyle Risk En Aza İndirilebilir Mİ?
Fiziksel hasar, üretim hatası veya aşırı ısınma durumunda bu piller aniden tutuşabilir ve söndürülmesi geleneksel araçlara göre çok daha zor. Peki ne yapılabilir? Elektrikli araçlarda bir yangın meydana geldiğinde, bu yangınların söndürülmesi benzinli ve dizel araçlardaki yangınlara göre daha zor olabilmekte. Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryaların delinme, kısa devre yapma gibi durumlar sonucu alev alması ve bu yangınların kontrol altına alınmasının zorluğu, elektrikli araçlarda bu durumu biraz daha ciddileştirmekte.
Uzmanlara göre, elektrikli araç yangınlarının çok hızlı yayılabilen ve klasik yöntemlerle söndürülmesi zor yangınlar olması dolayısıyla, yangın güvenliği konusunda özel önlemler alınmasını zorunlu hale getiriyor.
Bu kapsamda elektrikli araçlarda bir yangın meydana geldiğinde, bu yangınların söndürülmesi benzinli ve dizel araçlardaki yangınlara göre daha zor olabilmekte. Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryaların delinme, kısa devre yapma gibi durumlar sonucu alev alması ve bu yangınların kontrol altına alınmasının zorluğu, elektrikli araçlarda bu durumu biraz daha ciddileştiriyor.

YANGIN HIZLA YAYILABİLİYOR
Öte yandan, elektrikli araç yangınlarının çok hızlı yayılabilen ve klasik yöntemlerle söndürülmesi zor yangınlar olması, yangın güvenliği konusunda özel önlemler alınmasını zorunlu.
Bu arada elektrikli araçlardaki lityum iyon bataryaları için tasarlanmış olan BMS; bataryanın şarj ve deşarj süreçlerini izleyerek aşırı şarj, aşırı deşarj ve aşırı ısınma gibi durumları tespit edip önlemler alıyor. Bu sistemler, batarya hücrelerinin güvenli bir şekilde çalışmasını sağlayarak yangın riskini minimize edebiliyor.
Elektrikli araçlardaki bataryalar, darbelere ve hasarlara karşı korunmak üzere sağlam kasalar içinde saklanıyor. Bu kasalar, trafik kazaları gibi durumlarda bataryaların zarar görmesini önleyerek yangın riskini azaltıyor. Elektrikli araçların bataryalarının aşırı ısınmasını önlemek için soğutma sistemleri de kullanılıyor. Bu sistemler, bataryanın ideal sıcaklık aralığında çalışmasını sağlayarak aşırı ısınma sonucu oluşabilecek yangın riskini en aza indirdiğini söyleyebiliriz. Elektrikli araç bataryaları, aşırı basınç durumunda gazların güvenli bir şekilde tahliye edilmesini sağlayan tahliye valfleri gibi güvenlik mekanizmalarına sahip. Bu da bataryanın aşırı ısınmana engel olabiliyor.
Elektrikli araçlar, kazaları önlemeye yardımcı olan aktif güvenlik özellikleri ve kazaların etkisini azaltan pasif güvenlik özellikleri ile dolu diyebiliriz. Bunlar arasında otomatik frenleme sistemleri, çarpışma testlerinde geçer not alan dayanıklı gövde yapıları ve hava yastıkları yer alıyor.
Bazı firmalar ise batarya yangınıyla mücadele etmek için yeni bir itfaiye ekipmanı üretti. Araçların aküsüne yerleştirilebilen bu ekipman, tehlike ile karşılaşıldığında sorunun oluşmasını ya da tehlikeli bir hal almasını önleyebiliyor. İtfaiyenin akü hücrelerini ortalama 25 fit mesafeden tonlarca suyla doldurmasına olanak veren verimli soğutma sistemi, batarya setlerine su doldurulacak şekilde tasarlandı. Bu ekipman, tehlike anında devreye girerek, yangınların şiddetlenmesinin ve hayati sonuçlar doğurmasının önüne geçiyor. Günümüzün son teknolojik ürünlerinden biri olan elektrikli otomobiller, sunduğu rahatlığın ve konforun yanında bazı riskler taşıyor olabilir.

BAŞLICA RİSKLER
Geleneksel içten yanmalı araçlarla karşılaştırıldığında elektrikli otomobiller genel olarak güvenli kabul edilse de odaklanılan başlıca riskler;
- Batarya hücrelerinin birinde oluşan kısa devre zincirleme reaksiyona yol açabilir.
- Kimyasal reaksiyon kendi oksijenini ürettiği için bu yangınlar suyla kolayca sönmez ve uzun sürebilir.
- Elektrikli araçlar düşük hızlarda neredeyse tamamen sessiz çalıştığı için yayalar (özellikle görme engelliler) tarafından fark edilmeleri zorlaşabilir.
- Bu yüzden AVAS (Akustik Araç Uyarı Sistemi) gibi sesli ikaz sistemleri yasal zorunluluk haline getirilmiştir.
- Kaza durumunda yüksek voltaj hatları, kurtarma ekipleri ve itfaiyeciler için ek güvenlik protokolleri (güç kesme devreleri vb.) gerektirir.
- Yanlış müdahale elektrik çarpması riski doğurabilir.
Ancak bu konuda hem markaların hem de bazı özel firmaların güvenlik önemlerini geliştirdiğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak, elektrikli otomobil teknolojisi gelecekte bu riskin üstesinden kolayca gelebilir.