Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu ve beraberindeki heyet Doç. Dr. Ramazan Gündüz rehberliğinde insanlık tarihine ışık tutacak Gökhöyük Kazı Alanı'nda incelemelerde bulundu. Kazı alanını gezen heyet, yürütülen çalışmalar hakkında yerinde bilgi alırken, Gökhöyük'ün yalnızca Seydişehir'in değil, Konya'nın ve Anadolu arkeolojisinin en önemli bilimsel merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediği vurgulandı.

9 BİN YILLIK GEÇMİŞE SAHİP
Doç. Dr. Ramazan Gündüz, kazı alanında yaptığı bilgilendirmede Gökhöyük'ün yaklaşık 9 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu belirterek, burada elde edilen bulguların hem tarih öncesi dönemlere hem de Anadolu'nun erken İslamlaşma sürecine ışık tuttuğunu ifade etti.
Gökhöyük'te ilk bilimsel incelemelerin 1950'li yıllarda İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Gündüz, daha sonra Ralf Solecki ve Jacques Bordaz'ın da höyükte araştırmalar yaptığını söyledi. Uzun yıllar herhangi bir kazı çalışmasının yürütülmediği alanda, 2002 yılında Devlet Su İşleri tarafından yürütülen kanal çalışmaları sırasında ortaya çıkan arkeolojik bulguların ardından bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildiğini belirtti.2002-2005 yılları arasında Konya Müze Müdürlüğü denetiminde kurtarma kazıları yapıldığını aktaran Gündüz, bu çalışmaların ardından höyüğün yaklaşık 15 yıl boyunca kaderine terk edildiğini ve kaçak kazıların hedefi haline geldiğini söyledi. Bilimsel çalışmaların ise 2020 yılında yeniden başladığını belirten Gündüz, yüzey araştırmalarının ardından Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 2023 yılında Selçuk Üniversitesi adına sistematik kazı çalışmalarına başladıklarını ifade etti.
Kazı çalışmalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında desteklendiğini belirten Gündüz, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Seydişehir Belediyesi'nin de projeye önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. Özellikle Seydişehir Belediyesi'nin 2020 yılından itibaren aralıksız sürdürdüğü desteklerin çalışmaların bugün ulaştığı noktada büyük pay sahibi olduğunu vurguladı.

Gökhöyük Kazısı'nın yalnızca arkeologlardan oluşan bir ekip tarafından değil, Türkiye'nin farklı üniversiteleri ile yurt dışından alanında uzman bilim insanlarının katılımıyla disiplinler arası bir anlayışla sürdürüldüğünü belirten Gündüz, kazılarda ortaya çıkarılan insan iskeletleri üzerinde antropolojik, DNA, mikrobiyolojik, paleobotanik, mimari ve haritalandırma çalışmalarının eş zamanlı olarak yürütüldüğünü söyledi.Trakya Üniversitesi'nden Prof. Dr. Başak Boz'un iskeletler üzerinde antropolojik ve biyoarkeolojik incelemeler gerçekleştirdiğini belirten Gündüz, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Ebru Marzioğlu Özdemir'in DNA analizlerini yürüttüğünü kaydetti. Mikrobiyolojik çalışmaların Prof. Dr. Salih Maçin ve Dr. Emine Elif Mutafcılar Velioğlu tarafından sürdürüldüğünü ifade eden Gündüz, bitki kalıntıları üzerine araştırmaların ise Liverpool Üniversitesi'nden Dr. Ceren Kabukçu tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Yapıların mimari analizleri, haritalandırma çalışmaları ve karbon-14 yaş tayinlerinin de alanında uzman ekipler tarafından sürdürüldüğünü aktardı.
Gökhöyük'ün en önemli özelliklerinden birinin yaklaşık 7 bin yıl boyunca kesintisiz yerleşime sahne olması olduğunu dile getiren Gündüz, bugüne kadar elde edilen bulguların bölgede MÖ 7. binden MÖ 1. bine kadar Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir çağlarında yaşamın aralıksız sürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Kazılarda ulaşılan en dikkat çekici sonuçlardan birinin ise höyüğün MS 11. yüzyılda erken İslami dönemde mezarlık alanı olarak kullanılmış olması olduğunu belirten Gündüz, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde yapılan karbon-14 analizlerinde en erken bireyin yaklaşık MS 1020 yılına tarihlendirildiğini açıkladı.

Bu bulguların, Gökhöyük'te bulunan mezarların Konya ve çevresine yerleşen en erken Müslüman-Türk topluluklarından birine ait olabileceğini söyleyen Gündüz, elde edilecek yeni verilerin Anadolu'nun İslamlaşma sürecine ilişkin önemli bilgiler sunacağını ifade etti. Doç. Dr. Ramazan Gündüz, elde edilen verilerin Seydişehir tarihi açısından da önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde gerçekleştirilen karbon-14 analizleri sonucunda yaklaşık 45 yaşlarında bir erkek bireye ait iskelet örneğinin MS 1021 yılına tarihlendiği belirlendi. Bu sonuç, söz konusu kişinin yaklaşık 980'li yıllarda doğduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor. Böylece Seydişehir'e 1310 yılında, 14. yüzyılın başlarında Horasan'dan gelen Seyit Harun Veli Hazretleri'nden yaklaşık 300 yıl önce bölgede Müslüman toplulukların yaşadığı bilimsel olarak kanıtlanmış oldu. Bu bulgular, Seyit Harun Veli Hazretleri'nin Seydişehir'e geldiği dönemde burada zaten bir Müslüman tebaanın bulunduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşıyor." dedi.

DİĞER HÖYÜKLERDEN AYRILAN ÖZELLİK
Gökhöyük'ün yalnızca tarih öncesi dönemleri değil, Anadolu'nun yakın tarihini de aydınlatan eşsiz bir merkez olduğuna dikkat çeken Gündüz, aynı höyük üzerinde Neolitik Çağ'dan Demir Çağı'na kadar uzanan kültür katmanlarının bir arada görülebilmesinin bölge açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Elde edilen sonuçların günümüzden yaklaşık 9 bin yıl öncesine kadar uzanan yaşam izlerini ortaya koyduğunu belirten Gündüz, Gökhöyük'ün sahip olduğu çok katmanlı kültürel yapının ziyaretçilere Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Demir çağlarına ait yaşam biçimlerini, teknolojileri ve kültürel gelişimi aynı yerleşim alanı içerisinde görme fırsatı sunduğunu ifade etti. Bu özelliğiyle Gökhöyük'ün, Konya çevresindeki diğer höyüklerden ayrıldığını vurgulayan Gündüz, yerleşmenin Akdeniz Bölgesi ile Konya Ovası üzerinden Batı ve Kuzey Anadolu arasındaki kültürel geçişi anlamada da büyük önem taşıdığını söyledi.
Kazı alanını gezen Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu ise Gökhöyük'ün Seydişehir'in tarihi ve kültürel mirası açısından büyük değer taşıdığını belirterek, belediye olarak bilimsel çalışmalara destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. Başkan Ustaoğlu, Gökhöyük'ün ilerleyen yıllarda yalnızca bilim dünyasının değil, yerli ve yabancı turistlerin de ilgi odağı olacak önemli bir kültür ve turizm destinasyonu haline geleceğine inandıklarını söyledi.İnceleme gezisi, kazı alanında yürütülen çalışmaların yerinde görülmesi, bilim heyetinin devam eden araştırmalara ilişkin değerlendirmelerinin ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
Fotoğraflar: Süleyman Sayan