Türkiye Selçuklu Devleti döneminden günümüze ulaşan çok sayıda tarihî eseriyle adeta açık hava müzesi görünümündeki Konya’da küçük ama dikkat çekici bir eser bulunuyor: Beşare Bey Mescidi… Alâeddin Tepesi’nin kuzeyinde, Ferhuniye Mahallesi’nde bulunan tarihî mescit, Selçuklu döneminin Konya’daki önemli mimari miraslarından biri olarak yaklaşık 800 yıldır varlığını sürdürüyor.

Beşare Bey Mescidi, kitabesindeki bilgilere göre Emir-i Âhur Beşşare Bey tarafından 15 Cemaziyelevvel 616 tarihinde, yani 29 Temmuz 1219’da yaptırıldı. Yaklaşık sekiz asırlık geçmişe sahip olan mescit, Konya’nın Selçuklu mirasının günümüzdeki önemli tanıklarından biri olarak ibadete açık halde hizmetini veriyor.

SELÇUKLU ÇİNİLERİ İLE SÜSLENMİŞ
Yapının bulunduğu mahalleden dolayı Ferhuniye Mescidi adıyla da anılan Beşare Bey Mescidi’nin kitabesi, yapının tarihî değerini ortaya koyan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kitabenin iki yanında, siyah çerçeve içerisinde turkuaz ve yeşil tonlarında Selçuklu çinileriyle süslenmiş ibareler bulunuyor. Ancak zaman içerisinde büyük ölçüde tahrip olan bu çinili bölümler günümüzde okunamayacak durumda. Selçuklu sanatının karakteristik özelliklerinden olan turkuaz renkli çini süslemeler o dönem Konya’nın mimari anlayışını da yansıtıyor.

BİRÇOK KEZ ONARIMDAN GEÇTİ
Yaklaşık 800 yıllık geçmişi bulunan Beşare Bey Mescidi, tarih boyunca çeşitli doğal afetlerden ve tahribatlardan etkilendiği de kayıtlarda yer alıyor. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı, 13. yüzyılın ilk yarısında İç Anadolu’da meydana gelen şiddetli bir depremin mescitte de önemli zararlara yol açtığını belirtmekte. Yapının günümüze ulaşan mimari izleri de tarih boyunca büyük ve küçük çaplı birçok onarım geçirdiğini gösteriyor.

KÜÇÜK AMA DİKKAT ÇEKİCİ SELÇUKLU MİMARİSİ
Beşare Bey Mescidi, dışarıdan bakıldığında mütevazı bir yapı izlenimi verse de mimari özellikleriyle Selçuklu döneminin karakteristik unsurlarını taşıyor. Mescidin kuzey bölümünde giriş yani methal kısmı bulunuyor.

Kare planlı harim bölümü ise Türk üçgenleriyle geçiş sağlanan, tuğla örgülü tek kubbeyle örtülmüş durumda.
Yapının yan duvarları taş, üst örtüsü ise tuğladan meydana geliyor. Mihrabın ilk hâlinin çini mozaik olduğu düşünülüyor. Günümüzde görülen minber ise yenilenmiş durumda.