Yanlış Ellerde Bir Takım
Eski tamirciden memnun olmayan patron, iş yerine yeni bir tamirci getirdi. Tamirci dükkâna girdiğinde iddialı konuşuyordu. İş yeri ona göre o civardakilerin en iyilerindendi. Arızayı görüyordu ama anahtarı hep yanlış yere vuruyordu.
Motor her müdahalede biraz daha bozuluyor, çıkan gürültüyü “yol sesi” sanıyordu.
Dükkân doluydu, aletler yeniydi; sorun ne ekipmandaydı ne de malzemede.
Sorun; tamircinin neyi tamir ettiğini sandığıyla, gerçekte bozduğu şey arasındaki farktı.
Konyaspor, tarihinde ilk defa Beşiktaş’a yenilmiyor; muhtemelen son kez de olmayacak. Ancak yenilgiden ders çıkarma, hataları görme açısından bazı maçlar ders niteliği taşır. Ben burada derslik ya da ders çıkarılabilecek bir oyun göremedim. Attığımız gol dışında ne organize bir atak vardı ne de doğru dürüst bir şut. Tepeden tırnağa zor günler geçiren Beşiktaş’a adeta ilaç olan bir maçı geride bıraktık.
Konyaspor ile 27 puanlık bir periyoda çıktın hocam; galibiyetin yok, sadece 5 beraberlik var. Yani 22 puan kaybettin. Süper Lig’deki puan ortalaman 0,56. Bu, içler acısı bir durum. İlhan Palut’tan sonra gelen Aleksandar Stanojevic’in bile 1,08 puan ortalaması yakaladığını düşünürsek, aslında çoktan yolların ayrılması gerekirdi.
Bakın, önceki dönemde yedek kulübesi neredeyse bomboş olan bir takımla Recep Hoca’nın topladığı puanların kaymağını yiyoruz. Yönetim en azından bir toplantı yapıp hocadan bir rapor almadı. Hatırı sayılır transferler yapıldı. Bugün katılacak oyuncularla birlikte kafaya oynayabilecek bir kadro oluşturuldu. Ancak sonuç yine hüsran…
Konyaspor, öne geçtiği maçta nasıl oynaması gerektiğini de, geriye düştüğü maçta nasıl oynaması gerektiğini de bilmiyor. Beşiktaş karşısında öne geçti ama galipken oynanması gereken oyunu beceremedi. Oyunu soğutup topu yere indirerek pas yapması gerekirken, topu şişirdi; bu da sürekli duvardan döner gibi kalemizde pozisyona dönüştü.
Öte yandan ev sahibi takım taraftarlarının takımı yuhalayıp yönetimi istifaya çağırdığı bir ortamda, böyle basit bir golle Beşiktaş’ın maça tutunmasını sağladık.
Oyun berabereyken takım değişiklik diye bağırırken, gol yiyene kadar beklemek tamamen hayal kırıklığıydı. Takım ikinci golü yediğinde ise defansif orta sahayı oyuna sürmeyi düşünmek bile akıl tutulmasıydı. Neyse ki Beşiktaş 10 kişi kaldı da bu oyuncu değişikliği iptal edildi.
Aslında bu maçtan alınacak en önemli ders şuydu: Rakip, uzatmalarla birlikte yaklaşık 20 dakika yata yata, oyunu soğuta soğuta maçı bitirdi.
Gelelim Antalya bölgesi hakemine… Bu sezon bu kadar yanlı maç yöneten bir hakem görmedim. Tüm takdir haklarını ev sahibi takım lehine kullandı; takımı resmen doğradı, önüne gelene kart çıkartarak elimizi kolumuzu bağladı. Beşiktaşlı oyuncular da bu durumu iyi değerlendirdi. Gözünün önündeki kırmızı kartlık pozisyonu bile süzemedi, diyelim.
Bu tabloyla Konyaspor, artık bırakın mağlubiyeti, beraberliğe bile tahammül edemeyeceği haftalara girmiş durumda. Artık kredi falan kalmadı.
Maçın sözü:
Aletler yeni olabilir ama anahtarı yanlış yere vuruyorsan, bozulan makine değil zamandır.