Konya'nın en çok ziyaret edilen noktalarından biri olan Mevlâna Türbesi çevresi, yalnızca Hz. Mevlâna'nın manevi mirasına değil, şehrin asırlık tarihine de ev sahipliği yapıyor. Türbenin Üçler Mezarlığı'na bakan dış bölümünde, kaldırım üzerinde bulunan mütevazı bir mezar ise çoğu kişinin dikkatinden kaçıyor. Konya'yı ziyaret edenlerin büyük bölümü farkında olmadan bu mezarın önünden geçip gitse de bu mütevazı kabir şehrin geçmişini bugüne taşıyan en özel tarihi noktalardan biri olma özelliğini sürdürüyor.
Bu mezar, Osmanlı döneminde İhtisap Ağası olarak görev yapan ve Konya'nın ilk belediye başkanı kabul edilen ünlü halk şairi Âşık Şem'î'ye ait.
MEVLÂNA'YA YAKIN OLMAYI VASİYET ETTİ
Rivayete göre Âşık Şem'î, hayatı boyunca büyük bir sevgi ve bağlılık beslediği Mevlâna Celaleddin-i Rûmî'nin yakınında defnedilmeyi vasiyet etti. Bu vasiyet doğrultusunda mezarı, bugün de Mevlâna Türbesi'nin dış kısmındaki kaldırım üzerinde bulunuyor.
Her gün binlerce yerli ve yabancı turist bu noktadan geçerken, çoğu kişi ayaklarının altındaki bu tarihi mirasın farkına varmıyor. Konya'nın geçmişine ışık tutan mezar, şehrin kültürel hafızasının önemli simgeleri arasında gösteriliyor.

KONYA'NIN İLK BELEDİYE BAŞKANI OLARAK KABUL EDİLİYOR
Osmanlı döneminde şehir düzeni, çarşı ve pazar denetimi gibi önemli görevleri yürüten İhtisap Ağalığı, günümüz belediye başkanlığı makamının ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu görevi üstlenen Âşık Şem'î de bu nedenle Konya'nın ilk belediye başkanı olarak anılıyor. Şehir yönetimindeki görevlerinin yanı sıra halk arasında güçlü bir şair kimliğiyle tanınan Şem'î, Konya'nın sosyal ve kültürel hayatına da önemli katkılar sundu.

ASIL ADI AHMET'Tİ
Çeşitli kaynaklarda doğum ve ölüm tarihleri farklılık gösterse de Âşık Şem'î'nin 18. yüzyılın sonlarında Konya'nın Piresat Mahallesi'nde dünyaya geldiği kabul ediliyor. Asıl adı Ahmet olan Şem'î, dönemin tanınmış helvacılarından Mehmet Ağa'nın oğluydu. Genç yaşlardan itibaren şiire duyduğu ilgi sayesinde baba mesleğinden uzaklaşarak edebiyata yöneldi. Atalarından birinin adını mahlas olarak kullanan Şem'î, zamanla Anadolu'nun en tanınan halk şairlerinden biri haline geldi.
SULTAN III. SELİM'İN HUZURUNDA ŞİİR OKUDU
Şairlik yeteneği onu yalnızca Konya'da değil İstanbul'da da tanınan bir isim yaptı. Defalarca İstanbul'a giden Şem'î, dönemin âşık meclislerinde saz çalıp şiirler söyledi. Rivayetlere göre Sultan III. Selim'in huzurunda da şiirler okuyan Şem'î'nin sarayda kalması istendi. Ancak o bu teklifi kabul etmeyerek memleketi Konya'ya döndü. Dönüşünde ise Çarşı Ağalığı unvanıyla görev aldı.

MEVLEVİLİK YOLUNU BENİMSEDİ
Şiirlerinde yer alan "Mevleviyim, Mevleviyim, pirimiz Molla-yı Rûm" dizeleri, onun Mevlevilik yoluna gönülden bağlandığını gösteriyor. Hayatı boyunca tasavvuf kültürünü şiirlerine yansıtan Şem'î, hac ibadetini yerine getirerek kutsal toprakları da ziyaret etti. Âşık Şem'î'nin en çok bilinen eserlerinin başında "Konya'nın" redifli şiiri geliyor. Musiki meclislerinde yıllarca okunan bu eser, Konya sevgisini anlatan en önemli şiirlerden biri olarak kabul ediliyor. Hece ve aruz ölçüsüyle kaleme aldığı eserleri sayesinde halk şiiri ile divan şiirini buluşturan Şem'î'nin divanı, ölümünden sonra büyük emeklerle yayımlandı ve farklı dönemlerde 28 kez basıldı.

MEZARI HÂLÂ AYNI YERDE ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR
Bugün Mevlâna Türbesi'nin Üçler Mezarlığı'na bakan kaldırımında bulunan mezar, Konya'nın görünmeyen tarihi değerlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Şehrin binlerce yıllık kültürel mirasının sessiz tanıklarından biri olan Âşık Şem'î, hem Konya'nın ilk belediye başkanı olarak hem de Mevlâna aşkını mezarına kadar taşıyan büyük bir halk şairi olarak hafızalardaki yerini koruyor.