KONYA HABER
Konya
Hafif yağmur
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
42,5088 %0.16
49,3718 %0.05
9.423,41 % 1,55
Ara
yazar
Nalçacılılar Taraftarlar Derneği Seydişehir Başkanı
Tüm Yazıları

Skor Yoksa, Mücadele Yalnızca Denemedir

YAYINLAMA:

Kıyıdaki eski bir deniz feneri, uzun zamandır bakımsızlıktan zor yanıyordu. Yeni ışıkçı daha fenerin düzenine alışamadan büyük bir fırtına patladı. Eksik parçalar, yanlış yerleştirilmiş küçük bir metal parçası ve yorgun ustalar derken fenerin ışığı en kritik anda kaydı; denizin üstüne düşmesi gereken ışık karaya vurdu. Kasabalılar öfkelendi: “Bunca sistem varken bunu nasıl göremezsiniz?” Ama tüm aksaklıklara rağmen içeride genç çıraklar koşuşturuyordu. Karanlığın içinde ışığa en çok onlar tutunuyor, feneri ayakta tutmaya çalışıyorlardı. O gece herkes şunu anladı: Fırtına değil, doğru parçaların doğru yere konması kurtarır bir feneri. Ve gerçek sınav, fırtınadan sonraki ilk sakin gecede başlar.
Konyaspor’un son iki haftada oynadığı oyun nedeniyle aslında Trabzon maçından çok fazla ümidim yoktu. Zaten kadro darlığı çekilen bir sezonda Adil ve Ndao’nun ceza alması, Jevtovic, Bazoer ve Ufuk’un sakat olması, Uğurcan’ın sakatlığa bağlı maç eksiği ve Tunahan’ın Türkiye Kupası maçında yediği saçma sapan kırmızı kart sebebiyle dört maç ceza alması; üzerine yeni hoca ile henüz gol bile atılamamış olması, bu haklı endişemin temel nedenleriydi. Trabzon maçına geçmeden önce, Morten, Pedrinho ve Calusic gibi isimlerle hemen görüşülüp, devre arasında uygun şartlar oluşursa gönderilmesi; gerekirse Esat, Kaan ve Utku ile yola devam edilmesi fikrini savunanlardanım. Çağdaş hoca takımı tanımaya ve kimden nasıl verim alacağını çözmeye başladı. Bu üç haftalık süreçte beni bu kadar üzen bir maç olmamıştı. Öncelikle şunu söyleyelim: Her iki takım da oyunu çirkinleştirmeden, son düdüğe kadar çok güzel bir mücadele örneği gösterdi. Futbolun izin verdiği sınırda sertlik ve temiz mücadele vardı. Bu maçın analizini yaparken diğer yazılardan farklı olarak oyuncu bazlı değerlendirme yapacağım. Bahadır, penaltı pozisyonu ve üçüncü gol tam anlamıyla senin eserin. Elbette hata yapacaksın ancak tehlikeli bölgeden duran top kazanan rakibine tek kişilik baraj kurdurman başlı başına bir hata. Üstelik rakibi daha da iştahlandıracak şekilde oraya 1.70’lik bir oyuncu koyman tam bir fiyaskoydu. Hadi bunu yaptın diyelim; kalecilikte ilk öğretilen şeylerden biridir: Bu tür pozisyonlarda arka direğe yakın durursun ki geri gitmek zordur, öne gelmek daha kolaydır.

 Konu açılmışken, 1.70’lik ve halen asist yapamayan 10 numaramıza da değinelim. Arkadaş, karmaşık duygular içerisindeysen hocayla konuşur, gerekirse oynamazsın. Bu kaçan fırsatların başka türlü açıklaması olamaz! Futbolda duygusallığa yer yoktur. Eğer sen başka bir takıma karşı hâlâ bir duygu besliyorsan zaten bu takımda yerin yok! 

Guilherme her geçen gün performans olarak aşağı doğru gidiyor. Hâlâ idare edilse de arkaya kaçırdığı topların haddi hesabı yok. Tüm bunlara rağmen Trabzon gibi bir takıma bu kadar handikapla sahasında başa baş bir oyun sergiliyorsan, hocayı bu maç özelinde eleştirmem. Taktik ve oyun anlayışı tutmuştur. Bize mağlubiyete rağmen güzel bir maç izlettiler. İlk yarı Konyaspor orta sahaya hâkimdi; kaçırdıklarını atsa içeriye 3-4 golle girerdi. İkinci yarının başında Muleka’nın akıl dolu vuruşu gol olsa maç bambaşka yerlere gidecekti. Hepsini geçelim, gelelim gecenin yıldızlarına: Pembe kazaklılara. Yardımcı hakem durduğu pozisyon itibarıyla pozisyonu kaçırdı. Orta hakem yanlış yerde durdu. Pozisyonun bitmesini beklediler. Zaten yaptıkları tek doğru şey pozisyonun bitmesini beklemekti. Peki VAR sistemini ne yapacağız? Ne gördün, neyi iptal ettin? Hani kanıt? Yok! İzdüşümünü geçtim; topla çizgi arasında zemini bile göremiyoruz. Bu golü nasıl iptal ediyorsunuz?
Bakın, o gol olsa maçın bitmesine uzatmalarla birlikte yaklaşık on dakika vardı. Ha maç 4-2 de bitebilirdi, 3-3 de olabilirdi. Orası ayrı bir hikâye. Ancak yine maça damga vurup verilen emeğin, mücadelenin üzerine tüy dikmeyi başardınız. Bu kadar sistem ve teknoloji varken bunları nasıl göremiyorsunuz? 

Genç oyuncularımızın daha fazla süre almasını istiyorum. Açıkçası mağlup olacaksak Esat, Kaan ve Utku ile mağlup olalım; en azından onları kazanırız. Tıpkı dün gece üçüncü bölgede yüzde yüz pas isabetiyle oynayan ve insanüstü bir efor sarf eden Jin Ho gibi… 

Bu oyun umut verdi. Ancak bu maç kesinlikle ölçü olacak bir maç değil. Türkiye Kupası’nın ardından oynanacak Rize maçı, takımı ve hocayı değerlendirmek için esas ölçü olacaktır. Bahanelere sığınmadan tüm şehir o maça odaklanmalıdır. Bulunduğumuz konum itibarıyla tüm krediler tükendi. Bundan sonra kaybedilen her puan ileride telafisi zor anlar yaşatır. 
Maçın Sözü: Bu şehir, son düdüğe kadar pes etmeyenleri hep hatırlar.
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *