İran'a yönelik ABD ve İsrail'in saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, genelde hassas olan Asya ve Orta Doğu enerji nakil hatlarında küresel bir krizi tetikleyici bir unsur olarak kayda geçti. Yanı sıra bu durum petrol fiyatları bir anda tırmanırken, bu durum enflasyonist baskı ve resesyon tehlikesini de beraberinde getirdi.
Enerji alanında uzman isimler, yaşanan çatışmaların askerî sonuçlardan çok, küresel ekonomi ve enerji sistematiğini kökten sarstığını belirttiler.
Özellikle son dönemde petrol fiyatlarındaki yükselişin enerji faturalarını aşarak gübreden ulaşıma, petro-kimyadan gıdaya kadar devasa bir maliyet artışına yol açtığı ifade edilirken Ortadoğu’daki yüksek tansiyonun ve artan güvensizlik ortamının küresel enerji mimarisini de yeniden şekillendirdiğine işaret ettiler.
Buna göre artık hiçbir ülke, enerji arzını yüksek riskli bölgelere bağımlı sürdürmek istemiyor. Hürmüz gibi askerî risklerin merkezine dönüşen noktalar yerine, enerji ticaretinde ‘en kısa yol’ ilkesi yerini ‘en güvenli yol’ arayışına bıraktı. Enerjinin birincil önceliği artık güvenlik.
TÜRKİYE için 4 KRİTİK PROJE
Bu kriz ortamında Türkiye’nin hem jeopolitik hem de ekonomik bir fırsat penceresi yakaladığına işaret edilirken, ilk olarak yıllık 10 milyar metreküplük Türkmenistan gazı için Hazar Geçişli bir koridorun inşası söz konusu olduğu belirtildi.
Dolayısıyla Bu koridor TANAP bağlantısıyla Avrupa’ya erişim boyutu da taşıyor.
Yanı sıra ikinci hat ise günlük 1,5 milyon varil olan Basra-Kerkük-Ceyhan petrol koridoru. Türkiye’nin ana istasyon olduğu bu hat Körfez’e alternatif en güvenli petrol rotası olarak görünüyor.

DOĞALGAZIN MERKEZİ KONYA OLACAK
Öte yandan üçüncü sırada yıllık 10 milyar metreküpten fazla potansiyeli olan Katar doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması var. Ve bir diğer önemli nakil projesi de 10 milyar metreküplük Arap Gaz Hattı’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya entegrasyonu. Bu üçüncü sırada bulunan enerji koridorunun merkezinin Konya olmaı gündemde. Uzmanlara göre zaten var olan Konya'daki Tuz Gölü'nde yapılan doğalgaz depolaması bu altyapıyı uluslararası sisteme sunuyor.
Böylece Türkiye, Avrupa-Asya-Afrika üçgeninin tam merkezinde yeni bir stratejik üstünlük elde edebilecek. Bu hatların Türk ekonomisine milyarlarca dolar katkı sağlarken, bölge için de daha güvenli bir enerji sistemi oluşturabilecek.
