KONYA HABER
Konya
Açık
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6600 %0.12
53,1528 %0.09
10.022,75 % 1,67
BBN Haber Konya Haber Geçen zaman Konya’daki bu eseri yok etti: Eflatun simge olmuştu

Geçen zaman Konya’daki bu eseri yok etti: Eflatun simge olmuştu

Zamana yenik düşüp günümüze hiçbir parçasını ulaştıramasa da akademik çalışmalarda Konya’nın çok yönlü kültürel yapısını değerlendirmek adına önemli olan Eflatun Mescidi yaklaşık 13 asır şehrin simgelerinden oldu

Geçen zaman Konya’daki bu eseri yok etti: Eflatun simge olmuştu
KAYNAK: Cihad Alpan
Okunma Süresi: 3 dk

Konya’nın tarihî dokusunda önemli bir yer tutan ancak günümüze ulaşmayan yapılardan biri olan Eflatun Mescidi, Bizans döneminden Osmanlı’ya uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Alaeddin Tepesi üzerinde, Alaeddin Camii’nin güneydoğusunda yer aldığı bilinen yapı bugün fiziksel olarak mevcut olmasa da tarih kaynaklarında önemli bir iz bırakmış durumda.

BİZANS’TAN SELÇUKLU’YA UZANAN BİR YAPI

Araştırmalara göre; Eflatun Mescidi’nin ilk inşası VI. yüzyılda Bizans döneminde yapıldı, Orta Bizans döneminde ise yenilenerek kubbe eklemeleriyle yeniden düzenlendi. Yapının, Amphilokios adlı bir din adamı için inşa edildiği ve mezarının da yapının içinde yer aldığı da bazı kaynaklarda belirtiliyor.
Bu yönüyle yapı, sadece bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda dönemin dini mimarisi ve mezar geleneğini yansıtan bir kompleks olarak değerlendiriliyor.

KİLİSEDEN MESCİDE, MESCİTTEN SAAT KULESİNE

Yapı, tarihsel süreç içinde Selçukluların Konya’yı fethetmesinin ardından camiye çevrilmiş ve uzun yıllar mescit olarak kullanılmıştır. 1476 yılına ait arşiv kayıtları, yapının Osmanlı’nın erken döneminde de ibadet amacıyla varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. 19.yüzyıla gelindiğinde ise mescit farklı bir dönüşüm yaşamış; dönemin Konya Valisi Burdurlu Ahmet Tevfik Paşa tarafından kubbe üzerine ahşap bir kule eklenmiş ve yapıya saat mekanizması yerleştirilmiştir. Bu değişiklikle birlikte yapı halk arasında “Saathane” olarak anılmaya başlamıştır.

EFSANELER VE İNANÇLARIN KESİŞTİĞİ NOKTA

Eflatun Mescidi yalnızca mimari bir yapı değil, aynı zamanda farklı inanç ve kültürlerin birleştiği bir anlatı merkezi olarak da öne çıkıyor. Bazı kaynaklarda yapının Platon (Eflatun) ile ilişkilendirildiği, hatta Bizans döneminde Amphilokios’a atfedildiği belirtiliyor. 1465–1466 yıllarında Konya’yı ziyaret eden Rus hacı Vasilij’in notlarında, yapının içinde kutsal kabul edilen bir mezardan “kutsal yağ sızdığı” yönündeki anlatılar yer alıyor. Bu tür rivayetlerle yapı yüzyıllar boyunca halk arasında önemli efsanelere merkez yapılmıştır.

EFLATUN RİVAYETİ VE ANADOLU’DAKİ İZLERİ

Konya ve çevresinde Eflatun ismine atfedilen birçok yer adının bulunması da dikkat çekiyor. Selçuklu kaynaklarında “Deyr-i Eflatun” olarak geçen yapılar ve Beyşehir’deki Eflatunpınar Hitit Su Anıtı gibi kutsal kabul edilen su kaynakları, bu ismin Anadolu kültür hafızasında derin bir yer edindiğini ortaya koyuyor.
Kâtip Çelebi’nin aktardığı rivayetlerde Konya ovasının bir zamanlar suyla kaplı olduğu ve Eflatun’un bu suyu ortadan kaldırdığına dair anlatılar da yer alıyor. 

GÜNÜMÜZE ULAŞMADI: 1921’DE YIKILDI

Yapı, 19.yüzyılın sonlarına doğru farklı amaçlarla kullanılmış; depo, ambar ve hatta cephanelik olarak değerlendirilmiştir. Zaman içinde tamamen ortadan kalkmış olsa da Eflatun Mescidi, Konya’nın çok kültürlü tarihinin önemli bir parçası olarak akademik çalışmalarda yer almaya devam ediyor. Bizans İmparatorluğu döneminde şapel olarak inşa edilen ancak daha sonra mescide çevrilen ve nihai olarak 1872 yılında saat kulesi olarak yenilenen tarihi yapı 1921 yılında yıkılarak şehir hayatına sadece hatıralarını bıraktı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız