Trump’ın ikinci dönemiyle artan gerilim ve küresel korumacılık ve AB’nin Hindistan-Mercosur gibi yeni ortaklıklarına dikkat çekerken, rekabet gücünün artık ucuz işgücünden değil yüksek katma değerli üretimden, teknoloji yatırımlarından ve inovasyondan geçtiğini vurgulanıyor.
Son olarak İran’a yönelik askeri müdahalenin enerji fiyatları, ticaret yolları ve finansman koşulları üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan yansımaları olacağı ifade ediliyor. Konyalı sanayici ve iş insanları, ekonomik istikrar ve öngörülebilir bir yatırım ortamının güçlendirilmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguluyorlar.
Özellikle Türkiye'nin güney ve doğu sınırlarının bir yangın hattına dönüştüğünü belirtilirken, ABD ve İsrail'in İran’a yönelik askeri müdahalesinin bölgeyi büyük bir belirsizliğe taşıdığını kaydediliyor.
İran'ın, Türkiye için üçüncü büyük doğalgaz tedarikçisi olduğuna dikkat çekilirken, Hürmüz boğazının kapatılmasının ardından petrol fiyatlarının 150 dolarları zorlaması, enerji faturalarına milyarlarca dolarlık ek yük getireceği ve cari açık üzerinde ciddi sapma riski yaratacağı kaydedildi.
Dolayısıyla bu maliyet artışları, Merkez Bankası’nın yüzde 15-21 aralığındaki enflasyon tahminine ulaşılmasını neredeyse imkansız hale getiriyor, dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor. Jeopolitik gerilimler yüksek faiz ortamındaki iş dünyamız için ilave bir baskı anlamına gelir. Ayrıca İran, yalnızca bir enerji tedarikçisi değil; Orta Asya’ya açılan stratejik bir ticaret koridoru. Sınır geçişlerinde yaşanabilecek aksamalar, ihracat ve transit ticaret gelirlerimizi doğrudan etkileyecek. Buna ek olarak, olası insani hareketlilik ve artan güvenlik maliyetleri de kamu maliyesi üzerinde yeni yükler oluşturabilir.
Yanı sıra, Trump’ın ikinci dönemiyle artan küresel korumacılık ve AB’nin Hindistan-Mercosur gibi yeni ortaklıklarına dikkat çekilirken, rekabet gücünün artık ucuz işgücünden değil yüksek katma değerli üretimden, teknoloji yatırımlarından ve inovasyondan geçtiğine dikkat çekiliyor.
Konyalı sanayici ve iş insanları, dünyamızın hızla değiştiğine, jeopolitik risklerin arttığına ve rekabetin sertleştiğine vurgu yaparken, 'Böyle dönemlerde en büyük gücümüz; üretimden gelen gücümüz, ortak aklımız, kurumsal hafızamız ve birlikte hareket etme irademizdir. Bizim yönümüz; yüksek katma değerli üretimdir. Yönümüz; enerji ve kaynak verimliliğidir. Yönümüz; teknoloji yatırımı ve kurumsal güven ortamıdır. Yolumuz ise akıl ve iş birliğidir" ifadelerine yer veriyorlar.